<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Miras Hukuku arşivleri - KIZILDAĞ HUKUK B&Uuml;ROSU</title>
	<atom:link href="https://kizildaghukuk.com/makaleler/miras-hukuku/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://kizildaghukuk.com/makaleler/miras-hukuku/</link>
	<description>LL.M. Av. &#220;mit KIZILDAĞ</description>
	<lastBuildDate>Fri, 09 Oct 2026 10:28:16 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1.3</generator>

<image>
	<url>https://kizildaghukuk.com/wp-content/uploads/2026/08/muhur-site-simgesi-512-150x150.png</url>
	<title>Miras Hukuku arşivleri - KIZILDAĞ HUKUK B&Uuml;ROSU</title>
	<link>https://kizildaghukuk.com/makaleler/miras-hukuku/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Ortak Mirası Satmak İstiyorum, Diğerleri Karşı Çıkıyor: Ortaklığın Giderilmesi</title>
		<link>https://kizildaghukuk.com/ortakligin-giderilmesi-izale-i-suyu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 09 Oct 2026 10:28:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gayrimenkul Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Miras Hukuku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kizildaghukuk.com/?p=1205</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir taşınmaza birden fazla kişi birlikte malikse ve paydaşlar malı nasıl paylaşacakları konusunda anlaşamıyorsa, tek bir paydaş bile ortaklığın giderilmesi, [&#8230;]</p>
<p><a href="https://kizildaghukuk.com/ortakligin-giderilmesi-izale-i-suyu/">Ortak Mirası Satmak İstiyorum, Diğerleri Karşı Çıkıyor: Ortaklığın Giderilmesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://kizildaghukuk.com">KIZILDAĞ HUKUK B&Uuml;ROSU</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph"><strong>Bir taşınmaza birden fazla kişi birlikte malikse ve paydaşlar malı nasıl paylaşacakları konusunda anlaşamıyorsa, tek bir paydaş bile ortaklığın giderilmesi, yani izale-i şuyu davası açarak ortaklığa son verebilir. Payı ne kadar küçük olursa olsun bir ortağın talebi davanın açılması için yeterlidir ve diğerleri karşı çıksa bile mahkeme ortaklığı sona erdirir. Mahkeme önce malın aynen bölünüp bölünemeyeceğine bakar; bölünemiyorsa satış yoluyla, açık artırmayla paylaştırır. 1 Eylül 2023&#8217;ten itibaren bu davalarda dava açmadan önce arabuluculuğa başvurmak zorunludur.</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Miras yoluyla ya da birlikte satın alma yoluyla bir taşınmaza ortak olmak, başta kolay görünse de zamanla ciddi anlaşmazlıklara yol açar. Kimi ortak malı satıp payını almak ister, kimi ise satışa yanaşmaz, mal atıl kalır, kira geliri bölünemez, kimse kimseyle anlaşamaz. İşte bu çıkmazı çözmek için hukukumuzun sunduğu yol, ortaklığın giderilmesi davasıdır. Bu yazıda davanın ne olduğunu, kimlerin açabileceğini, aynen taksim ile satış arasındaki farkı ve güncel usul kurallarını ele alıyoruz.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Ortaklığın Giderilmesi Davası Nedir?</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Ortaklığın giderilmesi, halk arasındaki eski adıyla izale-i şuyu davası, paylı mülkiyet ya da elbirliği mülkiyeti altındaki bir taşınır ya da taşınmaz maldaki ortaklığa son veren davadır. Bir mala birden fazla kişi ortak olduğunda, bu ortaklık ya herkesin payının belli olduğu paylı mülkiyet biçiminde ya da özellikle mirasta görülen, payların ayrılmadığı elbirliği mülkiyeti biçiminde olur. Ortaklar bu malı nasıl paylaşacakları konusunda kendi aralarında anlaşabilirse sorun yoktur. Ancak anlaşma sağlanamazsa, ortaklardan herhangi biri mahkemeye başvurarak ortaklığın sona erdirilmesini isteyebilir. Davanın temel mantığı şudur: kimse mülkiyette ortak kalmaya zorlanamaz. Bu nedenle mahkeme, ortaklığın devam edip etmeyeceğini değil, hangi yöntemle sona ereceğini belirler.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Davayı Kimler Açabilir? Tek Paydaş Yeterli</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Bu davanın en çarpıcı özelliği buradadır. Ortaklığın giderilmesi davasını, maldaki ortaklardan yani paydaşlardan ya da mirasçılardan herhangi biri tek başına açabilir. Payınızın büyüklüğünün hiçbir önemi yoktur; yüzde birlik bir paya sahip olsanız bile davayı açma hakkınız vardır. Dava, diğer tüm paydaşlara karşı açılır ve bu kişilerin tamamının davaya dahil edilmesi zorunludur; buna zorunlu dava arkadaşlığı denir. Bir ortağın açtığı dava karşısında, diğer ortaklar ortaklığın devamını istese bile bu isteğin hukuki bir gücü yoktur. Yani &#8220;ben satmak istemiyorum&#8221; demek, tek başına süreci durdurmaz. Miras yoluyla gelen ortaklıklarda, mirasçılık belgesi, yani veraset ilamı alınmış olmak kaydıyla, tapuda intikal işlemi tamamlanmamış olsa bile dava açılabilir. Mülkiyet hakkı zamanaşımına uğramadığı için, ortaklık sürdüğü müddetçe bu dava her zaman açılabilir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">İki Yöntem: Aynen Taksim ve Satış</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Mahkeme ortaklığı iki temel yöntemle giderir ve bunların arasında yasal bir öncelik sırası vardır. Kanuna göre asıl olan aynen taksimdir. Aynen taksim, malın satılmadan, fiilen bölünerek paydaşlar arasında paylaştırılmasıdır. Örneğin büyük bir arazi, herkesin payına düşecek biçimde parsellere ayrılıp tapuları ayrı ayrı verilebilir. Ancak aynen taksimin mümkün olması için malın bölünebilir nitelikte olması ve bu bölünmenin malda önemli bir değer kaybına yol açmaması gerekir. Mahkeme bunu teknik bir bilirkişi incelemesiyle araştırır. Bölünen parçaların değerleri birbirine tam denk gelmezse, hakim eksik değerdeki parçaya para eklenerek denkleştirme yapılmasına karar verebilir. Eğer mal bir apartman ya da birden çok bağımsız bölümü olan bir yapıysa ve yapı ruhsatı ile iskanı varsa, kat mülkiyeti kurularak da aynen taksim mümkün olabilir. Aynen taksim hiçbir şekilde mümkün değilse ya da önemli değer kaybına yol açacaksa, mahkeme satış yoluyla ortaklığın giderilmesine karar verir. Bu durumda mal, kural olarak açık artırmayla satılır ve elde edilen bedel, paydaşlara payları oranında dağıtılır. Satış sürecini, kararın kesinleşmesinin ardından mahkemece atanan bir satış memuru yürütür.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Önemli Ön Sorun: Muhdesat Kime Ait?</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Ortaklığın giderilmesi davalarında sıkça karşılaşılan ve sonucu doğrudan etkileyen bir ön sorun, muhdesat meselesidir. Muhdesat, taşınmazın üzerindeki bina, ağaç, kuyu, bağ gibi, arazinin bütünleyici parçası olan eklentilerdir. Örneğin ortak bir arsa üzerine paydaşlardan biri kendi parasıyla bir bina yapmışsa, satış sırasında bu binanın değerinin kime ait olacağı önem kazanır. Eğer bu muhdesatın belirli bir paydaşa ait olduğu tespit edilirse, satıştan elde edilen bedel dağıtılırken, muhdesatın değeri o paydaşa ayrıca verilir, kalan kısım pay oranına göre bölüşülür. Bu nedenle muhdesatın kime ait olduğu, çoğu zaman davadan önce ya da dava içinde açıklığa kavuşturulması gereken bir konudur. Muhdesat iddiası varsa ve bu çözülmeden satışa geçilirse, ciddi hak kayıpları yaşanabilir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Görevli Mahkeme ve Zorunlu Arabuluculuk</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Ortaklığın giderilmesi davalarında görevli mahkeme, taşınmazın bulunduğu yerdeki sulh hukuk mahkemesidir. Burada güncel ve çok önemli bir usul kuralını vurgulamak gerekir. 1 Eylül 2023 tarihinden itibaren, ortaklığın giderilmesi davaları dava şartı arabuluculuk kapsamına alınmıştır. Yani bu davayı açmadan önce arabulucuya başvurmak zorunludur; arabuluculuk aşaması tüketilmeden doğrudan açılan dava, dava şartı yokluğundan reddedilir. Arabuluculukta taraflar malın nasıl paylaşılacağı konusunda anlaşmaya çalışır; anlaşma sağlanırsa dava açmaya gerek kalmaz ve süreç çok daha hızlı tamamlanır. Anlaşma sağlanamazsa, arabuluculuk son tutanağıyla birlikte dava açılır. Bu yeni kural, eskiden doğrudan dava açılabildiği için, güncel bilgiyle hareket etmeyi zorunlu kılmaktadır.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Sık Yapılan Hatalar ve Pratik Tavsiyeler</h2>



