<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İş Hukuku arşivleri - KIZILDAĞ HUKUK B&Uuml;ROSU</title>
	<atom:link href="https://kizildaghukuk.com/makaleler/is-hukuku/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://kizildaghukuk.com/makaleler/is-hukuku/</link>
	<description>LL.M. Av. &#220;mit KIZILDAĞ</description>
	<lastBuildDate>Sat, 03 Oct 2026 15:06:59 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1.3</generator>

<image>
	<url>https://kizildaghukuk.com/wp-content/uploads/2026/08/muhur-site-simgesi-512-150x150.png</url>
	<title>İş Hukuku arşivleri - KIZILDAĞ HUKUK B&Uuml;ROSU</title>
	<link>https://kizildaghukuk.com/makaleler/is-hukuku/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>İşyerinde Mobbinge Uğruyorum, Ne Yapabilirim? (2026)</title>
		<link>https://kizildaghukuk.com/isyerinde-mobbinge-ugruyorum-ne-yapabilirim-2026/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 03 Oct 2026 15:06:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İş Hukuku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kizildaghukuk.com/?p=1187</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mobbing, işyerinde bir çalışana karşı sistematik, sürekli ve kasıtlı biçimde uygulanan psikolojik taciz, yıldırma ve dışlama davranışlarıdır. Mobbinge uğrayan işçi, [&#8230;]</p>
<p><a href="https://kizildaghukuk.com/isyerinde-mobbinge-ugruyorum-ne-yapabilirim-2026/">İşyerinde Mobbinge Uğruyorum, Ne Yapabilirim? (2026)</a> yazısı ilk önce <a href="https://kizildaghukuk.com">KIZILDAĞ HUKUK B&Uuml;ROSU</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph"><strong>Mobbing, işyerinde bir çalışana karşı sistematik, sürekli ve kasıtlı biçimde uygulanan psikolojik taciz, yıldırma ve dışlama davranışlarıdır. Mobbinge uğrayan işçi, iş sözleşmesini haklı nedenle feshederek kıdem tazminatına hak kazanır ve ayrıca manevi tazminat talep edebilir. Mobbing davalarında kesin ispat aranmaz; Yargıtay&#8217;ın yerleşik içtihadına göre kuvvetli emareler ve olayların bütününe dayalı yaklaşık ispat yeterlidir.</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">İşyerinde sürekli küçük düşürülmek, dışlanmak, kasıtlı olarak zor durumda bırakılmak çalışanların en çok yaşadığı ama en zor dile getirdiği sorunlardan biridir. Çoğu çalışan bu durumun bir adı ve hukuki karşılığı olduğunu bilmez, bildiğinde ise &#8220;nasıl ispatlarım&#8221; korkusuyla sessiz kalır. Oysa hukukumuz mobbinge karşı işçiye önemli haklar tanır ve ispat konusunda da işçi lehine bir yaklaşım benimser. Bu yazıda mobbingin ne olduğunu, hangi şartlarda mobbingden söz edilebileceğini, nasıl ispatlanacağını ve mobbinge uğrayan işçinin haklarını güncel Yargıtay kararları ışığında ele alıyoruz.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Mobbing (İşyerinde Psikolojik Taciz) Nedir?</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Mobbing, Türkçe karşılığıyla işyerinde psikolojik taciz, bir çalışana karşı işveren, amir ya da diğer çalışanlar tarafından uygulanan, onu yıldırmayı, dışlamayı ve işten ayrılmaya zorlamayı amaçlayan sistematik baskı davranışlarının bütünüdür. İşverenin işçiyi gözetme borcu ve çalışanın kişilik haklarını koruma yükümlülüğü, Türk Borçlar Kanunu&#8217;nun 417. maddesinde açıkça düzenlenmiştir. Buna göre işveren, işyerinde psikolojik tacizin önlenmesi için gerekli önlemleri almakla yükümlüdür. Mobbing yalnızca yöneticiden çalışana doğru değil, çalışanlar arasında da gerçekleşebilir; işverenin bunu bilip önlem almaması da sorumluluğunu doğurur. Mobbingin hedefi genellikle çalışanı bıktırıp kendi isteğiyle istifa etmeye zorlamaktır, böylece işveren tazminat ödemekten kaçınmayı umar.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Mobbingin Üç Şartı: Her Tartışma Mobbing Değildir</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Yargıtay, işyerinde yaşanan her gerginliği, tartışmayı ya da tek seferlik olumsuz davranışı mobbing olarak kabul etmez. Bir davranışın mobbing sayılabilmesi için üç unsurun bir arada bulunması gerekir. Birincisi sistematiklik, yani davranışların rastgele değil belirli bir düzen ve plan içinde olmasıdır. İkincisi süreklilik, yani davranışların tek seferlik olmayıp belirli bir zamana yayılarak tekrarlanmasıdır; Yargıtay uygulamasında genellikle belirli bir süre, çoğu zaman en az altı aylık bir süreklilik aranır. Üçüncüsü kasıt, yani davranışların bilinçli biçimde çalışanı yıldırma ve hedef alma amacı taşımasıdır. Bu üç unsur birlikte bulunmadığında, örneğin iki kişi arasındaki tek bir tartışma ya da geçici bir gerginlik mobbing olarak nitelendirilmez. Mobbing sayılan tipik davranışlara örnek olarak, çalışanın diğerlerinin önünde sürekli aşağılanması, uzmanlık alanı dışında anlamsız işlere sürülerek yalnızlaştırılması, bilgi ve kaynaklardan mahrum bırakılması, haksız yere sürekli olumsuz değerlendirilmesi ve fiziksel olarak izole edilmesi gösterilebilir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Mobbing Nasıl İspatlanır? Yaklaşık İspat Yeterlidir</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Mobbing davalarının en çok korkulan yönü ispattır, çünkü psikolojik taciz çoğu zaman tanıksız, kapalı kapılar ardında ve sinsi biçimde gerçekleşir. İşte bu noktada Yargıtay, işçiyi koruyan önemli bir ilke benimsemiştir. Mobbingin doğası gereği kesin ve tam ispatı çoğu zaman mümkün olmadığından, mobbing davalarında yaklaşık ispat yeterli görülür. Yani mahkemeyi tam olarak ikna edecek kesin deliller yerine, olayların bütününe bakıldığında mobbingin yaşandığına dair kuvvetli emarelerin, güçlü bir kanaat oluşturacak belirtilerin bulunması yeterlidir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi&#8217;nin 25 Şubat 2026 tarihli, 2025/10104 E., 2026/1705 K. sayılı kararında da, mobbing iddiasında katı bir ispat ölçüsü aramanın hatalı olduğu, ispat standardının işçi lehine esnetilerek yaklaşık ispatın yeterli görülmesi gerektiği vurgulanmıştır. İspatta kullanılabilecek deliller arasında tanık beyanları, e-posta ve mesaj yazışmaları, kamera görüntüleri, performans değerlendirme belgeleri ve psikolojik destek alındığını gösteren sağlık raporları yer alır. Bu delilleri zaman içinde biriktirmek, davanın kaderini belirler.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Mobbinge Uğrayan İşçinin Hakları</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Mobbinge uğradığını ispatlayan işçinin birkaç önemli hakkı vardır. Birincisi, iş sözleşmesini haklı nedenle feshetme hakkıdır. İş Kanunu&#8217;nun 24. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca işçi, iş sözleşmesini derhal ve haklı nedenle feshedebilir. Bu durumda en az bir yıllık kıdemi varsa kıdem tazminatına hak kazanır. Ancak feshi işçi yaptığı için ihbar tazminatı talep edemez. İkincisi, manevi tazminat hakkıdır. Mobbing kişilik haklarının ihlali niteliğinde olduğundan, işçi Türk Borçlar Kanunu&#8217;nun 58 ve 417. maddeleri uyarınca uğradığı üzüntü, elem ve psikolojik yıpranma karşılığında manevi tazminat isteyebilir. Üçüncüsü, mobbing nedeniyle somut bir maddi zarar doğmuşsa, örneğin tedavi ve ilaç masrafları ya da çalışma gücü kaybı varsa, bunların karşılığında maddi tazminat da talep edilebilir. Ayrıca fesih türünden bağımsız olarak, birikmiş fazla mesai, yıllık izin ve genel tatil alacakları da istenebilir. Önemli bir ayrıntı: işçi, işyerinde çalışmaya devam ederken de manevi tazminat davası açabilir, illa istifa etmesi gerekmez.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Mobbing İspatlanamazsa Ne Olur?</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Mobbing iddiası yeterli delille ya da kuvvetli emareyle desteklenemezse, manevi tazminat talebi reddedilebilir. Ancak burada işçi lehine önemli bir güvence vardır. Yargıtay&#8217;ın vurguladığı üzere, mobbing tam olarak ispatlanamasa bile, somut olayda işçinin çalışma koşullarında aleyhe esaslı bir değişiklik yapıldığı tespit edilirse, işçi yine haklı fesih hakkına sahip olabilir. Örneğin görev yerinin ya da unvanının haksız biçimde değiştirilmesi, ücretinin düşürülmesi gibi durumlar mobbing düzeyine ulaşmasa dahi başlı başına haklı fesih sebebi olabilir. Bu nedenle mobbing davalarında talepler, yalnızca mobbinge değil, varsa çalışma koşullarındaki esaslı değişikliğe de dayandırılarak kurulmalıdır.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Sık Yapılan Hatalar ve Pratik Tavsiyeler</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Mobbinge uğrayan çalışanların en sık yaptığı hata, hiçbir delil biriktirmeden ve aniden, öfkeyle istifa etmektir; bu, hem tazminat haklarını riske atar hem de ispatı zorlaştırır. İkinci hata, yaşananları yazılı hale getirmemek ve tanıklarla ilişkiyi korumamaktır. Üçüncü hata, psikolojik destek almaktan kaçınmak, dolayısıyla sağlık raporu gibi güçlü bir delilden yoksun kalmaktır. Pratik öneriler şöyle sıralanabilir. Mobbing davranışlarını tarih, saat ve içerik belirterek düzenli biçimde kaydedin. E-posta, mesaj ve yazışmaları saklayın. Durumu işverene ya da insan kaynaklarına yazılı olarak bildirin; bu hem çözüm şansı verir hem de delil oluşturur. Psikolojik olarak etkilendiyseniz bir uzmandan destek alın ve bunu belgeleyin. İstifa etmeden önce haklarınızı ve delil durumunuzu değerlendirin. Tazminat sürelerini kaçırmamak için sürecin başında hukuki destek alın.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Sıkça Sorulan Sorular</h2>



<h3 class="wp-block-heading">İşyerinde her tartışma mobbing midir?</h3>



<p class="wp-block-paragraph">Hayır. Bir davranışın mobbing sayılabilmesi için sistematik, sürekli ve kasıtlı olması, üç unsurun bir arada bulunması gerekir. Yargıtay uygulamasında genellikle en az altı aylık bir süreklilik aranır. Tek seferlik bir tartışma ya da geçici gerginlik mobbing sayılmaz.</p>



<h3 class="wp-block-heading">Mobbingi nasıl ispatlarım?</h3>



<p class="wp-block-paragraph">Mobbing davalarında kesin ispat aranmaz; Yargıtay&#8217;a göre kuvvetli emareler ve olayların bütününe dayalı yaklaşık ispat yeterlidir. Tanık beyanları, e-posta ve mesaj yazışmaları, kamera görüntüleri ve psikolojik destek alındığına dair sağlık raporları en önemli delillerdir.</p>



<h3 class="wp-block-heading">Mobbing nedeniyle hangi tazminatları alabilirim?</h3>



<p class="wp-block-paragraph">Mobbing nedeniyle iş sözleşmesini haklı nedenle feshederseniz, en az bir yıllık kıdeminiz varsa kıdem tazminatına hak kazanırsınız. Ayrıca kişilik haklarının ihlali nedeniyle manevi tazminat ve somut zararınız varsa maddi tazminat talep edebilirsiniz. Feshi siz yaptığınız için ihbar tazminatı istenemez.</p>



<h3 class="wp-block-heading">Çalışmaya devam ederken mobbing davası açabilir miyim?</h3>



<p class="wp-block-paragraph">Evet. Mobbing nedeniyle manevi tazminat davası açmak için mutlaka istifa etmeniz gerekmez. İşyerinde çalışmaya devam ederken de kişilik haklarınızın ihlali nedeniyle manevi tazminat davası açabilirsiniz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İşçinin haklı fesih hakkına dair bir başka değerlendirme için <a href="https://kizildaghukuk.com/calisma-kosullarinda-esasli-degisiklik/">çalışma koşullarında esaslı değişikliğe ilişkin yazımıza</a> göz atabilirsiniz.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Karar künyesi: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, T. 12.05.2026, E. 2026/1273, K. 2026/4383; ayrıca Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, T. 25.02.2026, E. 2025/10104, K. 2026/1705. İlgili mevzuat: 4857 sayılı İş Kanunu m. 24; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 58 ve 417. Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır, somut durumunuz için hukuki danışmanlık almanız önerilir.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İş hukukuna dair diğer yazılarımız için:</strong> <a href="https://kizildaghukuk.com/makaleler/is-hukuku/">İş Hukuku makaleleri</a></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Bu hukuki makale, İstanbul Barosu&#8217;na 42717 sicil numarasıyla kayıtlı Avukat Ümit Kızıldağ tarafından güncel mevzuata uygun olarak incelenmiş ve kaleme alınmıştır.</em></p>




