Uzun yıllar birlikte çalıştığınız, ürünlerinizi ürettirdiğiniz bir iş ortağınızın, bir gün sizin markanızı kendi ürünlerinde ve tabelasında kullanmaya başladığını düşünün. Hatta sizin markanıza çok benzeyen bir marka için tescil başvurusu yaptığını öğrenin. Böyle bir durumda hukuk sizi nasıl korur? Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 12 Ocak 2026 tarihli, 2025/2037 E., 2026/76 K. kararı, marka sahipleri için önemli bir yol gösteriyor.
1. Karara Konu Olan Olay
Deri, konfeksiyon ve tekstil ürünleri alanında uzun yıllardır faaliyet gösteren bir işletme, sektörde kendi markasıyla tanınıyordu. İşletmenin Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescilli markaları vardı ve ürünlerinde bu markanın etiketini kullanıyordu. Ürünlerin imalatını ise uzun süredir bir fason üreticiye, yani başka bir şirkete yaptırıyordu. Taraflar arasında yıllara dayanan bir çalışma ilişkisi kurulmuştu. Marka sahibi, 2018 yılında bu üreticiye markasıyla ilgili sınırlı bir kullanım hakkı, yani bir tür lisans tanıdı. Ancak üretici bu hakkın sınırlarını aştı. Marka sahibinin etiketiyle neredeyse birebir aynı etiketleri kullanmaya, işyerine bu markayı taşıyan bir tabela asmaya ve markaya çok benzer bir ibare için kendi adına tescil başvurusu yapmaya başladı. Bunun üzerine marka sahibi, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet nedeniyle dava açtı.
2. Tarafların İddia ve Savunmaları
Marka sahibi, üreticiye tanınan hakkın yalnızca sınırlı bir kullanım olduğunu, üreticinin bu sınırı aşarak markayı kendi ürünlerinde ve tabelasında kullandığını, üstelik etiketlerde markanın okunamayacak kadar küçük yazılıp geri kalan kısmın kendi markasıyla birebir aynı hale getirildiğini ileri sürdü. Bu durumun hem marka hakkına tecavüz hem de haksız rekabet oluşturduğunu savundu. Üretici tarafı ise uzun süredir bu ürünleri imal ettiğini ve kullanımının hakka dayandığını öne sürdü. Uyuşmazlığın özü, kendisine sınırlı kullanım hakkı tanınan bir tarafın bu sınırı aşarak markayı kullanmasının hukuki sonucuydu.
3. Yargıtay’ın Kararı ve Gerekçesi
Mahkeme marka sahibi lehine karar verdi ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 12 Ocak 2026 tarihli kararıyla bu kararı onadı. Dairenin benimsediği ilke şudur: bir kişiye markayı kullanma konusunda sınırlı bir hak tanınmış olması, o kişiye markayı dilediği gibi kullanma yetkisi vermez. Kendisine tanınan sınırın dışına çıkarak markayı kendi ürünlerinde, etiketinde ve tabelasında kullanan taraf, marka hakkına tecavüz etmiş ve haksız rekabette bulunmuş olur. Marka sahibinin etiketiyle karışıklığa yol açacak derecede benzer etiket kullanmak, tüketicinin iki işletmeyi karıştırmasına neden olur ki bu da haksız rekabetin tipik görünümüdür. Benzer bir markayı kendi adına tescil ettirmeye çalışmak da bu tecavüz iradesini güçlendiren bir unsur olarak değerlendirildi.