<p class="wp-block-paragraph">En sık yapılan hata, 1 Eylül 2023&#8217;ten beri zorunlu olan arabuluculuk aşamasını atlayıp doğrudan dava açmaya çalışmaktır; bu, davanın usulden reddine yol açar. İkinci hata, dava dilekçesinde yalnızca satış istemek, aynen taksim talep etmemektir; oysa mümkünse aynen taksim çoğu zaman paydaşlar için daha avantajlıdır ve dilekçede öncelikle aynen taksim, mümkün değilse kat mülkiyeti, o da olmazsa satış talep etmek daha doğrudur. Üçüncü hata, muhdesat iddiasını zamanında ileri sürmemektir. Pratik öneriler şöyle sıralanabilir. Mülkün tapu kaydını, paydaşları ve payları netleştirin. Miras yoluyla ortaksanız veraset ilamınızı alın. Dava öncesi zorunlu arabuluculuğa başvurun ve anlaşma imkanını değerlendirin. Taşınmaz üzerinde bina ya da dikili ağaç gibi muhdesat varsa, bunun kime ait olduğunu belgeleyin. Aynen taksim mi yoksa satış mı sizin lehinize, teknik ve hukuki olarak değerlendirin. Süreç usul açısından titizlik gerektirdiği için baştan hukuki destek alın.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Sıkça Sorulan Sorular</h2>



<h3 class="wp-block-heading">Ortaklığın giderilmesi davasını tek başıma açabilir miyim?</h3>



<p class="wp-block-paragraph">Evet. Payınız ne kadar küçük olursa olsun, tek bir paydaş ya da mirasçı olarak davayı açabilirsiniz. Diğer ortaklar karşı çıksa bile mahkeme ortaklığı sona erdirir; çünkü kimse mülkiyette ortak kalmaya zorlanamaz.</p>



<h3 class="wp-block-heading">Diğer mirasçılar satışa karşı çıkarsa ne olur?</h3>



<p class="wp-block-paragraph">Bir ortağın açtığı dava karşısında, diğerlerinin ortaklığın devamını istemesinin hukuki gücü yoktur. Mahkeme önce aynen taksimi araştırır; mümkün değilse, karşı çıkılsa bile satış yoluyla ortaklığı giderir.</p>



<h3 class="wp-block-heading">Mal nasıl paylaşılır, satılmak zorunda mı?</h3>



<p class="wp-block-paragraph">Hayır, önce aynen taksim denenir. Mal önemli değer kaybı olmadan bölünebiliyorsa paydaşlar arasında paylaştırılır ya da uygunsa kat mülkiyeti kurulur. Yalnızca bu mümkün değilse açık artırmayla satılır ve bedel paylara göre dağıtılır.</p>



<h3 class="wp-block-heading">Bu davada arabuluculuk zorunlu mu?</h3>



<p class="wp-block-paragraph">Evet. 1 Eylül 2023&#8217;ten itibaren ortaklığın giderilmesi davalarında dava açmadan önce arabuluculuğa başvurmak dava şartıdır. Arabuluculuk tüketilmeden açılan dava usulden reddedilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Miras ve taşınmaz uyuşmazlıklarına dair bir başka değerlendirme için <a href="https://kizildaghukuk.com/mirasta-denklestirme-davasi/">mirasta denkleştirme davasına ilişkin yazımıza</a> göz atabilirsiniz.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Karar künyesi: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 18.05.2026, E. 2025/4439, K. 2026/2791. İlgili mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 698, 699, 642; 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu (1 Eylül 2023 dava şartı). Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır, somut durumunuz için hukuki danışmanlık almanız önerilir.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Gayrimenkul ve miras hukukuna dair diğer yazılarımız için:</strong> <a href="https://kizildaghukuk.com/makaleler/gayrimenkul-hukuku/">Gayrimenkul Hukuku makaleleri</a></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Bu hukuki makale, İstanbul Barosu&#8217;na 42717 sicil numarasıyla kayıtlı Avukat Ümit Kızıldağ tarafından güncel mevzuata uygun olarak incelenmiş ve kaleme alınmıştır.</em></p>