<script type="application/ld+json">
{
  "@context": "https://schema.org",
  "@type": "FAQPage",
  "mainEntity": [
    {"@type": "Question", "name": "İşyerinde her tartışma mobbing midir?", "acceptedAnswer": {"@type": "Answer", "text": "Hayır. Bir davranışın mobbing sayılabilmesi için sistematik, sürekli ve kasıtlı olması gerekir. Yargıtay uygulamasında genellikle en az altı aylık süreklilik aranır. Tek seferlik tartışma ya da geçici gerginlik mobbing sayılmaz."}},
    {"@type": "Question", "name": "Mobbingi nasıl ispatlarım?", "acceptedAnswer": {"@type": "Answer", "text": "Mobbing davalarında kesin ispat aranmaz; Yargıtay'a göre kuvvetli emareler ve olayların bütününe dayalı yaklaşık ispat yeterlidir. Tanık, e-posta ve mesaj yazışmaları, kamera görüntüleri ve sağlık raporları en önemli delillerdir."}},
    {"@type": "Question", "name": "Mobbing nedeniyle hangi tazminatları alabilirim?", "acceptedAnswer": {"@type": "Answer", "text": "Haklı nedenle feshederseniz en az bir yıllık kıdeminiz varsa kıdem tazminatına hak kazanırsınız. Ayrıca manevi tazminat ve somut zararınız varsa maddi tazminat talep edebilirsiniz. Feshi siz yaptığınız için ihbar tazminatı istenemez."}},
    {"@type": "Question", "name": "Çalışmaya devam ederken mobbing davası açabilir miyim?", "acceptedAnswer": {"@type": "Answer", "text": "Evet. Mobbing nedeniyle manevi tazminat davası açmak için mutlaka istifa etmeniz gerekmez. İşyerinde çalışmaya devam ederken de kişilik haklarınızın ihlali nedeniyle manevi tazminat davası açabilirsiniz."}}
  ]
}
</script>

<p><a href="https://kizildaghukuk.com/isyerinde-mobbinge-ugruyorum-ne-yapabilirim-2026/">İşyerinde Mobbinge Uğruyorum, Ne Yapabilirim? (2026)</a> yazısı ilk önce <a href="https://kizildaghukuk.com">KIZILDAĞ HUKUK B&Uuml;ROSU</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İşe Gelmeyen İşçi Tazminatsız Çıkarılır mı? Devamsızlık ve Fesih (2026)</title>
		<link>https://kizildaghukuk.com/ise-gelmeyen-isci-tazminatsiz-cikarilir-mi-devamsizlik-ve-fesih-2026/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 18 Sep 2026 09:17:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İş Hukuku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kizildaghukuk.com/?p=1130</guid>

					<description><![CDATA[<p>İşe gelmeyen işçi, ancak belirli şartlar gerçekleşirse tazminatsız çıkarılabilir. İş Kanunu&#8217;na göre işçinin izinsiz ve mazeretsiz olarak ardı ardına iki [&#8230;]</p>
<p><a href="https://kizildaghukuk.com/ise-gelmeyen-isci-tazminatsiz-cikarilir-mi-devamsizlik-ve-fesih-2026/">İşe Gelmeyen İşçi Tazminatsız Çıkarılır mı? Devamsızlık ve Fesih (2026)</a> yazısı ilk önce <a href="https://kizildaghukuk.com">KIZILDAĞ HUKUK B&Uuml;ROSU</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph"><strong>İşe gelmeyen işçi, ancak belirli şartlar gerçekleşirse tazminatsız çıkarılabilir. İş Kanunu&#8217;na göre işçinin izinsiz ve mazeretsiz olarak ardı ardına iki iş günü, bir ayda iki kez tatil sonrası iş günü ya da bir ayda üç iş günü işe gelmemesi işverene haklı fesih hakkı verir. Ancak işverenin devamsızlığı usulüne uygun tutanakla belgelemesi ve işçiden savunma istemesi gerekir. Bu şartlar sağlanmazsa fesih haksız sayılır.</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">İşyerinde en çok tartışma yaratan konulardan biri devamsızlıktır. Bir işçi işe gelmediğinde işveren onu hemen tazminatsız çıkarabilir mi? Kaç günlük devamsızlık haklı fesih sayılır? İşçi mazeret bildirmişse durum değişir mi? Bu soruların cevabı hem işçiler hem işverenler için büyük önem taşır, çünkü yanlış atılan bir adım her iki taraf için de ciddi hak kayıplarına yol açar. Bu yazıda devamsızlık nedeniyle feshin şartlarını, kaç gün kuralını ve tutanak ile savunma usulünü güncel içtihat ışığında ele alıyoruz.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Devamsızlık Ne Zaman Haklı Fesih Sebebi Olur?</h2>



<p class="wp-block-paragraph">İş Kanunu&#8217;nun 25. maddesinin ikinci fıkrasının g bendi, devamsızlığı işverenin haklı fesih sebepleri arasında sayar. Buna göre işçinin, işverenden izin almaksızın ya da haklı bir mazerete dayanmaksızın işe gelmemesi belirli sınırları aşarsa, işveren iş sözleşmesini haklı nedenle, yani tazminatsız feshedebilir. Kanunun aradığı devamsızlık halleri üçtür. Birincisi, ardı ardına iki iş günü işe gelmemek. İkincisi, bir ay içinde iki kez, herhangi bir tatil gününden sonraki iş günü işe gelmemek. Üçüncüsü, bir ay içinde toplam üç iş günü işe gelmemek. Bu sınırlardan herhangi biri gerçekleştiğinde işverenin haklı fesih hakkı doğar. Ancak burada dikkat edilmesi gereken önemli bir ayrıntı vardır. Tek bir günlük devamsızlık ya da haklı bir mazerete dayanan devamsızlık, haklı fesih sebebi sayılmaz.</p>



<h2 class="wp-block-heading">&#8220;İki İş Günü&#8221; Nasıl Hesaplanır?</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Kanundaki ardı ardına iki iş günü ifadesi, takvim günü değil iş günü esasına göre hesaplanır. Bu ayrım uygulamada çok önemlidir. Örneğin işyerinde cumartesi çalışılmıyorsa, bir işçinin cuma ve onu takip eden pazartesi günü işe gelmemesi, kesintisiz iki iş günü devamsızlık sayılır. Arada geçen hafta sonu bu hesabı bölmez. Yani devamsızlık günlerinin arasına giren tatil günleri, iş günlerinin ardı ardına olma niteliğini ortadan kaldırmaz. Bu nedenle devamsızlığın haklı fesih oluşturup oluşturmadığı değerlendirilirken, işyerindeki çalışma düzeni ve hangi günlerin iş günü sayıldığı dikkatle incelenir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Tutanak ve Savunma: Usul Şartları</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Devamsızlık sebebiyle fesih yapabilmek için sadece işçinin gelmemiş olması yeterli değildir. İşverenin belirli usul kurallarına uyması gerekir. Öncelikle, işverenin devamsızlığı usulüne uygun bir tutanakla belgelemesi gerekir. Yargıtay uygulamasına göre bu tutanak, devamsızlığın yapıldığı gün düzenlenmeli ve en az iki tanığın imzasını taşımalıdır. Geriye dönük olarak, toplu biçimde sonradan düzenlenen tutanaklar geçersiz kabul edilebilir. İkinci olarak, işverenin işçiye ulaşarak devamsızlığının sebebini sorması, savunmasını istemesi beklenir. Uygulamada bu, çoğu zaman noter aracılığıyla gönderilen bir ihtarname ile yapılır. İşçiye mazeretini bildirmesi için makul bir süre tanınır. Bu usul adımları atılmadan yapılan fesih, devamsızlık gerçek olsa bile usulsüz sayılabilir ve işvereni tazminat ödemek zorunda bırakabilir. Ayrıca işveren, fesih sebebini öğrendiği tarihten itibaren altı iş günü içinde fesih hakkını kullanmalıdır, bu süre hak düşürücüdür.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Mazeret ve İspat: Kim Neyi Kanıtlar?</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Devamsızlık davalarında ispat konusu belirleyicidir. İşveren, işçinin işe gelmediğini tutanak, kayıt, tanık gibi delillerle ispatlamak zorundadır. Buna karşılık işçi, işe gelmemesinin haklı bir mazerete dayandığını, örneğin hastalık, ölüm, doğal afet ya da işverenin bilgisi dahilinde olduğunu ileri sürüyorsa, bu mazereti ispat yükü işçidedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu&#8217;nun 30 Eylül 2021 tarihli, 2018/761 E., 2021/1130 K. sayılı kararında da vurgulandığı üzere, devamsızlığın haklı nedenle fesih oluşturabilmesi için kanunda öngörülen sürelerin gerçekleşmesi gerekir ve devamsızlığın haklı bir sebebe dayandığını ileri süren işçi bunu ispatla yükümlüdür. Bu nedenle işçinin, mazeretini gösteren belgeleri, örneğin raporu ya da yazışmaları saklaması, işverenin ise tutanak ve tebligat sürecini eksiksiz yürütmesi kritik önem taşır.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Sık Yapılan Hatalar ve Pratik Tavsiyeler</h2>



<p class="wp-block-paragraph">İşverenlerin en sık yaptığı hata, devamsızlığı belgelemeden ya da savunma istemeden işçiyi çıkarmaktır. Tutanaksız ya da geriye dönük düzenlenmiş tutanağa dayanan fesihler, mahkemede usulsüz sayılır ve işveren kıdem ile ihbar tazminatı ödemek zorunda kalır. Bir diğer hata, altı iş günlük hak düşürücü sürenin kaçırılmasıdır. İşçilerin en sık yaptığı hata ise, haklı bir mazereti olduğu halde bunu işverene bildirmemek ve belgelememektir. Mazeretini zamanında ve yazılı olarak bildiren işçi, kendini korur. Pratik öneriler şöyle sıralanabilir. İşveren iseniz, devamsızlığı her gün ayrı tutanakla ve tanık imzalarıyla belgeleyin, işçiye savunma için noter ihtarnamesi gönderin, altı iş günlük süreye dikkat edin. İşçi iseniz, işe gelemeyeceğiniz durumu mutlaka önceden ve yazılı olarak bildirin, mazeretinizi gösteren belgeleri saklayın. Her iki taraf da sürecin başında hukuki destek almalıdır.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Sıkça Sorulan Sorular</h2>



<h3 class="wp-block-heading">Kaç gün devamsızlık işten çıkarılma sebebidir?</h3>



<p class="wp-block-paragraph">İşçinin izinsiz ve mazeretsiz olarak ardı ardına iki iş günü, bir ayda iki kez tatil sonrası iş günü ya da bir ayda toplam üç iş günü işe gelmemesi haklı fesih sebebidir. Tek günlük ya da mazeretli devamsızlık haklı fesih sayılmaz.</p>



<h3 class="wp-block-heading">İki iş günü nasıl hesaplanır?</h3>



<p class="wp-block-paragraph">Takvim günü değil iş günü esas alınır. Cumartesi çalışılmayan bir işyerinde cuma ve pazartesi işe gelmemek, kesintisiz iki iş günü devamsızlık sayılır. Arada kalan hafta sonu bu ardışıklığı bölmez.</p>



<h3 class="wp-block-heading">Devamsızlıkta tutanak ve savunma şart mı?</h3>



<p class="wp-block-paragraph">Evet. İşveren devamsızlığı, o gün düzenlenmiş ve en az iki tanık imzası taşıyan tutanakla belgelemeli, işçiden savunma istemelidir. Geriye dönük tutanak geçersiz sayılabilir. Bu usule uyulmadan yapılan fesih usulsüz olabilir.</p>



<h3 class="wp-block-heading">Devamsızlıktan çıkarılan işçi tazminat alır mı?</h3>



<p class="wp-block-paragraph">Usulüne uygun ve haklı bir devamsızlık feshinde işçi kıdem ve ihbar tazminatı alamaz. Ancak fesih usulsüzse ya da devamsızlık ispatlanamazsa, işçi bu tazminatlara hak kazanır ve işe iade davası açabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İşçinin ve işverenin fesih haklarına dair bir başka değerlendirme için <a href="https://kizildaghukuk.com/isyerinde-zarar-veren-isci/">işverenin haklı feshine ilişkin yazımıza</a> göz atabilirsiniz.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Karar künyesi: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, T. 30.09.2021, E. 2018/761, K. 2021/1130. İlgili mevzuat: 4857 sayılı İş Kanunu m. 25/II-g ve m. 26. Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır, somut uyuşmazlığınız için hukuki danışmanlık almanız önerilir.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İş hukukuna dair diğer yazılarımız için:</strong> <a href="https://kizildaghukuk.com/makaleler/is-hukuku/">İş Hukuku makaleleri</a></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Bu hukuki makale, İstanbul Barosu&#8217;na 42717 sicil numarasıyla kayıtlı Avukat Ümit Kızıldağ tarafından güncel mevzuata uygun olarak incelenmiş ve kaleme alınmıştır.</em></p>




