Fazla Mesai Tek Tanıkla İspatlanır mı? Yargıtay’dan Saha Çalışanlarını İlgilendiren Karar

Bir zincir mağaza şirketinde yaklaşık on yıl bölge sorumlusu olarak çalışan bir işçi, iş sözleşmesi sona erdikten sonra fazla çalışma ve genel tatil ücreti alacakları için dava açtı. İlk derece mahkemesi, dinlenen tanık beyanlarına dayanarak yoğun bir çalışma temposunu sabit gördü ve alacağı hakkaniyet indirimiyle hüküm altına aldı; istinaf mahkemesi de bu kararı yerinde buldu. Ancak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 02.04.2026 tarihli kararıyla kesinleşen sonuç bambaşka oldu: dava reddedildi. Kararı saha ve gezici pozisyonda çalışan herkes için önemli kılan, işte bu dönüşün gerekçesi.

Yargıtay neden farklı düşündü?

Dosyada dinlenen tanıklardan biri başka bir bölgenin sorumlusu, diğeri bir mağaza çalışanıydı. Davacı ise görevi gereği birden çok mağazadan sorumluydu ve gün içinde sürekli hareket hâlindeydi. Yargıtay’a göre belirleyici nokta şuydu: tanıklar davacıyla gün boyu birlikte çalışmıyordu; dolayısıyla onun fiilen hangi saatler arasında çalıştığına ilişkin somut, görgüye dayalı bilgileri yoktu. Görgüsü olmayan tanığın beyanı ise fazla çalışmayı ispatlamaya yetmez. Bozma kararına uyan mahkeme davayı reddetti; Yargıtay bu ret kararını oybirliğiyle onadı.

Kararın satır aralarında başka değerli tespitler de var: istinaf aşamasında, iş sözleşmesindeki “fazla mesai ücrete dahildir” kaydının, kararlaştırılan ücret asgari ücrete bu kadar yakınken geçerli olamayacağı; denkleştirme uygulamasının işçinin yazılı rızası olmadan sonuç doğurmayacağı ve imzasız, tahakkuk içermeyen bordroların işvereni kurtarmayacağı da vurgulanmıştı. Yani karar tek yönlü değil: ispat külfeti konusunda işçiyi, kayıt düzeni konusunda işvereni uyarıyor.

Saha çalışanları için pratik sonuç

Masa başında, sabit mesaiyle çalışan bir işçinin mesai arkadaşları doğal birer görgü tanığıdır. Ancak bölge sorumlusu, satış temsilcisi, servis teknisyeni gibi gezici pozisyonlarda bu doğal tanıklık zinciri kopar. Bu nedenle fazla çalışma iddiasını yalnızca tanığa dayandırmak ciddi bir risktir. Araç takip sistemi kayıtları, HGS/OGS geçişleri, işyeri giriş-çıkış verileri, görev planlamaları ve iş yazışmalarının gönderim saatleri gibi nesnel kayıtlar, bu tür davalarda tanık beyanından çok daha güçlü birer delildir ve süresi içinde talep edilmeleri gerekir.

İşveren cephesinden bakıldığında da ders simetriktir: çalışma sürelerinin düzenli kaydı, fazla çalışmanın bordroda açıkça tahakkuk ettirilmesi ve ıslak imza, uyuşmazlık doğduğunda iki tarafı da yıllar sürecek belirsizlikten korur.

Karar künyesi: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, T. 02.04.2026, E. 2026/3357, K. 2026/2939. Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut uyuşmazlığınız için hukuki danışmanlık almanız önerilir.

Scroll to Top