<script type="application/ld+json">
{
  "@context": "https://schema.org",
  "@type": "FAQPage",
  "mainEntity": [
    {"@type": "Question", "name": "Ortaklığın giderilmesi davasını tek başıma açabilir miyim?", "acceptedAnswer": {"@type": "Answer", "text": "Evet. Payınız ne kadar küçük olursa olsun tek bir paydaş ya da mirasçı olarak davayı açabilirsiniz. Diğer ortaklar karşı çıksa bile mahkeme ortaklığı sona erdirir; kimse mülkiyette ortak kalmaya zorlanamaz."}},
    {"@type": "Question", "name": "Diğer mirasçılar satışa karşı çıkarsa ne olur?", "acceptedAnswer": {"@type": "Answer", "text": "Bir ortağın açtığı dava karşısında diğerlerinin ortaklığın devamını istemesinin hukuki gücü yoktur. Mahkeme önce aynen taksimi araştırır; mümkün değilse karşı çıkılsa bile satış yoluyla ortaklığı giderir."}},
    {"@type": "Question", "name": "Mal nasıl paylaşılır, satılmak zorunda mı?", "acceptedAnswer": {"@type": "Answer", "text": "Hayır, önce aynen taksim denenir. Mal önemli değer kaybı olmadan bölünebiliyorsa paylaştırılır ya da uygunsa kat mülkiyeti kurulur. Yalnızca bu mümkün değilse açık artırmayla satılır ve bedel paylara göre dağıtılır."}},
    {"@type": "Question", "name": "Bu davada arabuluculuk zorunlu mu?", "acceptedAnswer": {"@type": "Answer", "text": "Evet. 1 Eylül 2023'ten itibaren ortaklığın giderilmesi davalarında dava açmadan önce arabuluculuğa başvurmak dava şartıdır. Arabuluculuk tüketilmeden açılan dava usulden reddedilir."}}
  ]
}
</script>

<p><a href="https://kizildaghukuk.com/ortakligin-giderilmesi-izale-i-suyu/">Ortak Mirası Satmak İstiyorum, Diğerleri Karşı Çıkıyor: Ortaklığın Giderilmesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://kizildaghukuk.com">KIZILDAĞ HUKUK B&Uuml;ROSU</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mirastan Payım Budandı, Saklı Payımı Alabilir miyim? Tenkis Davası</title>
		<link>https://kizildaghukuk.com/mirastan-payim-budandi-sakli-payimi-alabilir-miyim-tenkis-davasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 06 Oct 2026 17:14:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Miras Hukuku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kizildaghukuk.com/?p=1199</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mirasbırakan, sağlığında yaptığı bağış ve kazandırmalarla ya da vasiyetnameyle bazı mirasçıların kanunen korunan payını, yani saklı payını ihlal etmişse, saklı [&#8230;]</p>
<p><a href="https://kizildaghukuk.com/mirastan-payim-budandi-sakli-payimi-alabilir-miyim-tenkis-davasi/">Mirastan Payım Budandı, Saklı Payımı Alabilir miyim? Tenkis Davası</a> yazısı ilk önce <a href="https://kizildaghukuk.com">KIZILDAĞ HUKUK B&Uuml;ROSU</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph"><strong>Mirasbırakan, sağlığında yaptığı bağış ve kazandırmalarla ya da vasiyetnameyle bazı mirasçıların kanunen korunan payını, yani saklı payını ihlal etmişse, saklı payı zedelenen mirasçı tenkis davası açarak payını geri isteyebilir. Saklı pay sahibi mirasçılar yalnızca altsoy (çocuklar ve torunlar), anne-baba ve sağ kalan eştir; kardeşlerin saklı payı yoktur. Tenkis davası, ihlalin öğrenilmesinden itibaren bir yıl ve her halde mirasın açılmasından itibaren on yıl içinde açılmalıdır.</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Miras uyuşmazlıklarında en sık yaşanan durumlardan biri, bir ebeveynin sağlığında mal varlığının önemli bir kısmını çocuklarından birine ya da üçüncü bir kişiye bağışlaması, diğer mirasçıların ise ölüm sonrası ortada paylaşılacak pek bir şey kalmadığını görmesidir. Pek çok mirasçı bu durumda elinden bir şey gelmeyeceğini düşünür. Oysa hukukumuz, bazı yakın mirasçıların payını mirasbırakanın iradesine karşı bile korur. Bu korumaya saklı pay, bu payı geri almak için açılan davaya ise tenkis davası denir. Bu yazıda saklı payın ne olduğunu, kimlerin saklı pay sahibi olduğunu, tenkis davasının nasıl açıldığını ve muris muvazaasından farkını güncel mevzuat ışığında ele alıyoruz.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Saklı Pay Nedir?</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Saklı pay, kanunun bazı yakın mirasçılara tanıdığı ve mirasbırakanın kendi iradesiyle dahi ortadan kaldıramayacağı, güvence altına alınmış miras payıdır. Mirasbırakan, mal varlığının tamamı üzerinde dilediği gibi tasarruf edemez; saklı payı aşan kısım üzerinde serbesttir, ancak saklı paya dokunamaz. Yani bir kişi tüm malını bir çocuğuna ya da bir yabancıya bırakmak istese bile, diğer saklı paylı mirasçıların kanunla korunan payına el uzatamaz. Saklı pay, yasal miras payının belirli bir oranı olarak hesaplanır ve bu koruma Türk Medeni Kanunu&#8217;nun 505 ve 506. maddelerinde düzenlenmiştir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Kimler Saklı Pay Sahibidir? Oranları Nedir?</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Saklı pay koruması yalnızca üç grup mirasçıyı kapsar. Birincisi altsoy, yani mirasbırakanın çocukları ve onların yerine geçen torunlarıdır. İkincisi mirasbırakanın anne ve babasıdır. Üçüncüsü sağ kalan eştir. Türk Medeni Kanunu&#8217;nun 506. maddesine göre saklı pay oranları şöyledir. Altsoy için yasal miras payının yarısı, yani 1/2&#8217;si saklı paydır. Anne ve baba için yasal miras payının dörtte biri, yani 1/4&#8217;ü saklı paydır. Sağ kalan eş için ise, altsoy ya da anne-baba zümresiyle birlikte mirasçı olması halinde yasal miras payının tamamı, diğer hallerde dörtte üçü saklı paydır. Burada çok önemli ve sık karıştırılan bir nokta vardır: mirasbırakanın kardeşlerinin saklı payı bulunmamaktadır. Kardeşlerin saklı payı 2007 yılındaki değişiklikle kaldırılmıştır; dolayısıyla kardeşler tenkis davası açamaz. Saklı pay her zaman önce yasal miras payının hesaplanıp ardından bu oranla çarpılmasıyla bulunur.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Tenkis Davası Nedir, Ne Zaman Açılır?</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Tenkis davası, mirasbırakanın saklı payları ihlal eden kazandırmalarının yasal sınıra indirilmesi için açılan davadır. Mirasbırakan sağlığında yaptığı bağışlarla ya da ölüme bağlı tasarruflarla, örneğin vasiyetnameyle, saklı paylı mirasçıların payını aşan kazandırmalarda bulunmuşsa, saklı payı zedelenen mirasçı bu kazandırmaların fazla kısmının indirilmesini isteyebilir. Tenkis davasını yalnızca saklı paylı mirasçılar, yani altsoy, anne-baba ve sağ kalan eş açabilir. Dava, mirasbırakanın son yerleşim yerindeki asliye hukuk mahkemesinde açılır. Kazandırmalar tenkise tabi tutulurken belirli bir sıra izlenir; önce ölüme bağlı tasarruflar, yetmezse sağlar arası kazandırmalar tenkis edilir. Tereke, mirasın açıldığı tarihteki değerlere göre hesaplanır ve saklı paya tecavüz edilip edilmediği bu hesap üzerinden belirlenir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Kritik Süre: Bir Yıl ve On Yıl Kuralı</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Tenkis davasında süre son derece önemlidir ve kaçırıldığında hak tamamen kaybedilir. Saklı paylı mirasçı, saklı payının zedelendiğini öğrendiği tarihten itibaren bir yıl içinde tenkis davasını açmak zorundadır. Her halde ise, vasiyetnamelerde vasiyetnamenin açılma tarihinin, diğer tasarruflarda ise mirasın açılması, yani mirasbırakanın ölüm tarihinin üzerinden on yıl geçmekle tenkis davası açma hakkı düşer. Bu süreler hak düşürücü niteliktedir, yani mahkeme tarafından kendiliğinden dikkate alınır ve uzatılamaz. Bu nedenle saklı payının ihlal edildiğini öğrenen mirasçının vakit kaybetmeden harekete geçmesi gerekir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Tenkis Davası ile Muris Muvazaası Farkı</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Mirastan mal kaçırma durumlarında iki farklı dava gündeme gelir ve bu ikisini birbirine karıştırmamak büyük önem taşır. Muris muvazaasında, mirasbırakan gerçekte bağışladığı bir malı tapuda satış gibi göstererek mirasçılardan mal kaçırır; burada yapılan işlem baştan muvazaalı ve geçersizdir. Muris muvazaası davası süreye tabi değildir, saklı payı olsun olmasın tüm mirasçılar açabilir ve dava pay oranında tapu iptali ve tescil sonucu doğurur. Tenkis davasında ise durum farklıdır. Burada mirasbırakanın yaptığı kazandırma gerçek ve geçerlidir, ancak saklı payı aştığı için yasal sınıra indirilir. Tenkis davasını yalnızca saklı paylı mirasçılar açabilir ve dava bir yıllık ve on yıllık hak düşürücü süreye tabidir. Uygulamada bu iki dava çoğu zaman birlikte, yani önce muris muvazaasına dayalı tapu iptali, bu kabul edilmezse tenkis talebiyle açılır. Somut olayda hangi davanın ya da hangi sıralamanın doğru olduğunu belirlemek, davanın kaderini etkileyen teknik bir konudur.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Sık Yapılan Hatalar ve Pratik Tavsiyeler</h2>