<script type="application/ld+json">
{
  "@context": "https://schema.org",
  "@graph": [
    {
      "@type": "LegalArticle",
      "headline": "İşe Gelmeyen İşçi Tazminatsız Çıkarılır mı? Devamsızlık ve Fesih",
      "description": "Devamsızlık nedeniyle haklı fesih, İş Kanunu m.25/II-g, kaç gün kuralı, tutanak ve savunma şartı; Yargıtay HGK 30.09.2021 kararı.",
      "author": {"@type": "Person", "name": "Av. Ümit Kızıldağ"},
      "publisher": {"@type": "LegalService", "name": "Kızıldağ Hukuk Bürosu", "url": "https://kizildaghukuk.com"},
      "inLanguage": "tr-TR",
      "about": "Devamsızlık nedeniyle iş sözleşmesinin feshi"
    },
    {
      "@type": "FAQPage",
      "mainEntity": [
        {"@type": "Question", "name": "Kaç gün devamsızlık işten çıkarılma sebebidir?", "acceptedAnswer": {"@type": "Answer", "text": "İşçinin izinsiz ve mazeretsiz olarak ardı ardına iki iş günü, bir ayda iki kez tatil sonrası iş günü ya da bir ayda toplam üç iş günü işe gelmemesi haklı fesih sebebidir. Tek günlük ya da mazeretli devamsızlık haklı fesih sayılmaz."}},
        {"@type": "Question", "name": "İki iş günü nasıl hesaplanır?", "acceptedAnswer": {"@type": "Answer", "text": "Takvim günü değil iş günü esas alınır. Cumartesi çalışılmayan bir işyerinde cuma ve pazartesi işe gelmemek kesintisiz iki iş günü devamsızlık sayılır; arada kalan hafta sonu bu ardışıklığı bölmez."}},
        {"@type": "Question", "name": "Devamsızlıkta tutanak ve savunma şart mı?", "acceptedAnswer": {"@type": "Answer", "text": "Evet. İşveren devamsızlığı, o gün düzenlenmiş ve en az iki tanık imzası taşıyan tutanakla belgelemeli, işçiden savunma istemelidir. Geriye dönük tutanak geçersiz sayılabilir."}},
        {"@type": "Question", "name": "Devamsızlıktan çıkarılan işçi tazminat alır mı?", "acceptedAnswer": {"@type": "Answer", "text": "Usulüne uygun ve haklı bir devamsızlık feshinde işçi kıdem ve ihbar tazminatı alamaz. Ancak fesih usulsüzse ya da devamsızlık ispatlanamazsa işçi bu tazminatlara hak kazanır ve işe iade davası açabilir."}}
      ]
    }
  ]
}
</script>

<p><a href="https://kizildaghukuk.com/ise-gelmeyen-isci-tazminatsiz-cikarilir-mi-devamsizlik-ve-fesih-2026/">İşe Gelmeyen İşçi Tazminatsız Çıkarılır mı? Devamsızlık ve Fesih (2026)</a> yazısı ilk önce <a href="https://kizildaghukuk.com">KIZILDAĞ HUKUK B&Uuml;ROSU</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İşveren Görevimi ya da Yerimi Değiştirebilir mi? (2026)</title>
		<link>https://kizildaghukuk.com/calisma-kosullarinda-esasli-degisiklik/</link>
					<comments>https://kizildaghukuk.com/calisma-kosullarinda-esasli-degisiklik/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 12 Sep 2026 17:22:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İş Hukuku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kizildaghukuk.com/?p=1115</guid>

					<description><![CDATA[<p>İşveren; görevinizi, çalışma yerinizi, ücretinizi ya da diğer temel çalışma koşullarınızı tek taraflı ve esaslı biçimde değiştiremez. İş Kanunu&#8217;nun 22. [&#8230;]</p>
<p><a href="https://kizildaghukuk.com/calisma-kosullarinda-esasli-degisiklik/">İşveren Görevimi ya da Yerimi Değiştirebilir mi? (2026)</a> yazısı ilk önce <a href="https://kizildaghukuk.com">KIZILDAĞ HUKUK B&Uuml;ROSU</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph"><strong>İşveren; görevinizi, çalışma yerinizi, ücretinizi ya da diğer temel çalışma koşullarınızı tek taraflı ve esaslı biçimde değiştiremez. İş Kanunu&#8217;nun 22. maddesine göre böyle bir değişiklik için işverenin durumu size yazılı olarak bildirmesi ve altı işgünü içinde yazılı onayınızı alması gerekir. Onayınız alınmadan yapılan esaslı değişiklik sizi bağlamaz; kabul etmezseniz eski koşullarınız devam eder.</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Çalışanların en çok yaşadığı sorunlardan biri, işverenin bir gün gelip görev yerini, unvanını ya da çalışma koşullarını değiştirmesidir. Başka bir şubeye gönderilmek, unvanı düşürülmek, farklı ve daha ağır bir işe verilmek ya da ücretin düşürülmesi gibi durumlar sık yaşanır. Peki işveren bunu tek taraflı yapabilir mi? İşçinin onayı gerekir mi? Bu yazıda İş Kanunu&#8217;nun çalışma koşullarında esaslı değişikliğe ilişkin kurallarını ve işçinin haklarını güncel bir Yargıtay kararı ışığında ele alıyoruz.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Çalışma Koşullarında Esaslı Değişiklik Nedir?</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Çalışma koşulları, iş ilişkisinin temel unsurlarıdır. Ücret, görev tanımı, unvan, çalışma yeri, çalışma süresi ve benzeri hususlar bu kapsamdadır. Bu koşullar; iş sözleşmesiyle, sözleşmenin eki niteliğindeki personel yönetmelikleriyle ya da işyeri uygulamalarıyla belirlenir. Esaslı değişiklik ise, bu koşullarda işçinin durumunu önemli ölçüde etkileyen, çoğu zaman aleyhine sonuç doğuran değişikliktir. Örneğin işçinin başka bir ile tayin edilmesi, görevinin ve unvanının düşürülmesi, ücretinin azaltılması ya da vasıflı bir işten vasıfsız bir işe kaydırılması esaslı değişiklik sayılır. Bu tür değişiklikler, işverenin yönetim hakkının sınırını aşar ve özel bir usule tabidir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">İşveren Değişikliği Nasıl Yapabilir? Yazılı Onay Şartı</h2>



<p class="wp-block-paragraph">İş Kanunu&#8217;nun 22. maddesi çok nettir. İşveren, çalışma koşullarında esaslı bir değişikliği ancak durumu işçiye yazılı olarak bildirmek suretiyle yapabilir. Bu bildirime rağmen değişikliğin işçiyi bağlaması için, işçinin değişikliği altı işgünü içinde yazılı olarak kabul etmesi gerekir. İşçi bu süre içinde yazılı olarak kabul etmezse, değişiklik işçiyi bağlamaz. Yani sessiz kalmak ya da fiilen çalışmaya devam etmek kabul anlamına gelmez. Kabulün yazılı olması şarttır. İşverenin tek taraflı tasarrufuyla, işçinin yazılı onayı alınmadan yapılan esaslı değişiklikler geçersizdir. Bu kural, işçiyi işverenin tek taraflı ve keyfi değişikliklerine karşı koruyan temel bir güvencedir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">İşçi Değişikliği Kabul Etmezse Ne Olur?</h2>



<p class="wp-block-paragraph">İşçi, kendisine yazılı olarak bildirilen esaslı değişikliği altı işgünü içinde yazılı olarak kabul etmezse, iki sonuç ortaya çıkar. Birincisi, işçi eski çalışma koşullarında çalışmaya devam eder, çünkü değişiklik onu bağlamaz. İşveren, işçiyi eski koşullarda çalıştırmaya devam etmek zorundadır. İkincisi, işveren değişikliğin geçerli bir nedene dayandığını ileri sürerek iş sözleşmesini feshetme yoluna gidebilir, ancak bu durumda feshin geçerli nedene dayanıp dayanmadığı yargı denetimine tabidir. İşçi bu feshe karşı işe iade davası açabilir. Ayrıca işçi, esaslı değişikliğin kendisi için haklı fesih nedeni oluşturduğu durumlarda iş sözleşmesini haklı nedenle feshedip kıdem tazminatına hak kazanabilir. Görüldüğü gibi işçinin birden fazla koruma yolu vardır.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Güncel Yargıtay Kararı Ne Diyor?</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Yargıtay 9. Hukuk Dairesi&#8217;nin 22 Nisan 2026 tarihli kararına konu olan olayda, bir işçi işyerinde vasıflı bir işte çalışırken, yazılı muvafakati alınmadan farklı bir konumda çalıştırılmıştı. Mahkeme, İş Kanunu&#8217;nun 22. maddesini ve işyerinde yürürlükte olan toplu iş sözleşmesinin ilgili hükmünü birlikte değerlendirdi. Kararda vurgulanan ilke şudur: işverenin tek taraflı tasarruflarıyla işçinin durumunu kötüleştiren değişiklikler yapamayacağı, esaslı değişiklik için işçinin yazılı muvafakatinin şart olduğu ve altı işgünü içinde yazılı olarak kabul edilmeyen değişikliklerin işçiyi bağlamayacağıdır. Bu karar, işçinin çalışma koşullarının işverenin keyfine bırakılamayacağını bir kez daha ortaya koymuştur.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Sık Yapılan Hatalar ve Pratik Tavsiyeler</h2>



<p class="wp-block-paragraph">İşçilerin en sık yaptığı hata, kendilerine dayatılan esaslı değişikliğe itiraz etmeden fiilen uymaya başlamaktır. Uzun süre yeni koşullarda çalışmak, sonradan zımni kabul tartışmalarına yol açabilir. İşçi değişikliği kabul etmiyorsa, bunu açık ve yazılı biçimde ortaya koymalıdır. İşverenlerin en sık yaptığı hata ise, işçinin yazılı onayını almadan tek taraflı değişiklik yapıp bunun geçerli olduğunu sanmaktır. Böyle bir değişiklik işçiyi bağlamaz ve işvereni tazminat riskiyle karşı karşıya bırakır. Pratik öneriler şöyle sıralanabilir. Size bildirilen bir görev, yer ya da ücret değişikliğini değerlendirin, esaslı bir değişiklik mi diye bakın. Kabul etmiyorsanız, altı işgünü içinde yazılı olarak kabul etmediğinizi bildirin. Bildirimlerin ve yazışmaların bir kopyasını saklayın. Değişikliği haklı fesih nedeni sayıyorsanız, adımlarınızı doğru sırayla atmak için hukuki değerlendirme alın.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Sıkça Sorulan Sorular</h2>



<h3 class="wp-block-heading">İşveren çalışma yerimi tek taraflı değiştirebilir mi?</h3>



<p class="wp-block-paragraph">Çalışma yerinin değiştirilmesi esaslı bir değişiklikse, işveren bunu tek taraflı yapamaz. İş Kanunu m.22 gereği durumu yazılı bildirmesi ve işçinin altı işgünü içinde yazılı onayını alması gerekir. Onay alınmadan yapılan değişiklik işçiyi bağlamaz.</p>



<h3 class="wp-block-heading">Esaslı değişikliği kabul etmezsem ne olur?</h3>



<p class="wp-block-paragraph">Altı işgünü içinde yazılı olarak kabul etmezseniz değişiklik sizi bağlamaz ve eski koşullarınızda çalışmaya devam edersiniz. İşveren geçerli nedene dayanarak feshe giderse işe iade davası açabilir, bazı hallerde haklı nedenle feshedip kıdem tazminatı alabilirsiniz.</p>



<h3 class="wp-block-heading">Sessiz kalmam değişikliği kabul ettiğim anlamına gelir mi?</h3>



<p class="wp-block-paragraph">Hayır. Kanun, kabulün altı işgünü içinde yazılı olmasını şart koşar. Sessiz kalmak ya da yeni koşulda fiilen çalışmaya başlamak tek başına yazılı kabul yerine geçmez. Bu nedenle kabul etmediğinizi yazılı bildirmeniz önemlidir.</p>



<h3 class="wp-block-heading">Ücretin düşürülmesi esaslı değişiklik midir?</h3>



<p class="wp-block-paragraph">Evet. Ücretin düşürülmesi işçinin aleyhine esaslı bir değişikliktir ve işçinin yazılı onayı olmadan yapılamaz. Onay alınmadan yapılan ücret düşürme işçiyi bağlamaz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İşçinin fesih ve tazminat haklarına dair bir başka değerlendirme için <a href="https://kizildaghukuk.com/iscinin-hakli-feshi-kidem-tazminati/">işçinin haklı feshi ve kıdem tazminatına ilişkin yazımıza</a> göz atabilirsiniz.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Karar künyesi: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, T. 22.04.2026, E. 2026/2323, K. 2026/3670. İlgili mevzuat: 4857 sayılı İş Kanunu m. 22. Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır, somut uyuşmazlığınız için hukuki danışmanlık almanız önerilir.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İş hukukuna dair diğer yazılarımız için:</strong> <a href="https://kizildaghukuk.com/makaleler/is-hukuku/">İş Hukuku makaleleri</a></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Bu hukuki makale, İstanbul Barosu&#8217;na 42717 sicil numarasıyla kayıtlı Avukat Ümit Kızıldağ tarafından güncel mevzuata uygun olarak incelenmiş ve kaleme alınmıştır.</em></p>