4. İlgili Hukuki İlke: Marka Hakkına Tecavüz ve Haksız Rekabet
Marka, bir işletmenin mal ve hizmetlerini diğerlerinden ayıran işarettir ve tescil ile korunur. Sınai Mülkiyet Kanunu’na göre, tescilli bir markayı sahibinin izni olmadan kullanmak ya da izin verilen sınırın dışına çıkarak kullanmak marka hakkına tecavüz oluşturur. Haksız rekabet ise Türk Ticaret Kanunu’nda düzenlenir ve dürüstlük kurallarına aykırı her türlü ticari davranışı kapsar. Başkasının markasıyla karıştırılacak şekilde etiket, ambalaj ya da tabela kullanmak, tüketiciyi yanıltarak onun müşteri çevresinden yararlanmak haksız rekabetin en sık görülen biçimlerindendir. Marka sahibi bu durumda tecavüzün tespitini, durdurulmasını, önlenmesini, sonuçlarının ortadan kaldırılmasını ve uğradığı zararın tazminini talep edebilir. Kendisine lisans ya da kullanım hakkı tanınan tarafın bu hakkın sınırlarını aşması da tecavüz sayılır, çünkü hak ancak tanındığı ölçüde geçerlidir.
5. Yapılan En Yaygın Hata
Marka sahiplerinin en sık yaptığı hata, iş ortaklarına ya da üreticilere marka kullanımı konusunda verilen izinleri yazılı ve sınırları net biçimde belirlemeden vermektir. Sözlü ya da muğlak bir izin, sonradan sınırların aşıldığı iddiasını ispatlamayı zorlaştırır. İkinci yaygın hata, taklit ve benzer kullanımların erken fark edilip belgelenmemesidir. Rakip etiketler, tabela fotoğrafları, ürün örnekleri ve tescil başvurularının takibi, açılacak davada belirleyici delil olur. Bir diğer hata, marka tescilinin ihmal edilmesidir. Tescilsiz bir marka da haksız rekabet hükümleriyle korunabilir, ancak tescilli marka çok daha güçlü ve kapsamlı bir koruma sağlar. İşletmeler markalarını mutlaka tescil ettirmeli ve tescil kayıtlarını güncel tutmalıdır.
6. Pratik Tavsiyeler
- Markanızı Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde mutlaka tescil ettirin ve tescili güncel tutun. Tescil, en güçlü korumadır.
- İş ortağınıza ya da üreticinize marka kullanım izni verecekseniz, bunu yazılı ve sınırları açıkça belirlenmiş bir sözleşmeyle yapın.
- Piyasada markanızın taklit edildiğini ya da benzerinin kullanıldığını fark ederseniz, durumu fotoğraf, ürün örneği ve belgelerle kayıt altına alın.
- Benzer marka tescil başvurularını takip edin ve gerektiğinde süresi içinde itiraz edin.
- Marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet durumunda, tespit, durdurma ve tazminat gibi taleplerinizi zamanında ileri sürmek için hukuki destek alın.
7. Sonuç ve Ticaret Hukuku Avukatı Değerlendirmesi
Bu karar, marka hakkının ve ticari itibarın ne kadar önemli olduğunu, uzun yıllara dayanan iş ilişkilerinin dahi bu hakları ortadan kaldırmadığını gösteriyor. Bir tarafa markayı kullanma konusunda sınırlı bir hak tanınmış olması, o tarafın markayı dilediği gibi kullanabileceği anlamına gelmez. Sınırın aşılması marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturur. İşletmeler için en sağlıklı yol, markalarını tescil ettirmek, verdikleri kullanım izinlerini yazılı ve sınırlı biçimde düzenlemek ve piyasadaki taklitleri erken fark edip harekete geçmektir. Ticari itibarınızı korumanın yolu, hakkınızı zamanında ve doğru araçlarla savunmaktan geçer.
Ticari ilişkilerde hak ve yükümlülüklere dair benzer bir değerlendirme için şirket müdürünün sorumluluğuna ilişkin yazımıza göz atabilirsiniz.
Karar künyesi: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, T. 12.01.2026, E. 2025/2037, K. 2026/76. Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır, somut uyuşmazlığınız için hukuki danışmanlık almanız önerilir.
Ticaret hukukuna dair diğer yazılarımız için: Ticaret Hukuku makaleleri