<p class="wp-block-paragraph">En sık yapılan hata, bir yıllık hak düşürücü sürenin göz ardı edilmesidir; saklı payın ihlal edildiği öğrenildikten sonra oyalanmak hakkın tamamen kaybına yol açabilir. İkinci hata, yanlış dava türü seçmektir; muris muvazaası ile tenkisin şartları ve sonuçları farklı olduğu için, olaya uygun davanın doğru kurgulanması gerekir. Üçüncü hata, kardeşlerin de saklı payı olduğunu sanmaktır; oysa kardeşlerin saklı payı bulunmaz. Pratik öneriler şöyle sıralanabilir. Mirasbırakanın sağlığında yaptığı devirleri, bağışları ve vasiyetnameyi araştırın ve belgeleyin. Saklı payınızın ihlal edilip edilmediğini, yasal payınız ve saklı pay oranınız üzerinden hesaplatın. İhlali öğrendiğiniz tarihi netleştirin, çünkü bir yıllık süre buradan işler. Muris muvazaası ve tenkis davalarından hangisinin ya da hangi kombinasyonun sizin durumunuza uygun olduğunu değerlendirin. Süreler kısa ve hesaplar teknik olduğu için sürecin başında hukuki destek alın.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Sıkça Sorulan Sorular</h2>



<h3 class="wp-block-heading">Saklı pay sahibi kimlerdir?</h3>



<p class="wp-block-paragraph">Saklı pay sahibi mirasçılar yalnızca üç gruptur: altsoy (çocuklar ve torunlar), anne-baba ve sağ kalan eş. Kardeşlerin saklı payı 2007&#8217;de kaldırılmıştır, dolayısıyla kardeşler saklı pay sahibi değildir ve tenkis davası açamaz.</p>



<h3 class="wp-block-heading">Saklı pay oranları nedir?</h3>



<p class="wp-block-paragraph">Altsoy için yasal miras payının yarısı, anne-baba için dörtte biri saklı paydır. Sağ kalan eş için, altsoy ya da anne-baba zümresiyle birlikte mirasçıysa yasal payının tamamı, diğer hallerde dörtte üçü saklı paydır (TMK m. 506).</p>



<h3 class="wp-block-heading">Tenkis davası ne kadar sürede açılmalı?</h3>



<p class="wp-block-paragraph">Saklı payın zedelendiğinin öğrenilmesinden itibaren bir yıl, her halde mirasın açılmasından (vasiyetnamelerde açılma tarihinden) itibaren on yıl içinde açılmalıdır. Bu süreler hak düşürücüdür ve mahkeme kendiliğinden dikkate alır.</p>



<h3 class="wp-block-heading">Tenkis ile muris muvazaası arasındaki fark nedir?</h3>