<script type="application/ld+json">
{
  "@context": "https://schema.org",
  "@graph": [
    {
      "@type": "LegalArticle",
      "headline": "İşveren Görevimi ya da Yerimi Değiştirebilir mi?",
      "description": "Çalışma koşullarında esaslı değişiklik, İş Kanunu m.22, yazılı onay ve altı işgünü kuralı; Yargıtay 9. HD 22.04.2026 kararı.",
      "author": {"@type": "Person", "name": "Av. Ümit Kızıldağ"},
      "publisher": {"@type": "LegalService", "name": "Kızıldağ Hukuk Bürosu", "url": "https://kizildaghukuk.com"},
      "inLanguage": "tr-TR",
      "about": "Çalışma koşullarında esaslı değişiklik"
    },
    {
      "@type": "FAQPage",
      "mainEntity": [
        {"@type": "Question", "name": "İşveren çalışma yerimi tek taraflı değiştirebilir mi?", "acceptedAnswer": {"@type": "Answer", "text": "Çalışma yerinin değiştirilmesi esaslı bir değişiklikse işveren bunu tek taraflı yapamaz. İş Kanunu m.22 gereği durumu yazılı bildirmesi ve işçinin altı işgünü içinde yazılı onayını alması gerekir. Onay alınmadan yapılan değişiklik işçiyi bağlamaz."}},
        {"@type": "Question", "name": "Esaslı değişikliği kabul etmezsem ne olur?", "acceptedAnswer": {"@type": "Answer", "text": "Altı işgünü içinde yazılı kabul etmezseniz değişiklik sizi bağlamaz ve eski koşullarınızda çalışırsınız. İşveren geçerli nedene dayanarak feshe giderse işe iade davası açabilir, bazı hallerde haklı nedenle feshedip kıdem tazminatı alabilirsiniz."}},
        {"@type": "Question", "name": "Sessiz kalmam değişikliği kabul ettiğim anlamına gelir mi?", "acceptedAnswer": {"@type": "Answer", "text": "Hayır. Kanun kabulün altı işgünü içinde yazılı olmasını şart koşar. Sessiz kalmak ya da yeni koşulda çalışmaya başlamak tek başına yazılı kabul yerine geçmez."}},
        {"@type": "Question", "name": "Ücretin düşürülmesi esaslı değişiklik midir?", "acceptedAnswer": {"@type": "Answer", "text": "Evet. Ücretin düşürülmesi işçinin aleyhine esaslı bir değişikliktir ve işçinin yazılı onayı olmadan yapılamaz. Onay alınmadan yapılan ücret düşürme işçiyi bağlamaz."}}
      ]
    }
  ]
}
</script>

<p><a href="https://kizildaghukuk.com/calisma-kosullarinda-esasli-degisiklik/">İşveren Görevimi ya da Yerimi Değiştirebilir mi? (2026)</a> yazısı ilk önce <a href="https://kizildaghukuk.com">KIZILDAĞ HUKUK B&Uuml;ROSU</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://kizildaghukuk.com/calisma-kosullarinda-esasli-degisiklik/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İşten Çıkarken İmzalanan İbraname Geçerli mi? (2026)</title>
		<link>https://kizildaghukuk.com/ibraname-gecerli-mi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 12 Sep 2026 11:19:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İş Hukuku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kizildaghukuk.com/?p=1097</guid>

					<description><![CDATA[<p>İşten ayrılırken imzalanan ibraname, ancak kanunun aradığı şartları taşırsa geçerlidir. İbranın yazılı olması, sözleşmenin bitiminden en az bir ay sonra [&#8230;]</p>
<p><a href="https://kizildaghukuk.com/ibraname-gecerli-mi/">İşten Çıkarken İmzalanan İbraname Geçerli mi? (2026)</a> yazısı ilk önce <a href="https://kizildaghukuk.com">KIZILDAĞ HUKUK B&Uuml;ROSU</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph"><strong>İşten ayrılırken imzalanan ibraname, ancak kanunun aradığı şartları taşırsa geçerlidir. İbranın yazılı olması, sözleşmenin bitiminden en az bir ay sonra düzenlenmesi, alacağın türünü ve miktarını açıkça içermesi ve ödemenin banka üzerinden eksiksiz yapılması gerekir. Bu şartları taşımayan ya da baskı altında imzalatılan ibraname geçersizdir ve işçi haklarını yine talep edebilir.</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Çalışma hayatının en çok yanlış bilinen belgelerinden biri ibranamedir. Birçok işçi, işten ayrılırken önüne konulan ibranameyi okumadan imzalar ve böylece tüm haklarından vazgeçtiğini sanır. İşverenlerin bir kısmı da geçersiz bir ibranameye güvenerek işçilik alacaklarını ödemekten kurtulacağını düşünür. Oysa Türk Borçlar Kanunu, işçiyi korumak için ibranameyi çok sıkı şartlara bağlamıştır. Bu yazıda ibranamenin ne olduğunu, geçerli sayılması için gereken şartları ve geçersiz bir ibranameye rağmen işçinin haklarını nasıl alabileceğini güncel bir Yargıtay kararı ışığında ele alıyoruz.</p>



<h2 class="wp-block-heading">İbraname Nedir?</h2>



<p class="wp-block-paragraph">İbraname, işçinin işverenden olan alacaklarını aldığını ve işvereni ibra ettiğini, yani aklandığını gösteren belgedir. Uygulamada genellikle iş ilişkisi sona ererken, işçiye kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai, yıllık izin gibi alacaklarının ödendiğine dair imzalatılır. Amacı, tarafların hesaplaşmasını tamamlamaktır. Ancak ibraname işçi açısından çok riskli bir belgedir, çünkü imzalandığında işçinin haklarından vazgeçtiği sonucunu doğurabilir. Bu nedenle Türk Borçlar Kanunu, ibranameyi geçerli saymak için katı şartlar aramış ve işçiyi korumuştur.</p>



<h2 class="wp-block-heading">İbranamenin Geçerlilik Şartları Nelerdir?</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Türk Borçlar Kanunu&#8217;nun 420. maddesi, işçiyi ibra eden sözleşmenin geçerli olması için dört temel şart arar. Birincisi, ibra sözleşmesi yazılı olmalıdır. Sözlü ibra geçerli değildir. İkincisi, ibranın düzenlendiği tarih, iş sözleşmesinin sona ermesinden başlayarak en az bir ay sonra olmalıdır. Yani işten ayrılırken aynı gün imzalatılan ibraname bu şartı taşımaz. Üçüncüsü, ibranamede işçinin hangi alacağı için ne kadar ödeme yapıldığı, alacağın türü ve miktarı açıkça belirtilmelidir. Genel ve soyut ifadelerle, örneğin &#8220;tüm haklarımı aldım, hiçbir alacağım kalmamıştır&#8221; gibi kalıplarla yapılan ibra geçerli sayılmaz. Dördüncüsü, ödeme hak edilen tutarın tamamını karşılamalı ve banka aracılığıyla yapılmalıdır. Bu şartların tamamı bir arada bulunmadıkça ibraname geçerli olmaz.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Eksik Ödeme İçeren İbraname Ne Olur?</h2>



<p class="wp-block-paragraph">İbranamede yazan tutar, işçinin gerçek alacağından az ise durum farklı değerlendirilir. Bu halde ibraname, alacağı tamamen sona erdiren bir ibra değil, yapılan ödeme kadar makbuz hükmünde sayılır. Yani işçi, imzaladığı belgede yazan tutarı almış kabul edilir, ancak geri kalan alacağını istemeye devam edebilir. Bu, işçiyi koruyan önemli bir kuraldır. İşveren, gerçek alacağın altında bir ödeme yapıp ibraname imzalatarak işçinin tüm haklarını ortadan kaldıramaz. Ödenmeyen kısım için işçinin dava hakkı devam eder.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Baskı Altında İmzalanan İbraname: Yargıtay&#8217;dan Bir Örnek</h2>



<p class="wp-block-paragraph">İbranamenin serbest iradeyle imzalanması gerekir. Baskı, tehdit ya da zorlama altında alınan ibraname geçerli olmaz. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi&#8217;nin 31 Mart 2026 tarihli kararına konu olan olayda, yurt dışı şantiyesinde torna ustası olarak çalışan bir işçinin iş sözleşmesi sona erdirilmişti. İşçiye kısmi bir ödeme yapılmış, ancak işçi, pasaportunun kendisine verilmesi karşılığında ve işveren baskısı altında bir ibra sözleşmesi imzalatıldığını ileri sürmüştü. İşçi, buna rağmen kıdem ve ihbar tazminatı ile fazla çalışma ve tatil ücreti alacaklarını talep etti. Bu olayda görüldüğü gibi, işçinin pasaportu gibi temel bir belgeye ulaşabilmek için imzalamak zorunda kaldığı bir ibraname, serbest iradeyle imzalanmış sayılmaz. İbranamenin geçerliliği değerlendirilirken, imzalandığı koşullar ve işçinin gerçek iradesi mutlaka göz önüne alınır.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Sık Yapılan Hatalar ve Pratik Tavsiyeler</h2>



<p class="wp-block-paragraph">İşçilerin en sık yaptığı hata, işten ayrılırken önlerine konulan her belgeyi okumadan imzalamaktır. İbraname olduğunu fark etmeden imzalanan belgeler, sonradan ciddi hak kayıplarına yol açabilir. İşverenlerin en sık yaptığı hata ise, geçersiz bir ibranameye güvenmektir. Bir aylık süreye uyulmadan, banka ödemesi yapılmadan ya da genel ifadelerle düzenlenen ibraname, mahkemede geçersiz sayılır ve işveren alacakları ödemek zorunda kalır. İşçiler için öneriler şöyle sıralanabilir. İşten ayrılırken imzaladığınız belgelerin ne olduğunu mutlaka okuyun ve bir kopyasını saklayın. İbranamedeki tutarların gerçek alacağınızı karşılayıp karşılamadığını kontrol edin. Ödemenin banka üzerinden yapılıp yapılmadığına dikkat edin. Baskı altında imzaladığınızı düşünüyorsanız, imza atmış olmanız hakkınızı tümüyle kaybettiğiniz anlamına gelmez. İşverenler için öneri ise, ibranameyi kanunun aradığı şartlara tam uygun biçimde düzenlemektir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Sıkça Sorulan Sorular</h2>



<h3 class="wp-block-heading">İşten ayrılırken imzaladığım ibraname her zaman geçerli midir?</h3>



<p class="wp-block-paragraph">Hayır. İbranamenin geçerli olması için yazılı olması, sözleşmenin bitiminden en az bir ay sonra düzenlenmesi, alacağın tür ve miktarını açıkça içermesi ve ödemenin banka üzerinden tam yapılması gerekir. Bu şartları taşımayan ibraname geçersizdir.</p>



<h3 class="wp-block-heading">İşten ayrıldığım gün imzalatılan ibraname geçerli mi?</h3>



<p class="wp-block-paragraph">Hayır. Kanun, ibranın iş sözleşmesinin sona ermesinden en az bir ay sonra düzenlenmesini şart koşar. İşten ayrılışla aynı gün imzalatılan ibraname bu şartı taşımadığı için geçerli sayılmaz.</p>



<h3 class="wp-block-heading">İbranamede yazan tutar alacağımdan azsa ne olur?</h3>



<p class="wp-block-paragraph">Eksik ödeme içeren ibraname, alacağı tamamen sona erdirmez, sadece ödenen tutar kadar makbuz hükmündedir. İşçi geri kalan alacağını talep etmeye devam edebilir.</p>



<h3 class="wp-block-heading">Baskı altında imzalanan ibraname geçerli olur mu?</h3>



<p class="wp-block-paragraph">Hayır. İbranamenin serbest iradeyle imzalanması gerekir. Baskı, tehdit ya da zorlama altında, örneğin pasaportun verilmesi karşılığında imzalatılan ibraname geçerli sayılmaz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İşçinin fesih ve tazminat haklarına dair bir başka değerlendirme için <a href="https://kizildaghukuk.com/isyerinde-zarar-veren-isci/">işverenin haklı feshine ilişkin yazımıza</a> göz atabilirsiniz.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Karar künyesi: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, T. 31.03.2026, E. 2026/2820, K. 2026/2841. İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 420. Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır, somut uyuşmazlığınız için hukuki danışmanlık almanız önerilir.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İş hukukuna dair diğer yazılarımız için:</strong> <a href="https://kizildaghukuk.com/makaleler/is-hukuku/">İş Hukuku makaleleri</a></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Bu hukuki makale, İstanbul Barosu&#8217;na 42717 sicil numarasıyla kayıtlı Avukat Ümit Kızıldağ tarafından güncel mevzuata uygun olarak incelenmiş ve kaleme alınmıştır.</em></p>