<p class="wp-block-paragraph">Muris muvazaasında devir baştan muvazaalı ve geçersizdir, süreye tabi değildir ve tüm mirasçılar açabilir. Tenkiste ise kazandırma geçerlidir ama saklı payı aştığı için yasal sınıra indirilir; yalnızca saklı paylı mirasçı açabilir ve bir/on yıllık hak düşürücü süreye tabidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mirastan mal kaçırma konusuna dair bir başka değerlendirme için <a href="https://kizildaghukuk.com/muris-muvazaasi/">muris muvazaasına ilişkin yazımıza</a> göz atabilirsiniz.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>İlgili mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 505, 506, 560-571. Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır, somut uyuşmazlığınız için hukuki danışmanlık almanız önerilir.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Miras hukukuna dair diğer yazılarımız için:</strong> <a href="https://kizildaghukuk.com/makaleler/miras-hukuku/">Miras Hukuku makaleleri</a></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Bu hukuki makale, İstanbul Barosu&#8217;na 42717 sicil numarasıyla kayıtlı Avukat Ümit Kızıldağ tarafından güncel mevzuata uygun olarak incelenmiş ve kaleme alınmıştır.</em></p>




<script type="application/ld+json">
{
  "@context": "https://schema.org",
  "@type": "FAQPage",
  "mainEntity": [
    {"@type": "Question", "name": "Saklı pay sahibi kimlerdir?", "acceptedAnswer": {"@type": "Answer", "text": "Saklı pay sahibi mirasçılar yalnızca üç gruptur: altsoy (çocuklar ve torunlar), anne-baba ve sağ kalan eş. Kardeşlerin saklı payı 2007'de kaldırılmıştır, dolayısıyla kardeşler tenkis davası açamaz."}},
    {"@type": "Question", "name": "Saklı pay oranları nedir?", "acceptedAnswer": {"@type": "Answer", "text": "Altsoy için yasal miras payının yarısı, anne-baba için dörtte biri saklı paydır. Sağ kalan eş için altsoy ya da anne-baba zümresiyle birlikte mirasçıysa yasal payının tamamı, diğer hallerde dörtte üçü saklı paydır."}},
    {"@type": "Question", "name": "Tenkis davası ne kadar sürede açılmalı?", "acceptedAnswer": {"@type": "Answer", "text": "Saklı payın zedelendiğinin öğrenilmesinden itibaren bir yıl, her halde mirasın açılmasından itibaren on yıl içinde açılmalıdır. Bu süreler hak düşürücüdür."}},
    {"@type": "Question", "name": "Tenkis ile muris muvazaası arasındaki fark nedir?", "acceptedAnswer": {"@type": "Answer", "text": "Muris muvazaasında devir baştan geçersizdir, süreye tabi değildir ve tüm mirasçılar açabilir. Tenkiste kazandırma geçerlidir ama saklı payı aştığı için sınıra indirilir; yalnızca saklı paylı mirasçı açar ve bir/on yıllık hak düşürücü süreye tabidir."}}
  ]
}
</script>

<p><a href="https://kizildaghukuk.com/mirastan-payim-budandi-sakli-payimi-alabilir-miyim-tenkis-davasi/">Mirastan Payım Budandı, Saklı Payımı Alabilir miyim? Tenkis Davası</a> yazısı ilk önce <a href="https://kizildaghukuk.com">KIZILDAĞ HUKUK B&Uuml;ROSU</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kardeşim Babamdan Sağken Mal Aldı, Ne Yapabilirim? Mirasta Denkleştirme</title>
		<link>https://kizildaghukuk.com/kardesim-babamdan-sagken-mal-aldi-ne-yapabilirim-mirasta-denklestirme/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Oct 2026 16:11:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Miras Hukuku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kizildaghukuk.com/?p=1194</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mirasbırakan sağlığında çocuklarından birine karşılıksız olarak daire, para, iş kurma sermayesi ya da çeyiz gibi bir kazandırma yaptıysa, diğer mirasçılar [&#8230;]</p>
<p><a href="https://kizildaghukuk.com/kardesim-babamdan-sagken-mal-aldi-ne-yapabilirim-mirasta-denklestirme/">Kardeşim Babamdan Sağken Mal Aldı, Ne Yapabilirim? Mirasta Denkleştirme</a> yazısı ilk önce <a href="https://kizildaghukuk.com">KIZILDAĞ HUKUK B&Uuml;ROSU</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph"><strong>Mirasbırakan sağlığında çocuklarından birine karşılıksız olarak daire, para, iş kurma sermayesi ya da çeyiz gibi bir kazandırma yaptıysa, diğer mirasçılar denkleştirme (iade) davasıyla bu kazandırmanın mirasta hesaba katılmasını isteyebilir. Çocuklara, yani altsoya yapılan bu tür kazandırmalar, mirasbırakan aksini açıkça belirtmedikçe kural olarak denkleştirmeye tabidir ve muafiyeti ispat yükü kazandırmayı alan tarafa aittir. Dava, miras paylaşımı tamamlanmadıkça zamanaşımına uğramaz.</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Miras paylaşımında en çok yaşanan huzursuzluklardan biri, bir ebeveynin sağlığında çocuklarından birini kayırıp ona mal, para ya da sermaye vermesi, diğer çocukların ise bunu ancak miras açıldığında fark etmesidir. Geride kalan mirasçılar çoğu zaman &#8220;o zaten payını aldı, şimdi kalanı eşit bölüşmek haksızlık&#8221; diye düşünür ama ne yapacağını bilemez. Hukukumuz bu durum için özel bir çözüm sunar: mirasta denkleştirme, diğer adıyla iade. Bu yazıda denkleştirmenin ne olduğunu, hangi kazandırmaları kapsadığını, ispat kuralını ve tenkis ile muris muvazaasından farkını güncel mevzuat ışığında ele alıyoruz.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Mirasta Denkleştirme (İade) Nedir?</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Mirasta denkleştirme, yasal mirasçıların mirasbırakandan sağlığında, miras paylarına mahsuben aldıkları karşılıksız kazandırmaları, paylaşma sırasında terekeye geri vermesi ya da kendi paylarından mahsup ettirmesidir. Türk Medeni Kanunu&#8217;nun 669 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buradaki amaç, mirasçılar arasındaki dengeyi yeniden kurmaktır. Mirasbırakan sağlığında bir çocuğuna peşin bir değer aktarmışsa, bu değer onun miras payından sayılır; böylece ölümden sonra kalan mal paylaşılırken, erken pay alan mirasçı bir kez daha tam pay alıp diğerlerinin önüne geçmez. Denkleştirmenin temelinde, mirasbırakanın kural olarak çocuklarına eşit davranmak istediği varsayımı yatar.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Hangi Kazandırmalar Denkleştirmeye Tabidir?</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Türk Medeni Kanunu&#8217;nun 669. maddesi, denkleştirmeye tabi kazandırmalara örnek verir. Mirasbırakanın çocuklarına çeyiz vermesi, iş ya da şirket kurmaları için kuruluş sermayesi sağlaması, bir malvarlığını, örneğin bir daireyi ya da araziyi devretmesi, onları bir borçtan kurtarması ve benzeri karşılıksız kazandırmalar bu kapsamdadır. Kazandırmanın denkleştirmeye tabi olması için iki temel şart vardır. Birincisi, kazandırma karşılıksız, yani ivazsız olmalıdır; mirasbırakan bunun karşılığında bir bedel ya da hizmet almamış olmalıdır. İkincisi, kazandırma sağlararası, yani mirasbırakan hayattayken yapılmış olmalıdır; vasiyetname gibi ölüme bağlı tasarruflarla yapılan kazandırmalar denkleştirmeye tabi değildir. Ancak her kazandırma da denkleştirmeye girmez. Mirasbırakanın çocuklarına yaptığı alışılmış ölçüdeki hediyeler, olağan eğitim ve öğretim giderleri ve adet üzere verilen çeyiz, kural olarak denkleştirme dışındadır.</p>



<h2 class="wp-block-heading">En Önemli Kural: Altsoy Karinesi ve İspat Yükü</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Bu davanın kaderini belirleyen en önemli kural ispata ilişkindir ve çoğu kişinin bilmediği bir inceliktir. Mirasbırakanın altsoyuna, yani çocuklarına ve torunlarına yaptığı karşılıksız kazandırmalar, mirasbırakan aksini açıkça belirtmediği sürece, kural olarak denkleştirmeye tabidir. Bunun doğal sonucu şudur: kazandırmayı alan çocuk, &#8220;babam bu malı bana verirken bunu denkleştirme dışı tuttu, yani miras payıma mahsup edilmesini istemedi&#8221; diyorsa, bunu kendisi ispatlamak zorundadır. Yani ispat yükü, davayı açan diğer mirasçılarda değil, kazandırmayı alan taraftadır. Bu, diğer kardeşler lehine çok güçlü bir kuraldır. Buna karşılık, altsoy dışındaki yasal mirasçılara, örneğin kardeşe yapılan kazandırmalarda durum terstir: bunlar kural olarak denkleştirmeye tabi değildir ve denkleştirme isteyen taraf, kazandırmanın miras payına mahsuben yapıldığını ispatlamak zorundadır. Ayrıca sağ kalan eş, mirasbırakanın altsoyuyla birlikte mirasçı olmuşsa, kural olarak denkleştirme isteyemez ve ona yapılan kazandırmalar da denkleştirmeye tabi tutulmaz.</p>



<h2 class="wp-block-heading">İade mi, Bedel mi? Davalının Seçimlik Hakkı</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Denkleştirmeye tabi bir kazandırmayı alan mirasçının, bu yükümlülüğü nasıl yerine getireceği konusunda seçimlik hakkı vardır. Türk Medeni Kanunu&#8217;nun 671. maddesine göre bu mirasçı, dilerse aldığı malı aynen terekeye geri verebilir, dilerse malın değerini, yani bedelini kendi miras payından mahsup ettirebilir. Örneğin sağlığında babasından bir daire alan çocuk, bu daireyi terekeye iade edebileceği gibi, dairenin değerini kendi payından düşürerek de denkleştirmeyi sağlayabilir. Uygulamada çoğu zaman bedel üzerinden mahsup yöntemi tercih edilir. Önemli bir ayrıntı: denkleştirmeye tabi değer, kural olarak paylaşma anındaki değere göre hesaplanır, bu da enflasyonist dönemlerde adil bir sonuç sağlamayı amaçlar.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Süre, Görevli Mahkeme ve Diğer Davalardan Farkı</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Denkleştirmenin süre bakımından çok önemli bir özelliği vardır. Miras henüz paylaşılmamışsa, denkleştirme talebi zamanaşımına uğramaz; çünkü bu talep, paylaşmanın doğru yapılmasına yönelik bir düzeltme niteliğindedir. Ancak miras paylaşılmış, yani taksim edilmişse, taksim tarihinden itibaren on yıllık genel zamanaşımı süresi işler. Dava, mirasbırakanın son yerleşim yerindeki asliye hukuk mahkemesinde açılır. Burada denkleştirmeyi, miras hukukunun sık karıştırılan iki davasından ayırmak gerekir. Tenkis davasında amaç saklı payı korumaktır, saklı payın ihlali şarttır ve davayı yalnızca saklı paylı mirasçılar açabilir; süresi ise öğrenmeden itibaren bir yıl, her halde on yıldır. Denkleştirmede ise saklı pay ihlali aranmaz, her yasal mirasçı açabilir ve amaç mirasçılar arasındaki eşitliktir. Muris muvazaasında ise devir baştan danışıklı ve geçersizdir. Pratikte çok değerli bir nokta şudur: tenkis için öngörülen bir yıllık süreyi kaçıran bir mirasçı için, şartları varsa denkleştirme hâlâ açık bir yol olabilir. Bu nedenle somut olayda hangi davanın ya da hangi kombinasyonun doğru olduğunu belirlemek belirleyicidir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Sık Yapılan Hatalar ve Pratik Tavsiyeler</h2>



<p class="wp-block-paragraph">En sık yapılan hata, denkleştirme ile tenkisi karıştırmak ve yanlış dava türüyle yola çıkmaktır; mahkeme, açılan denkleştirme davasını kendiliğinden tenkise çeviremez, bu yüzden talebin doğru kurulması gerekir. İkinci hata, altsoya yapılan kazandırmada ispat yükünün kimde olduğunu bilmemek ve gereksiz yere savunmaya geçmektir; oysa muafiyeti kazandırmayı alan ispatlamalıdır. Üçüncü hata, miras paylaşıldıktan sonra on yıllık sürenin işlediğini göz ardı etmektir. Pratik öneriler şöyle sıralanabilir. Mirasbırakanın sağlığında hangi mirasçıya ne verdiğini, tapu kayıtları, banka hareketleri ve belgelerle araştırın. Kazandırmanın karşılıksız mı yoksa bir bedel ya da bakım karşılığı mı yapıldığını belirleyin. Altsoya yapılan kazandırmada ispat yükünün karşı tarafta olduğunu unutmayın. Tenkis sürenizi kaçırdıysanız denkleştirme yolunu değerlendirin. Davaları doğru kurgulamak için sürecin başında hukuki destek alın.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Sıkça Sorulan Sorular</h2>