<script type="application/ld+json">
{
  "@context": "https://schema.org",
  "@graph": [
    {
      "@type": "LegalArticle",
      "headline": "İşten Çıkarken İmzalanan İbraname Geçerli mi?",
      "description": "İbranamenin geçerlilik şartları (TBK m.420), bir aylık kural, eksik ödeme ve baskı altında ibra; Yargıtay 9. HD 31.03.2026 kararı.",
      "author": {"@type": "Person", "name": "Av. Ümit Kızıldağ"},
      "publisher": {"@type": "LegalService", "name": "Kızıldağ Hukuk Bürosu", "url": "https://kizildaghukuk.com"},
      "inLanguage": "tr-TR",
      "about": "İbranamenin geçerliliği"
    },
    {
      "@type": "FAQPage",
      "mainEntity": [
        {"@type": "Question", "name": "İşten ayrılırken imzaladığım ibraname her zaman geçerli midir?", "acceptedAnswer": {"@type": "Answer", "text": "Hayır. İbranamenin geçerli olması için yazılı olması, sözleşmenin bitiminden en az bir ay sonra düzenlenmesi, alacağın tür ve miktarını açıkça içermesi ve ödemenin banka üzerinden tam yapılması gerekir."}},
        {"@type": "Question", "name": "İşten ayrıldığım gün imzalatılan ibraname geçerli mi?", "acceptedAnswer": {"@type": "Answer", "text": "Hayır. Kanun, ibranın iş sözleşmesinin sona ermesinden en az bir ay sonra düzenlenmesini şart koşar. Aynı gün imzalatılan ibraname geçersizdir."}},
        {"@type": "Question", "name": "İbranamede yazan tutar alacağımdan azsa ne olur?", "acceptedAnswer": {"@type": "Answer", "text": "Eksik ödeme içeren ibraname alacağı tamamen sona erdirmez, sadece ödenen tutar kadar makbuz hükmündedir. İşçi kalan alacağını talep edebilir."}},
        {"@type": "Question", "name": "Baskı altında imzalanan ibraname geçerli olur mu?", "acceptedAnswer": {"@type": "Answer", "text": "Hayır. İbranamenin serbest iradeyle imzalanması gerekir. Baskı ya da zorlama altında, örneğin pasaport karşılığı imzalatılan ibraname geçerli sayılmaz."}}
      ]
    }
  ]
}
</script>

<p><a href="https://kizildaghukuk.com/ibraname-gecerli-mi/">İşten Çıkarken İmzalanan İbraname Geçerli mi? (2026)</a> yazısı ilk önce <a href="https://kizildaghukuk.com">KIZILDAĞ HUKUK B&Uuml;ROSU</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Taşeronda Çalışıyorum, Haklarımı Kimden İsterim? (2026)</title>
		<link>https://kizildaghukuk.com/muvazaali-taseronluk/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 11 Sep 2026 10:12:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İş Hukuku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kizildaghukuk.com/?p=1086</guid>

					<description><![CDATA[<p>Taşeron (alt işveren) şirket bünyesinde çalışıyor görünseniz de, yaptığınız iş asıl işverenin asıl ve sürekli işiyse ve bu iş yardımcı [&#8230;]</p>
<p><a href="https://kizildaghukuk.com/muvazaali-taseronluk/">Taşeronda Çalışıyorum, Haklarımı Kimden İsterim? (2026)</a> yazısı ilk önce <a href="https://kizildaghukuk.com">KIZILDAĞ HUKUK B&Uuml;ROSU</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph"><strong>Taşeron (alt işveren) şirket bünyesinde çalışıyor görünseniz de, yaptığınız iş asıl işverenin asıl ve sürekli işiyse ve bu iş yardımcı iş ya da uzmanlık gerektiren bir iş değilse, taşeronluk ilişkisi muvazaalı yani danışıklı sayılır. Bu durumda baştan itibaren asıl işverenin işçisi kabul edilirsiniz ve tüm işçilik haklarınızı doğrudan asıl işverenden de isteyebilirsiniz.</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Alt işveren, yani taşeron uygulaması, Türkiye&#8217;de çok yaygındır. Ancak bu uygulama bazen işçi haklarını dolanmak için bir kılıf olarak kullanılır. Gerçekte asıl işverenin işçisi olması gereken kişiler, kağıt üzerinde sürekli değişen taşeron şirketlerin işçisi gibi gösterilir. Peki hukuk bu duruma ne diyor? Taşeron işçisi haklarını kimden isteyebilir? Yargıtay 9. Hukuk Dairesi&#8217;nin 11 Mayıs 2026 tarihli kararı, muvazaalı taşeronluk konusunu ve işçinin haklarını net biçimde ortaya koyuyor.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Asıl İşveren ve Alt İşveren (Taşeron) İlişkisi Nedir?</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Asıl işveren, işi asıl yürüten ve işyerinin sahibi olan taraftır. Alt işveren yani taşeron ise, asıl işverenden belirli bir işi üstlenip kendi işçileriyle yapan taraftır. İş Kanunu bu ilişkiye izin verir, ancak sıkı sınırlar koyar. Bir işin taşerona verilebilmesi için o işin, asıl işin yardımcı işlerinden olması ya da işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren bir iş olması gerekir. Yani asıl işverenin asıl ve sürekli işi, kural olarak taşerona bölünüp verilemez. Bu sınır, işçi haklarının taşeronluk perdesi arkasında yok edilmesini önlemek için konulmuştur.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Taşeronluk Ne Zaman Muvazaalı Sayılır?</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Muvazaa, tarafların gerçek iradelerini gizleyerek görünüşte başka bir işlem yapmasıdır. Taşeronlukta muvazaa, gerçekte asıl işverenin işçisi olması gereken kişinin, kağıt üzerinde taşeron işçisi gibi gösterilmesidir. Bu davada işçi, bir kamu kurumunda triyaj bölümünde, görünüşte alt işveren şirketler bünyesinde çalışıyordu. Ancak yaptığı iş, kurumun asıl ve sürekli işiydi. Mahkeme şu tespiti yaptı: bu iş, asıl işin yardımcı işlerinden değildi ve teknolojik ya da uzmanlık gerektiren bir iş de değildi. Dolayısıyla kurum ile taşeron şirketler arasındaki hizmet alım sözleşmeleri muvazaalıydı. İşçinin sürekli değişen taşeron firmalarda çalışıyor gösterilmesi de bu muvazaayı güçlendiren bir işaretti.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Muvazaa Halinde İşçi Haklarını Kimden İster?</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Taşeronluk ilişkisi muvazaalı sayıldığında, sonuç işçi lehinedir. İşçi, baştan itibaren asıl işverenin işçisi kabul edilir. Yani kağıt üzerindeki taşeron şirketler yok sayılır ve işçinin muhatabı doğrudan asıl işveren de olur. Bu davada işçi, ilave tediye alacağını asıl işveren olan kurumdan almaya hak kazandı. Aynı ilke diğer işçilik alacakları için de geçerlidir. Kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai, yıllık izin ve diğer haklar, muvazaa halinde asıl işverenden de talep edilebilir. Ayrıca işçi, baştan itibaren asıl işverenin işçisi sayıldığı için, kıdem süresi de ilk işe başladığı tarihten itibaren hesaplanır. Bu, özellikle uzun yıllar taşeron firmalarda çalışmış işçiler için büyük önem taşır.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Sık Yapılan Hatalar ve Pratik Tavsiyeler</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Taşeron işçilerinin en sık yaptığı hata, sürekli değişen firmalar yüzünden kıdemlerinin sıfırlandığını ve haklarının kaybolduğunu sanmalarıdır. Oysa muvazaa varsa, kıdem ilk işe giriş tarihinden itibaren işler. İkinci yaygın hata, çalışma koşullarına dair delillerin saklanmamasıdır. Yapılan işin niteliği, kime bağlı çalışıldığı, talimatları kimin verdiği gibi hususlar muvazaanın ispatında belirleyicidir. Pratik öneriler şöyle sıralanabilir. Yaptığınız işin asıl işverenin sürekli işi olup olmadığını değerlendirin. Kime bağlı çalıştığınızı, talimatı kimden aldığınızı gösteren belgeleri ve tanıkları saklayın. Maaş bordrolarını, işe giriş çıkış kayıtlarını biriktirin. Muvazaa şüphesi varsa, haklarınızı asıl işverenden talep etmek için hukuki değerlendirme alın.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Sıkça Sorulan Sorular</h2>



<h3 class="wp-block-heading">Taşeron işçisi haklarını asıl işverenden isteyebilir mi?</h3>



<p class="wp-block-paragraph">Taşeronluk ilişkisi muvazaalıysa evet. Yani yaptığınız iş asıl işverenin asıl ve sürekli işiyse ve yardımcı iş ya da uzmanlık işi değilse, baştan itibaren asıl işverenin işçisi sayılır ve tüm haklarınızı alt işveren ile birlikte asıl işverenden de isteyebilirsiniz.</p>



<h3 class="wp-block-heading">Taşeronluk ne zaman muvazaalı sayılır?</h3>



<p class="wp-block-paragraph">Asıl işverenin asıl ve sürekli işi, yardımcı iş ya da uzmanlık gerektiren iş olmadığı halde taşerona verilmişse muvazaa vardır. İşçinin sürekli değişen taşeron firmalarda gösterilmesi de bunu güçlendirir.</p>



<h3 class="wp-block-heading">Muvazaada kıdem süresi nasıl hesaplanır?</h3>



<p class="wp-block-paragraph">İşçi baştan itibaren asıl işverenin işçisi sayıldığı için, kıdem süresi ilk işe başladığı tarihten itibaren hesaplanır. Taşeron firmaların değişmesi kıdemi sıfırlamaz.</p>



<h3 class="wp-block-heading">Muvazaa nasıl ispatlanır?</h3>



<p class="wp-block-paragraph">Yapılan işin asıl iş olup olmadığı, talimatların kimden alındığı, denetimi kimin yaptığı gibi hususlarla ispatlanır. Bordrolar, işe giriş kayıtları ve tanık beyanları önemli delillerdir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İşçinin fesih ve tazminat haklarına dair bir başka değerlendirme için <a href="https://kizildaghukuk.com/iscinin-hakli-feshi-kidem-tazminati/">işçinin haklı feshi ve kıdem tazminatına ilişkin yazımıza</a> göz atabilirsiniz.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Karar künyesi: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, T. 11.05.2026, E. 2026/1706, K. 2026/4304. Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır, somut uyuşmazlığınız için hukuki danışmanlık almanız önerilir.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Bu hukuki makale, İstanbul Barosu&#8217;na 42717 sicil numarasıyla kayıtlı Avukat Ümit Kızıldağ tarafından güncel mevzuata uygun olarak incelenmiş ve kaleme alınmıştır.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İş hukukuna dair diğer yazılarımız için:</strong> <a href="https://kizildaghukuk.com/makaleler/is-hukuku/">İş Hukuku makaleleri</a></p>




<script type="application/ld+json">
{
  "@context": "https://schema.org",
  "@graph": [
    {
      "@type": "LegalArticle",
      "headline": "Taşeronda Çalışıyorum, Haklarımı Kimden İsterim?",
      "description": "Muvazaalı taşeronluk, asıl işverenin sorumluluğu ve işçinin hakları; Yargıtay 9. HD'nin 11 Mayıs 2026 kararı.",
      "author": {"@type": "Person", "name": "Av. Ümit Kızıldağ"},
      "publisher": {"@type": "LegalService", "name": "Kızıldağ Hukuk Bürosu", "url": "https://kizildaghukuk.com"},
      "inLanguage": "tr-TR",
      "about": "Muvazaalı taşeronluk ve asıl işveren sorumluluğu"
    },
    {
      "@type": "FAQPage",
      "mainEntity": [
        {"@type": "Question", "name": "Taşeron işçisi haklarını asıl işverenden isteyebilir mi?", "acceptedAnswer": {"@type": "Answer", "text": "Taşeronluk ilişkisi muvazaalıysa evet. Yaptığınız iş asıl işverenin asıl ve sürekli işiyse ve yardımcı iş ya da uzmanlık işi değilse, baştan itibaren asıl işverenin işçisi sayılır ve tüm haklarınızı asıl işverenden isteyebilirsiniz."}},
        {"@type": "Question", "name": "Taşeronluk ne zaman muvazaalı sayılır?", "acceptedAnswer": {"@type": "Answer", "text": "Asıl işverenin asıl ve sürekli işi, yardımcı iş ya da uzmanlık gerektiren iş olmadığı halde taşerona verilmişse muvazaa vardır. İşçinin sürekli değişen taşeron firmalarda gösterilmesi de bunu güçlendirir."}},
        {"@type": "Question", "name": "Muvazaada kıdem süresi nasıl hesaplanır?", "acceptedAnswer": {"@type": "Answer", "text": "İşçi baştan itibaren asıl işverenin işçisi sayıldığı için kıdem süresi ilk işe başladığı tarihten itibaren hesaplanır. Taşeron firmaların değişmesi kıdemi sıfırlamaz."}},
        {"@type": "Question", "name": "Muvazaa nasıl ispatlanır?", "acceptedAnswer": {"@type": "Answer", "text": "Yapılan işin asıl iş olup olmadığı, talimatların kimden alındığı, denetimi kimin yaptığı gibi hususlarla ispatlanır. Bordrolar, işe giriş kayıtları ve tanık beyanları önemli delillerdir."}}
      ]
    }
  ]
}
</script>