<h3 class="wp-block-heading">Kardeşim babamdan sağken mal aldıysa ne yapabilirim?</h3>



<p class="wp-block-paragraph">Mirasta denkleştirme (iade) davası açabilirsiniz. Mirasbırakanın çocuklarına sağlığında yaptığı karşılıksız kazandırmalar, aksi açıkça belirtilmedikçe kural olarak denkleştirmeye tabidir ve mirasta hesaba katılır. Böylece erken pay alan mirasçı iki kez pay almış olmaz.</p>



<h3 class="wp-block-heading">Denkleştirmede ispat yükü kimdedir?</h3>



<p class="wp-block-paragraph">Altsoya (çocuklara) yapılan karşılıksız kazandırmalarda ispat yükü kazandırmayı alan taraftadır. Yani kazandırmanın denkleştirme dışı tutulduğunu, onu alan çocuk ispatlamalıdır. Altsoy dışındaki mirasçılarda ise denkleştirme isteyen taraf ispatla yükümlüdür.</p>



<h3 class="wp-block-heading">Denkleştirme davasında zamanaşımı var mı?</h3>



<p class="wp-block-paragraph">Miras henüz paylaşılmamışsa denkleştirme talebi zamanaşımına uğramaz. Ancak miras paylaşıldıysa (taksim edildiyse), taksim tarihinden itibaren on yıllık genel zamanaşımı süresi işler.</p>



<h3 class="wp-block-heading">Denkleştirme ile tenkis aynı şey mi?</h3>



<p class="wp-block-paragraph">Hayır. Tenkiste amaç saklı payı korumaktır, saklı pay ihlali şarttır ve yalnızca saklı paylı mirasçılar açar. Denkleştirmede ise saklı pay ihlali aranmaz, amaç mirasçılar arası eşitliktir ve her yasal mirasçı açabilir. Tenkis süresini kaçıran mirasçı için denkleştirme hâlâ açık olabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Miras hukukuna dair bir başka değerlendirme için <a href="https://kizildaghukuk.com/sakli-pay-tenkis-davasi/">saklı pay ve tenkis davasına ilişkin yazımıza</a> göz atabilirsiniz.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>İlgili mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 669-675. Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır, somut uyuşmazlığınız için hukuki danışmanlık almanız önerilir.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Miras hukukuna dair diğer yazılarımız için:</strong> <a href="https://kizildaghukuk.com/makaleler/miras-hukuku/">Miras Hukuku makaleleri</a></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Bu hukuki makale, İstanbul Barosu&#8217;na 42717 sicil numarasıyla kayıtlı Avukat Ümit Kızıldağ tarafından güncel mevzuata uygun olarak incelenmiş ve kaleme alınmıştır.</em></p>




<script type="application/ld+json">
{
  "@context": "https://schema.org",
  "@type": "FAQPage",
  "mainEntity": [
    {"@type": "Question", "name": "Kardeşim babamdan sağken mal aldıysa ne yapabilirim?", "acceptedAnswer": {"@type": "Answer", "text": "Mirasta denkleştirme (iade) davası açabilirsiniz. Mirasbırakanın çocuklarına sağlığında yaptığı karşılıksız kazandırmalar, aksi açıkça belirtilmedikçe kural olarak denkleştirmeye tabidir ve mirasta hesaba katılır."}},
    {"@type": "Question", "name": "Denkleştirmede ispat yükü kimdedir?", "acceptedAnswer": {"@type": "Answer", "text": "Altsoya yapılan karşılıksız kazandırmalarda ispat yükü kazandırmayı alan taraftadır. Kazandırmanın denkleştirme dışı tutulduğunu onu alan çocuk ispatlamalıdır. Altsoy dışındaki mirasçılarda denkleştirme isteyen taraf ispatla yükümlüdür."}},
    {"@type": "Question", "name": "Denkleştirme davasında zamanaşımı var mı?", "acceptedAnswer": {"@type": "Answer", "text": "Miras henüz paylaşılmamışsa denkleştirme talebi zamanaşımına uğramaz. Miras paylaşıldıysa taksim tarihinden itibaren on yıllık genel zamanaşımı işler."}},
    {"@type": "Question", "name": "Denkleştirme ile tenkis aynı şey mi?", "acceptedAnswer": {"@type": "Answer", "text": "Hayır. Tenkiste saklı pay ihlali şarttır ve yalnızca saklı paylı mirasçılar açar. Denkleştirmede saklı pay ihlali aranmaz, amaç mirasçılar arası eşitliktir ve her yasal mirasçı açabilir. Tenkis süresini kaçıran için denkleştirme hâlâ açık olabilir."}}
  ]
}
</script>

<p><a href="https://kizildaghukuk.com/kardesim-babamdan-sagken-mal-aldi-ne-yapabilirim-mirasta-denklestirme/">Kardeşim Babamdan Sağken Mal Aldı, Ne Yapabilirim? Mirasta Denkleştirme</a> yazısı ilk önce <a href="https://kizildaghukuk.com">KIZILDAĞ HUKUK B&Uuml;ROSU</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şirket Hissesini Bir Mirasçıya Devretmek Mal Kaçırma mı? Muvazaa (2026 Yargıtay Kararı)</title>
		<link>https://kizildaghukuk.com/hisse-devri-muvazaa-mal-kacirma/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Aug 2026 16:15:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Miras Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Şirketler Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Ticaret Hukuku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kizildaghukuk.com/?p=1060</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir kişi sağlığında, sahibi olduğu şirket hisselerini çocuklarından birine ya da damadına devrederse, diğer mirasçılar bu devri sonradan iptal ettirebilir [&#8230;]</p>
<p><a href="https://kizildaghukuk.com/hisse-devri-muvazaa-mal-kacirma/">Şirket Hissesini Bir Mirasçıya Devretmek Mal Kaçırma mı? Muvazaa (2026 Yargıtay Kararı)</a> yazısı ilk önce <a href="https://kizildaghukuk.com">KIZILDAĞ HUKUK B&Uuml;ROSU</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Bir kişi sağlığında, sahibi olduğu şirket hisselerini çocuklarından birine ya da damadına devrederse, diğer mirasçılar bu devri sonradan iptal ettirebilir mi? Bu devir, mirastan mal kaçırmak sayılır mı? Yargıtay 11. Hukuk Dairesi&#8217;nin 31 Mart 2026 tarihli, 2025/5308 E., 2026/1834 K. kararı, aile şirketlerinde çok sık yaşanan bu soruya dengeli ve net bir cevap veriyor.</p>