<p><a href="https://kizildaghukuk.com/muvazaali-taseronluk/">Taşeronda Çalışıyorum, Haklarımı Kimden İsterim? (2026)</a> yazısı ilk önce <a href="https://kizildaghukuk.com">KIZILDAĞ HUKUK B&Uuml;ROSU</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İşyerinde Zarar Veren İşçi Tazminatsız Çıkarılır mı? (2026)</title>
		<link>https://kizildaghukuk.com/isverenin-hakli-feshi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 11 Sep 2026 10:01:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İş Hukuku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kizildaghukuk.com/?p=1083</guid>

					<description><![CDATA[<p>İşyerinde bir makineye veya mala zarar veren işçi, ancak işveren bu zararı ve işçinin kusurunu somut delille, örneğin bilirkişi raporuyla [&#8230;]</p>
<p><a href="https://kizildaghukuk.com/isverenin-hakli-feshi/">İşyerinde Zarar Veren İşçi Tazminatsız Çıkarılır mı? (2026)</a> yazısı ilk önce <a href="https://kizildaghukuk.com">KIZILDAĞ HUKUK B&Uuml;ROSU</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph"><strong>İşyerinde bir makineye veya mala zarar veren işçi, ancak işveren bu zararı ve işçinin kusurunu somut delille, örneğin bilirkişi raporuyla ispatlarsa tazminatsız (haklı nedenle) çıkarılabilir. İşveren kusuru ve zararı ispatlayamazsa fesih haklı sayılmaz ve işçi kıdem ile ihbar tazminatına hak kazanır. Ayrıca kullanılmayan yıllık izin ücreti, ödendiği ispatlanmadıkça işçiye ödenir.</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir işçinin işyerinde makineye ya da mala zarar vermesi durumunda işverenin onu tazminatsız işten çıkarıp çıkaramayacağı, iş hukukunun en çok tartışılan konularından biridir. İşveren zararı gerekçe göstererek işçiyi kapının önüne koyabilir mi, yoksa bunun belirli şartları mı vardır? Yargıtay 9. Hukuk Dairesi&#8217;nin 3 Şubat 2026 tarihli kararı, bu sorunun cevabını hem işçi hem işveren açısından net biçimde ortaya koyuyor.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Karara Konu Olan Olay</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Bir işçi, 2008 yılından itibaren bir işyerinde CNC operatörü olarak çalışıyordu. Çalıştığı tezgahta bir hasar meydana geldi. İşveren, bu hasardan işçiyi sorumlu tutarak iş sözleşmesini haklı nedenle, yani tazminat ödemeden feshetti. İşçi ise feshin haksız olduğunu, hasarın kendi kusuruyla meydana gelmediğini, üstelik eğitimi ve bilgisi olmadığı bir tezgaha görevlendirildiğini ve durumu ustabaşına bildirdiğini ileri sürdü. İşçi kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve kullanmadığı yıllık izin ücreti gibi alacaklarını talep etti. İşveren ise karşı dava açarak, işçinin kusurlu olduğunun bilirkişi raporuyla tespit edildiğini ve zararın işçiden tahsilini istedi.</p>



<h2 class="wp-block-heading">İşveren İşçiyi Ne Zaman Tazminatsız Çıkarabilir?</h2>



<p class="wp-block-paragraph">İş Kanunu, işverene belirli hallerde iş sözleşmesini haklı nedenle derhal feshetme hakkı tanır. Bunlardan biri, işçinin kendi isteğiyle veya ihmaliyle işyerinde otuz günlük ücretini aşan bir zarara yol açmasıdır. Ancak bu hakkın kullanılabilmesi için işverenin iki şeyi ispatlaması gerekir. Birincisi, işçinin bu zarara neden olduğu, yani kusuru. İkincisi, zararın miktarı. Bu ispat çoğu zaman bilirkişi incelemesiyle yapılır. İşveren işçinin kusurunu ve zararı somut biçimde ortaya koyamazsa, fesih haklı sayılmaz. Bu davada mahkeme, bilirkişi raporuyla işçinin kusurunun ve zararın tespit edildiğini kabul etti ve işverenin feshini haklı buldu. Bu nedenle işçi kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanamadı.</p>



<h2 class="wp-block-heading">İspat Yükü Kimdedir?</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Haklı fesih iddiasında ispat yükü işverendedir. İşveren, işçinin zarara yol açtığını ve bu zararın miktarını kanıtlamak zorundadır. Sadece iddia etmek yeterli değildir. Uygulamada bu ispat, olay yeri tespiti, tanık beyanları ve özellikle bilirkişi raporlarıyla sağlanır. Bilirkişi, hem işçinin kusur oranını hem de meydana gelen zararın miktarını değerlendirir. Bu davada belirleyici olan da bilirkişi raporu olmuştur. Öte yandan işçinin talep ettiği yıllık izin ücreti bakımından ispat yükü işverendedir. İşveren, işçinin yıllık izinlerini kullandığını ya da karşılığını ödediğini ispatlayamazsa, kullanılmayan yıllık izin ücretini işçiye ödemek zorundadır. Nitekim bu davada da işçi, haklı feshe rağmen yıllık izin ücretini almaya hak kazanmıştır.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Sık Yapılan Hatalar ve Pratik Tavsiyeler</h2>



<p class="wp-block-paragraph">İşverenlerin en sık yaptığı hata, işçiyi bir zarar gerekçesiyle tazminatsız çıkarırken kusur ve zararı belgelemeden hareket etmektir. İspatlanamayan bir fesih, sonradan işçinin tüm tazminatlarını ödemek zorunda kalmakla sonuçlanır. İşçilerin en sık yaptığı hata ise, haklı feshe uğradıklarında yıllık izin, fazla mesai gibi diğer alacaklarını hiç talep etmemektir. Oysa haklı fesih, bu alacakların tamamını ortadan kaldırmaz. İşverenler için pratik öneri, zarar durumunda derhal tespit yaptırmak, olayı tutanakla ve tanıkla belgelemek ve mümkünse teknik rapor aldırmaktır. İşçiler için öneri ise, kusurun kendilerine ait olmadığını gösteren delilleri saklamak ve haklı feshe uğrasalar bile diğer işçilik alacaklarını mutlaka talep etmektir. Her iki taraf için de sürecin başında hukuki destek almak belirleyicidir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Sıkça Sorulan Sorular</h2>



<h3 class="wp-block-heading">İşyerinde makineye zarar veren işçi tazminatsız çıkarılabilir mi?</h3>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak işveren işçinin kusurunu ve zararın miktarını somut delille, genellikle bilirkişi raporuyla ispatlarsa. Zarar işçinin ücretinin otuz günlük tutarını aşıyorsa ve kusur ispatlanırsa fesih haklı sayılır. İspat edilemezse işçi tazminata hak kazanır.</p>



<h3 class="wp-block-heading">Haklı fesihte ispat yükü kimdedir?</h3>



<p class="wp-block-paragraph">İspat yükü işverendedir. İşveren hem işçinin kusurunu hem de zararın miktarını kanıtlamak zorundadır. Sadece iddia yeterli değildir, çoğunlukla bilirkişi raporu gerekir.</p>



<h3 class="wp-block-heading">Haklı fesihte işçi yıllık izin ücretini alabilir mi?</h3>



<p class="wp-block-paragraph">Evet. Haklı fesih, kullanılmayan yıllık izin ücretini ortadan kaldırmaz. İşveren izinlerin kullandırıldığını ya da ödendiğini ispatlayamazsa, bu ücreti işçiye ödemek zorundadır.</p>



<h3 class="wp-block-heading">İşçi haklı fesihte hangi haklarını kaybeder?</h3>



<p class="wp-block-paragraph">İşçi, haklı fesih halinde kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanamaz. Ancak ücret, fazla mesai, yıllık izin, tatil ücreti gibi çalışma karşılığı doğan alacaklarını talep edebilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İşçinin fesih ve tazminat haklarına dair bir başka değerlendirme için <a href="https://kizildaghukuk.com/iscinin-hakli-feshi-kidem-tazminati/">işçinin haklı feshi ve kıdem tazminatına ilişkin yazımıza</a> göz atabilirsiniz.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Karar künyesi: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, T. 03.02.2026. Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır, somut uyuşmazlığınız için hukuki danışmanlık almanız önerilir. Hazırlayan: Av. Ümit Kızıldağ, Kızıldağ Hukuk Bürosu.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İş hukukuna dair diğer yazılarımız için:</strong> <a href="https://kizildaghukuk.com/makaleler/is-hukuku/">İş Hukuku makaleleri</a></p>




<script type="application/ld+json">
{
  "@context": "https://schema.org",
  "@graph": [
    {
      "@type": "LegalArticle",
      "headline": "İşyerinde Zarar Veren İşçi Tazminatsız Çıkarılır mı?",
      "description": "İşverenin haklı feshi, kusur ve zararın ispatı, yıllık izin ücreti; Yargıtay 9. HD'nin 3 Şubat 2026 kararı.",
      "author": {"@type": "Person", "name": "Av. Ümit Kızıldağ"},
      "publisher": {"@type": "LegalService", "name": "Kızıldağ Hukuk Bürosu", "url": "https://kizildaghukuk.com"},
      "inLanguage": "tr-TR",
      "about": "İşverenin haklı feshi"
    },
    {
      "@type": "FAQPage",
      "mainEntity": [
        {"@type": "Question", "name": "İşyerinde makineye zarar veren işçi tazminatsız çıkarılabilir mi?", "acceptedAnswer": {"@type": "Answer", "text": "Ancak işveren işçinin kusurunu ve zararın miktarını somut delille, genellikle bilirkişi raporuyla ispatlarsa. Zarar işçinin otuz günlük ücretini aşıyorsa ve kusur ispatlanırsa fesih haklı sayılır. İspat edilemezse işçi tazminata hak kazanır."}},
        {"@type": "Question", "name": "Haklı fesihte ispat yükü kimdedir?", "acceptedAnswer": {"@type": "Answer", "text": "İspat yükü işverendedir. İşveren hem işçinin kusurunu hem de zararın miktarını kanıtlamak zorundadır, çoğunlukla bilirkişi raporu gerekir."}},
        {"@type": "Question", "name": "Haklı fesihte işçi yıllık izin ücretini alabilir mi?", "acceptedAnswer": {"@type": "Answer", "text": "Evet. Haklı fesih kullanılmayan yıllık izin ücretini ortadan kaldırmaz. İşveren izinlerin kullandırıldığını ya da ödendiğini ispatlayamazsa bu ücreti öder."}},
        {"@type": "Question", "name": "İşçi haklı fesihte hangi haklarını kaybeder?", "acceptedAnswer": {"@type": "Answer", "text": "İşçi haklı fesih halinde kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanamaz. Ancak ücret, fazla mesai, yıllık izin, tatil ücreti gibi çalışma karşılığı doğan alacaklarını talep edebilir."}}
      ]
    }
  ]
}
</script>

<p><a href="https://kizildaghukuk.com/isverenin-hakli-feshi/">İşyerinde Zarar Veren İşçi Tazminatsız Çıkarılır mı? (2026)</a> yazısı ilk önce <a href="https://kizildaghukuk.com">KIZILDAĞ HUKUK B&Uuml;ROSU</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İşe İade Davasını Kazandım ama İşveren Beni İşe Başlatmıyor, Hakkım Ne? (2026 Yargıtay Kararı)</title>
		<link>https://kizildaghukuk.com/ise-iade-kazandim-ise-baslatilmama/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 28 Aug 2026 12:40:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İş Hukuku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kizildaghukuk.com/?p=1065</guid>

					<description><![CDATA[<p>İşe iade davasını kazanmak çoğu işçi için bir zaferdir. Ancak asıl mesele davadan sonra başlar. İşveren, davayı kaybettikten sonra işçiyi [&#8230;]</p>
<p><a href="https://kizildaghukuk.com/ise-iade-kazandim-ise-baslatilmama/">İşe İade Davasını Kazandım ama İşveren Beni İşe Başlatmıyor, Hakkım Ne? (2026 Yargıtay Kararı)</a> yazısı ilk önce <a href="https://kizildaghukuk.com">KIZILDAĞ HUKUK B&Uuml;ROSU</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">İşe iade davasını kazanmak çoğu işçi için bir zaferdir. Ancak asıl mesele davadan sonra başlar. İşveren, davayı kaybettikten sonra işçiyi gerçekten eski işine geri almak zorunda mıdır? Yoksa işçiyi başka bir şehre ya da bambaşka bir göreve göndererek işe başlatmış gibi mi görünebilir? Yargıtay 9. Hukuk Dairesi&#8217;nin 16 Nisan 2026 tarihli, 2026/2552 E., 2026/3254 K. kararı, işe iade sürecinin en çok karıştırılan bu aşamasına ışık tutuyor.</p>



<h2 class="wp-block-heading">1. Karara Konu Olan Olay</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Bir işçinin iş sözleşmesi haksız ve geçersiz biçimde feshedildi. İşçi işe iade davası açtı ve davayı kazandı, karar kesinleşti. Bunun üzerine işçi, kanunda öngörülen süre içinde işverene başvurarak işe iadesini talep etti. İşveren de işçiyi işe davet etti. Ancak burada bir sorun ortaya çıktı. İşçi belirtilen gün ve saatte işyerinde hazır bulunmasına rağmen, eski işinde ve unvanında çalıştırılmadı. Bunun yerine, son görev yerinden alınıp başka bir şehirde görevlendirildi. İşçi, bu davetin gerçek bir işe başlatma amacı taşımadığını, kendisini yıldırıp ayrılmaya zorlamak için yapıldığını ileri sürerek işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücreti gibi haklarını talep etti.</p>



<h2 class="wp-block-heading">2. İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemesi Süreci</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Uyuşmazlığın özü, işçinin işe başlatılma talebinin samimi, işverenin işe davetinin ise ciddi olup olmadığıydı. Mahkeme, işçinin eski işine ve unvanına uygun biçimde değil de başka bir şehre görevlendirilmesini değerlendirdi. Bu görevlendirmenin, işçiyi gerçekten işe almak amacıyla değil, biçimsel bir davetle yükümlülükten kurtulmak için yapıldığı sonucuna varıldı. İşçi lehine karar verildi. Davalı işveren bu kararı istinaf ve ardından temyiz yoluna taşıdı.</p>



<h2 class="wp-block-heading">3. Yargıtay&#8217;ın Kararı ve Gerekçesi</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 16 Nisan 2026 tarihli kararıyla işçi lehine verilen Bölge Adliye Mahkemesi kararını onadı ve hüküm kesinleşti. Dairenin benimsediği ilke şudur: işe iade davasını kazanan işçiyi, işveren gerçek anlamda ve eski çalışma koşullarına uygun biçimde işe başlatmak zorundadır. İşe davetin geçerli sayılabilmesi için ciddi ve samimi olması gerekir. İşçiyi eski işi ve unvanı yerine, kabul etmesi güç olacak şekilde başka bir şehre ya da bambaşka bir göreve göndermek, gerçek bir işe başlatma iradesi taşımaz. Böyle bir davet, biçimsel olarak yapılmış olsa bile işçiyi işe başlatmama sonucunu doğurur. Bu durumda işçi, işe başlatmama tazminatına ve boşta geçen süreye ilişkin haklarına kavuşur.</p>



<h2 class="wp-block-heading">4. İlgili Hukuki İlke: İşe İade Sonrası Süreç ve İşe Başlatmama Tazminatı</h2>



<p class="wp-block-paragraph">İş Kanunu&#8217;na göre, iş güvencesi kapsamındaki bir işçinin sözleşmesi geçersiz nedenle feshedilirse, işçi işe iade davası açabilir. Davayı kazanan işçi, kararın kesinleşmesinden itibaren on iş günü içinde işverene başvurarak işe iadesini istemek zorundadır. İşveren, bu başvuru üzerine işçiyi bir ay içinde işe başlatmakla yükümlüdür. İşveren işçiyi işe başlatmazsa, işçiye en az dört, en çok sekiz aylık ücreti tutarında işe başlatmama tazminatı ödemek zorundadır. Ayrıca işçi, kararın kesinleşmesine kadar boşta geçen sürenin en çok dört aya kadarki ücretine de hak kazanır. Burada kritik nokta şudur: işverenin işe daveti gerçek ve ciddi olmalıdır. İşçiyi eski işine değil de fiilen kabul edemeyeceği koşullara çağırmak, işe başlatmama olarak değerlendirilir. Aynı şekilde işçinin de başvurusunun samimi olması, yani gerçekten çalışmak amacı taşıması gerekir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">5. Yapılan En Yaygın Hata</h2>



<p class="wp-block-paragraph">İşçilerin en sık yaptığı hata, işe iade davasını kazanınca sürecin bittiğini sanmaktır. Oysa asıl haklar, kesinleşen kararın ardından süresinde yapılan başvuru ile doğar. On iş günlük başvuru süresi kaçırılırsa, işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücreti gibi haklar kaybedilebilir. İşverenlerin yaptığı yaygın hata ise, işçiyi biçimsel olarak işe davet edip gerçek anlamda başlatmamaktır. İşçiyi eski işine değil de uzak bir şehre ya da alakasız bir göreve göndererek işten soğutmaya çalışmak, mahkemece işe başlatmama olarak kabul edilir ve tazminat yükümlülüğü doğurur. Bir diğer hata, işe davetin ve başvurunun yazılı ve belgeli yapılmamasıdır. Davetin içeriği, görev yeri ve şartları, ileride bu davetin ciddi olup olmadığının değerlendirilmesinde belirleyici olur.</p>



<h2 class="wp-block-heading">6. Pratik Tavsiyeler</h2>



<ul class="wp-block-list">
<li>İşe iade davasını kazandıktan sonra, kararın kesinleşmesini takip eden on iş günü içinde işverene mutlaka yazılı olarak başvurun. Bu süre çok önemlidir.</li>
<li>İşe davet edildiğinizde, sizi eski işinize ve unvanınıza uygun koşullarla mı çağırdıklarına dikkat edin. Uzak bir şehre ya da alakasız bir göreve yönlendirme, gerçek bir davet olmayabilir.</li>
<li>Başvurunuzu ve işverenin davetini yazılı ve belgeli tutun. Davetin içeriği ileride belirleyici olur.</li>
<li>İşveren sizi gerçek anlamda işe başlatmıyorsa, işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücreti gibi haklarınızı talep edebilirsiniz.</li>
<li>İşe iade sürecinin bu aşaması teknik olduğundan, başvuru öncesi ve sonrasında hukuki destek almak hak kaybını önler.</li>
</ul>



<h2 class="wp-block-heading">7. Sonuç ve İş Hukuku Avukatı Değerlendirmesi</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Bu karar, işe iade davasını kazanmanın tek başına yeterli olmadığını, asıl belirleyici olanın sonrasındaki süreç olduğunu gösteriyor. İşveren, davayı kaybettikten sonra işçiyi gerçek anlamda ve eski koşullarına uygun biçimde işe başlatmak zorundadır. İşçiyi başka bir şehre ya da kabul edemeyeceği bir göreve çağırmak, biçimsel bir davet olsa da işe başlatmama sayılır ve tazminat doğurur. İşçinin de bu haklara kavuşmak için başvuru süresine ve şekline dikkat etmesi gerekir. İşe iade süreci, baştan sona doğru yönetilmesi gereken teknik bir süreçtir. Bu nedenle, hem başvuru hem de sonrasında atılacak adımlar için erken bir hukuki değerlendirme almak, hakların tam olarak korunmasını sağlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İşçinin fesih ve tazminat haklarına dair benzer bir değerlendirme için <a href="https://kizildaghukuk.com/iscinin-hakli-feshi-kidem-tazminati/">işçinin haklı feshi ve kıdem tazminatına ilişkin yazımıza</a> göz atabilirsiniz.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Karar künyesi: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, T. 16.04.2026, E. 2026/2552, K. 2026/3254. Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır, somut uyuşmazlığınız için hukuki danışmanlık almanız önerilir.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İş hukukuna dair diğer yazılarımız için:</strong> <a href="https://kizildaghukuk.com/makaleler/is-hukuku/">İş Hukuku makaleleri</a></p>
<p><a href="https://kizildaghukuk.com/ise-iade-kazandim-ise-baslatilmama/">İşe İade Davasını Kazandım ama İşveren Beni İşe Başlatmıyor, Hakkım Ne? (2026 Yargıtay Kararı)</a> yazısı ilk önce <a href="https://kizildaghukuk.com">KIZILDAĞ HUKUK B&Uuml;ROSU</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İşçi İstifa Edip Kıdem Tazminatı Alabilir mi? İşçinin Haklı Feshi (2026 Yargıtay Kararı)</title>
		<link>https://kizildaghukuk.com/iscinin-hakli-feshi-kidem-tazminati/</link>
					<comments>https://kizildaghukuk.com/iscinin-hakli-feshi-kidem-tazminati/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 09 Aug 2026 10:40:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İş Hukuku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kizildaghukuk.com/?p=1031</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çalışanlar arasında en çok merak edilen konulardan biri şudur: işten kendi isteğimle ayrılırsam kıdem tazminatı alabilir miyim? Genel kanı, istifa [&#8230;]</p>
<p><a href="https://kizildaghukuk.com/iscinin-hakli-feshi-kidem-tazminati/">İşçi İstifa Edip Kıdem Tazminatı Alabilir mi? İşçinin Haklı Feshi (2026 Yargıtay Kararı)</a> yazısı ilk önce <a href="https://kizildaghukuk.com">KIZILDAĞ HUKUK B&Uuml;ROSU</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Çalışanlar arasında en çok merak edilen konulardan biri şudur: işten kendi isteğimle ayrılırsam kıdem tazminatı alabilir miyim? Genel kanı, istifa eden işçinin tazminata hak kazanamayacağı yönündedir. Oysa bu her zaman doğru değildir. İşveren bazı yükümlülüklerini yerine getirmediğinde, işçinin sözleşmeyi haklı nedenle feshedip kıdem tazminatı alma hakkı doğabilir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi&#8217;nin 25 Şubat 2026 tarihli, 2026/115 E., 2026/1653 K. kararı bu konuda önemli ölçütler ortaya koyuyor.</p>



<h2 class="wp-block-heading">1. Karara Konu Olan Olay</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Bir işçi, gemi makineleri teknisyeni olarak uzun yıllar bir işyerinde çalıştı. İş sözleşmesini kendisi sona erdirdi, ancak bunu haklı bir nedene dayandırdığını belirtti. İleri sürdüğü sebepler tek tek şunlardı: ücretlerinin eksik yatırılması, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinin ödenmemesi, yıllık ücretli izinlerinin kullandırılmaması ve sigorta primlerinin eksik gösterilmesi. İşçi, bu sebeplerin her birini ayrı bir haklı fesih nedeni olarak gösterdi ve kıdem tazminatı ile birlikte diğer işçilik alacaklarının ödenmesini talep etti. İşveren ise savunmasında, işçinin talep ettiği alacakların ödendiğini ve bir kısım iddianın ispatlanamadığını öne sürdü.</p>



<h2 class="wp-block-heading">2. İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemesi Süreci</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Yerel mahkeme, işçinin ileri sürdüğü sebepleri ve tarafların delillerini inceledi. Değerlendirme sırasında, bazı alacakların ispatlanıp ispatlanamadığı, yıllık iznin ne zaman kullanıldığı ve ödemelerin gerçekten yapılıp yapılmadığı gibi noktalar öne çıktı. Bölge Adliye Mahkemesi de dosyayı bu çerçevede karara bağladı. Ancak taraflar kararı temyiz etti ve dosya Yargıtay önüne geldi.</p>



<h2 class="wp-block-heading">3. Yargıtay&#8217;ın Kararı ve Gerekçesi</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 25 Şubat 2026 tarihli kararıyla dosyayı bozdu ve yeniden değerlendirilmek üzere geri gönderdi. Dairenin üzerinde durduğu temel ilke şudur: işçinin haklı fesih iddiasında ileri sürdüğü her sebep ayrı ayrı incelenmeli, hangi alacağın gerçekten ödenmediği ve bunun feshi haklı kılıp kılmadığı somut delillerle ortaya konmalıdır. Ücretin veya yasal hakların ödenmemesi, işçiye sözleşmeyi haklı nedenle feshetme imkanı verir ve bu durumda işçi istifa etmiş sayılsa bile kıdem tazminatına hak kazanır. Ancak bu hakkın doğması için, iddia edilen ihlallerin ispatlanması ve feshin bu sebebe dayandığının açıkça anlaşılması gerekir. Yargıtay, dosyadaki değerlendirmenin bu ölçütlere göre eksik yapıldığını tespit ederek kararı bozdu.</p>



<h2 class="wp-block-heading">4. İlgili Hukuki İlke: İşçinin Haklı Nedenle Feshi</h2>



<p class="wp-block-paragraph">İş Kanunu&#8217;nun 24. maddesi, işçiye belirli hallerde iş sözleşmesini derhal feshetme hakkı tanır. Bunların başında ücretin ödenmemesi gelir. Ücret, fazla mesai, tatil alacakları gibi ödemelerin yapılmaması, sigorta primlerinin eksik yatırılması ya da çalışma koşullarının işçi aleyhine ağırlaştırılması, işçi için haklı fesih sebebi oluşturabilir. Önemli olan nokta şudur: işçi bu durumlarda kendi iradesiyle işten ayrılsa da, bu bir istifa değil, haklı nedenle fesihtir ve işçiyi kıdem tazminatından yoksun bırakmaz. Uygulamada işveren çoğu zaman bu ayrımı istifa olarak göstermeye çalışır, ancak feshin gerçek sebebi belgelerle ortaya konabilirse işçinin hakkı korunur.</p>



<h2 class="wp-block-heading">5. Yapılan En Yaygın Hata</h2>



<p class="wp-block-paragraph">İşçilerin en sık yaptığı hata, haklarının ödenmediği durumlarda sözlü olarak ve gerekçe belirtmeden işten ayrılmaktır. İşçi, haklı fesih sebebini yazılı olarak bildirmeden ayrılırsa, sonradan bunun bir istifa olarak değerlendirilmesi riski doğar. İkinci yaygın hata, alacakların ödenmediğini gösteren delillerin toplanmamasıdır. Banka kayıtları, bordrolar, mesai çizelgeleri ve yazışmalar, ileride açılacak bir davada belirleyici olur. İşveren tarafında ise en sık görülen hata, ödemeleri düzgün belgelememek ve işçinin haklı feshini istifa gibi göstermeye çalışmaktır. Oysa mahkeme feshin gerçek sebebine bakar, kağıt üzerindeki adına değil.</p>



<h2 class="wp-block-heading">6. Pratik Tavsiyeler</h2>



<ul class="wp-block-list">
<li>Ücretiniz veya yasal haklarınız ödenmiyorsa, işten ayrılmadan önce durumu yazılı olarak bildirin ve fesih sebebinizi açıkça belirtin.</li>
<li>Haklı fesih sebebi olabilecek her ihlali belgeleyin. Bordrolar, banka kayıtları, mesai çizelgeleri ve yazışmalar önemlidir.</li>
<li>Ayrılışınızın istifa değil, haklı nedenle fesih olduğunu ortaya koyan bir bildirim yapın.</li>
<li>Kıdem tazminatı ve diğer alacaklar için zamanaşımı sürelerini göz önünde bulundurun, hakkınızı süresinde arayın.</li>
<li>İşveren iseniz, ödemeleri düzenli ve belgeli yapın. Eksik ödeme, ileride haklı fesih ve tazminat yükümlülüğü doğurabilir.</li>
</ul>



<h2 class="wp-block-heading">7. Sonuç ve İş Hukuku Avukatı Değerlendirmesi</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Bu karar, istifa ile haklı nedenle fesih arasındaki farkın ne kadar önemli olduğunu gösteriyor. İşçi, ücreti ve yasal hakları ödenmediği için işten ayrılıyorsa, bu bir istifa değildir ve kıdem tazminatına hak kazanır. Ancak bu hakkın korunması, feshin gerçek sebebinin ortaya konmasına ve alacakların ispatlanmasına bağlıdır. İşten ayrılmadan önce atılacak doğru adımlar, sonradan açılacak davanın kaderini belirler. Hem işçi hem işveren açısından, böyle bir durumda erken hukuki değerlendirme almak, hak kayıplarının önüne geçmenin en güvenli yoludur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İş ilişkisinde ispat ve delil yükünün önemine dair bir başka değerlendirme için <a href="https://kizildaghukuk.com/fazla-mesai-ispati/">fazla mesai ispatına ilişkin yazımıza</a> göz atabilirsiniz.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Karar künyesi: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, T. 25.02.2026, E. 2026/115, K. 2026/1653. Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır, somut uyuşmazlığınız için hukuki danışmanlık almanız önerilir.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İş hukukuna dair diğer yazılarımız için:</strong> <a href="https://kizildaghukuk.com/makaleler/is-hukuku/">İş Hukuku makaleleri</a></p>
<p><a href="https://kizildaghukuk.com/iscinin-hakli-feshi-kidem-tazminati/">İşçi İstifa Edip Kıdem Tazminatı Alabilir mi? İşçinin Haklı Feshi (2026 Yargıtay Kararı)</a> yazısı ilk önce <a href="https://kizildaghukuk.com">KIZILDAĞ HUKUK B&Uuml;ROSU</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://kizildaghukuk.com/iscinin-hakli-feshi-kidem-tazminati/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>4</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>WhatsApp Yazışmaları Mahkemede Delil Olur mu? Yargıtay&#8217;dan Güncel Bir Karar</title>
		<link>https://kizildaghukuk.com/whatsapp-yazismalari-delil-olur-mu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 Aug 2026 21:24:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İş Hukuku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kizildaghukuk.com/?p=973</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günlük hayatın en sıradan iletişim aracı olan WhatsApp mesajları, bir uyuşmazlık doğduğunda mahkeme dosyasının en kritik belgesi hâline gelebilir mi? [&#8230;]</p>
<p><a href="https://kizildaghukuk.com/whatsapp-yazismalari-delil-olur-mu/">WhatsApp Yazışmaları Mahkemede Delil Olur mu? Yargıtay&#8217;dan Güncel Bir Karar</a> yazısı ilk önce <a href="https://kizildaghukuk.com">KIZILDAĞ HUKUK B&Uuml;ROSU</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Günlük hayatın en sıradan iletişim aracı olan WhatsApp mesajları, bir uyuşmazlık doğduğunda mahkeme dosyasının en kritik belgesi hâline gelebilir mi? Yargıtay 9. Hukuk Dairesi&#8217;nin 02.03.2026 tarihli kararıyla kesinleşen bir dosya, bu sorunun cevabını çarpıcı bir olay örgüsü içinde veriyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Uyuşmazlığın hikâyesi</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir kitap yazarı, yanında asistan ve koordinatör olarak çalışmış eski çalışanına karşı icra takibi başlattı: iddiaya göre kitap satış gelirleri ve telif ödemeleri, yazarın talimatıyla çalışanın banka hesabına gönderilmiş, ancak çalışan bu paraları kendisine ödememişti. Talep edilen tutar 400.000 TL&#8217;nin üzerindeydi. Çalışanın savunması ise dosyanın seyrini değiştirdi: yazar, devam eden boşanma davasında eşinden mal kaçırmak amacıyla ödemeleri bilinçli olarak çalışanın hesabına yönlendirmiş; çalışan da hesabına gelen paraları nakden çekerek elden teslim etmişti. Bu iddiaların dayanağı olarak taraflar arasındaki WhatsApp yazışmaları dosyaya sunuldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Mahkemelerin değerlendirmesi</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">İlk derece mahkemesi, WhatsApp yazışmalarının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu&#8217;nun 199. maddesi kapsamında &#8220;belge&#8221; olarak değerlendirilebileceğini ve somut olayda delil başlangıcı niteliği taşıdığını kabul etti. Bu kabulün pratik sonucu büyüktü: delil başlangıcı bulunduğunda, normalde senetle ispatı zorunlu olan hususlar tanıkla ispatlanabilir hâle gelir. Mahkeme ayrıca, üçüncü kişiye karşı yapılan hileli işlemlerin senetle ispat zorunluluğunun istisnaları arasında olduğunu vurguladı. Yazışmalar, tanık beyanları ve tarafların malvarlığı hareketleri birlikte değerlendirildiğinde — çalışanın malvarlığında artış yokken yazarın araç ve taşınmaz alımlarının elden ödeme tarihleriyle örtüşmesi — paraların teslim edildiği sonucuna varıldı ve dava reddedildi. İstinaf başvurusu esastan reddedildi; Yargıtay da kararı oybirliğiyle onadı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Karardan çıkan pratik sonuçlar</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Birincisi, WhatsApp ve benzeri mesajlaşma kayıtları hukuk yargılamasında görmezden gelinen özel yazışmalar değil, HMK anlamında belgedir. Tek başına kesin delil gücü taşımasalar da delil başlangıcı olarak kabul edildiklerinde tanık dinlenmesinin kapısını açar ve davanın kaderini belirleyebilirler. İkincisi, bu kural iki yönlü keser: mesajlarınız bir gün lehinize delil olabileceği gibi, dikkatsizce yazılmış bir mesaj aleyhinize de dönebilir. Önemli iş ilişkilerinde para trafiğine dair mutabakatların mesajlarda açık ve net ifade edilmesi — ya da hiç mesaja bırakılmayıp yazılı sözleşmeye bağlanması — en sağlıklı yoldur. Üçüncüsü, kayıt dışı para trafiği hem işveren hem çalışan için ağır ispat riskleri doğurur; bu dosyada yıllar süren üç dereceli yargılamanın kaynağı, banka sistemi dışına taşınan bir güven ilişkisiydi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Karar künyesi: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, T. 02.03.2026, E. 2026/128, K. 2026/1858. Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut uyuşmazlığınız için hukuki danışmanlık almanız önerilir.</em></p>
<p><a href="https://kizildaghukuk.com/whatsapp-yazismalari-delil-olur-mu/">WhatsApp Yazışmaları Mahkemede Delil Olur mu? Yargıtay&#8217;dan Güncel Bir Karar</a> yazısı ilk önce <a href="https://kizildaghukuk.com">KIZILDAĞ HUKUK B&Uuml;ROSU</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Fazla Mesai Tek Tanıkla İspatlanır mı? Yargıtay&#8217;dan Saha Çalışanlarını İlgilendiren Karar</title>
		<link>https://kizildaghukuk.com/fazla-mesai-ispati/</link>
					<comments>https://kizildaghukuk.com/fazla-mesai-ispati/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 Aug 2026 21:00:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İş Hukuku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kizildaghukuk.com/?p=969</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir zincir mağaza şirketinde yaklaşık on yıl bölge sorumlusu olarak çalışan bir işçi, iş sözleşmesi sona erdikten sonra fazla çalışma [&#8230;]</p>
<p><a href="https://kizildaghukuk.com/fazla-mesai-ispati/">Fazla Mesai Tek Tanıkla İspatlanır mı? Yargıtay&#8217;dan Saha Çalışanlarını İlgilendiren Karar</a> yazısı ilk önce <a href="https://kizildaghukuk.com">KIZILDAĞ HUKUK B&Uuml;ROSU</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Bir zincir mağaza şirketinde yaklaşık on yıl bölge sorumlusu olarak çalışan bir işçi, iş sözleşmesi sona erdikten sonra fazla çalışma ve genel tatil ücreti alacakları için dava açtı. İlk derece mahkemesi, dinlenen tanık beyanlarına dayanarak yoğun bir çalışma temposunu sabit gördü ve alacağı hakkaniyet indirimiyle hüküm altına aldı; istinaf mahkemesi de bu kararı yerinde buldu. Ancak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi&#8217;nin 02.04.2026 tarihli kararıyla kesinleşen sonuç bambaşka oldu: dava reddedildi. Kararı saha ve gezici pozisyonda çalışan herkes için önemli kılan, işte bu dönüşün gerekçesi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Yargıtay neden farklı düşündü?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Dosyada dinlenen tanıklardan biri başka bir bölgenin sorumlusu, diğeri bir mağaza çalışanıydı. Davacı ise görevi gereği birden çok mağazadan sorumluydu ve gün içinde sürekli hareket hâlindeydi. Yargıtay&#8217;a göre belirleyici nokta şuydu: tanıklar davacıyla gün boyu birlikte çalışmıyordu; dolayısıyla onun fiilen hangi saatler arasında çalıştığına ilişkin somut, görgüye dayalı bilgileri yoktu. Görgüsü olmayan tanığın beyanı ise fazla çalışmayı ispatlamaya yetmez. Bozma kararına uyan mahkeme davayı reddetti; Yargıtay bu ret kararını oybirliğiyle onadı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kararın satır aralarında başka değerli tespitler de var: istinaf aşamasında, iş sözleşmesindeki &#8220;fazla mesai ücrete dahildir&#8221; kaydının, kararlaştırılan ücret asgari ücrete bu kadar yakınken geçerli olamayacağı; denkleştirme uygulamasının işçinin yazılı rızası olmadan sonuç doğurmayacağı ve imzasız, tahakkuk içermeyen bordroların işvereni kurtarmayacağı da vurgulanmıştı. Yani karar tek yönlü değil: ispat külfeti konusunda işçiyi, kayıt düzeni konusunda işvereni uyarıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Saha çalışanları için pratik sonuç</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Masa başında, sabit mesaiyle çalışan bir işçinin mesai arkadaşları doğal birer görgü tanığıdır. Ancak bölge sorumlusu, satış temsilcisi, servis teknisyeni gibi gezici pozisyonlarda bu doğal tanıklık zinciri kopar. Bu nedenle fazla çalışma iddiasını yalnızca tanığa dayandırmak ciddi bir risktir. Araç takip sistemi kayıtları, HGS/OGS geçişleri, işyeri giriş-çıkış verileri, görev planlamaları ve iş yazışmalarının gönderim saatleri gibi nesnel kayıtlar, bu tür davalarda tanık beyanından çok daha güçlü birer delildir ve süresi içinde talep edilmeleri gerekir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İşveren cephesinden bakıldığında da ders simetriktir: çalışma sürelerinin düzenli kaydı, fazla çalışmanın bordroda açıkça tahakkuk ettirilmesi ve ıslak imza, uyuşmazlık doğduğunda iki tarafı da yıllar sürecek belirsizlikten korur.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Karar künyesi: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, T. 02.04.2026, E. 2026/3357, K. 2026/2939. Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut uyuşmazlığınız için hukuki danışmanlık almanız önerilir.</em></p>
<p><a href="https://kizildaghukuk.com/fazla-mesai-ispati/">Fazla Mesai Tek Tanıkla İspatlanır mı? Yargıtay&#8217;dan Saha Çalışanlarını İlgilendiren Karar</a> yazısı ilk önce <a href="https://kizildaghukuk.com">KIZILDAĞ HUKUK B&Uuml;ROSU</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://kizildaghukuk.com/fazla-mesai-ispati/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