<h2 class="wp-block-heading">1. Karara Konu Olan Olay</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Bir kişi, sahibi olduğu anonim şirket hisselerini üç ayrı tarihte, 2006, 2009 ve 2010 yıllarında damadına devretti. Bu kişinin vefatının ardından diğer mirasçıları dava açtı. İddiaları şuydu: bu hisse devirleri diğer mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla yapılmıştı, yani gerçekte bir satış değil, gizli bir bağıştı ve bu nedenle muvazaalı, yani danışıklıydı. Ayrıca miras bırakanın okuma yazma bilmediğini, dolayısıyla işlemlerin şeklen de geçersiz olduğunu ileri sürdüler. Devredilen hisselerin, miras payları oranında iptal edilerek kendilerine verilmesini, olmazsa tenkisini talep ettiler.</p>



<h2 class="wp-block-heading">2. Tarafların İddia ve Savunmaları</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Davalı damat, savunmasında devirlerin tamamen yasalara uygun ve gerçek bedel üzerinden yapıldığını belirtti. Miras bırakanın nakit ihtiyacı nedeniyle hisseleri sattığını, satış bedellerinin kendisine banka kanalıyla ödendiğini, bedellerin düşük gösterilmesinin söz konusu olmadığını ve miras bırakanın okuma yazma bildiğini ileri sürdü. Böylece uyuşmazlığın merkezinde şu soru yer aldı: bir mirasçıya yapılan hisse devri, tek başına mal kaçırma sayılır mı, yoksa bunun için başka koşullar mı aranır?</p>



<h2 class="wp-block-heading">3. Yargıtay&#8217;ın Kararı ve Gerekçesi</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Mahkeme davayı reddetti ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 31 Mart 2026 tarihli kararıyla bu kararı onadı. Mahkemenin ayrıntılı incelemesi, davacıların iddiasını doğrulamadı. Öncelikle, damadın her devir tarihinde hisseleri satın alabilecek alım gücüne sahip olduğu belirlendi. İkincisi, hisse devirleri karşılığında banka kanalıyla gerçek ödemeler yapıldığı, yani devirlerin bedelsiz olmadığı tespit edildi. Ödenen bedeller büyük ölçüde hisselerin değerini karşılıyordu. Damadın miras bırakanla olan yakın ilişkisi, eşinin miras bırakanın kızı olması ve devirlerin farklı tarihlerde ve bedel karşılığında yapılmış olması birlikte değerlendirildiğinde, miras bırakanın gerçek iradesinin mal kaçırmaya yönelik olduğu ispatlanamadı. Bu nedenle muvazaa iddiası kabul edilmedi.</p>



<h2 class="wp-block-heading">4. İlgili Hukuki İlke: Muris Muvazaası ve Hisse Devri</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Muris muvazaası, miras bırakanın mirasçılarından mal kaçırmak amacıyla, gerçekte bağışlamak istediği bir malı satış ya da başka bir işlem gibi göstermesidir. Böyle bir durumda görünürdeki işlem, yani satış, tarafların gerçek iradesini yansıtmadığı için geçersizdir. Ancak bir devrin muvazaalı sayılabilmesi için, bunun somut delillerle ispatlanması gerekir. Yargıtay uygulamasında bu değerlendirme yapılırken birçok ölçüt birlikte incelenir. Devralan kişinin gerçekten ödeme gücü var mıydı, bedel gerçekten ödenmiş miydi, ödeme banka kanalıyla mı yapılmıştı, bedel malın gerçek değerine uygun muydu, taraflar arasındaki ilişki nasıldı. Eğer devir gerçek bir bedelle, ödeme gücü olan bir kişiye ve banka kayıtlarıyla belgelenebilir biçimde yapılmışsa, sırf devralanın da bir mirasçı olması bu işlemi muvazaalı hale getirmez. İspat yükü, muvazaa iddiasında bulunan tarafa aittir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">5. Yapılan En Yaygın Hata</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Mirasçıların en sık yaptığı hata, bir mirasçıya yapılan her devri otomatik olarak mal kaçırma sayıp, elde somut delil olmadan dava açmaktır. Oysa bu karardan görüldüğü gibi, gerçek bedelle ve banka yoluyla yapılan bir devir muvazaa sayılmaz ve dava reddedilir. İkinci yaygın hata, devir sırasında ödeme ve değer kayıtlarının saklanmamasıdır. Hisseyi devralan kişi, ödemeyi banka kanalıyla yapıp belgelerini saklarsa, ileride açılabilecek bir davada güçlü bir konumda olur. Miras bırakan tarafında ise en sık görülen hata, devir işlemini değerine uygun ve belgeli yapmamaktır. Bedelin gerçek değerin çok altında gösterilmesi ya da hiç ödeme yapılmaması, muvazaa şüphesini güçlendirir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">6. Pratik Tavsiyeler</h2>



<ul class="wp-block-list">
<li>Şirket hissesi devrederken, devri gerçek değerine uygun bir bedelle yapın ve ödemeyi banka kanalıyla gerçekleştirin.</li>
<li>Ödeme ve değer belgelerini saklayın. Banka dekontları ve değer tespitleri, ileride muvazaa iddiasına karşı en güçlü delildir.</li>
<li>Mirasçıysanız ve bir devrin mal kaçırma amacı taşıdığını düşünüyorsanız, iddianızı somut delillerle desteklemeye hazır olun. Soyut iddia yeterli değildir.</li>
<li>İspat yükünün muvazaa iddiasında bulunan tarafta olduğunu unutmayın. Dava açmadan önce elinizdeki delilleri değerlendirin.</li>
<li>Hem devreden hem devralan taraf için, hisse devri öncesinde hukuki destek almak ileride açılabilecek davaların sonucunu baştan belirler.</li>
</ul>



<h2 class="wp-block-heading">7. Sonuç ve Şirketler Hukuku Avukatı Değerlendirmesi</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Bu karar, aile şirketlerinde hisse devirlerinin her zaman mal kaçırma anlamına gelmediğini gösteriyor. Bir mirasçıya yapılan devir, gerçek bir bedelle, ödeme gücü olan bir kişiye ve banka kayıtlarıyla belgelenebilir biçimde yapılmışsa geçerlidir ve muvazaa sayılmaz. Diğer mirasçıların bu devri iptal ettirebilmesi için, mal kaçırma amacını somut delillerle ispatlaması gerekir. Şirket hisselerinin devri, hem devreden hem devralan hem de diğer mirasçılar açısından ciddi sonuçlar doğurur. Bu nedenle devir işlemini baştan doğru, belgeli ve değerine uygun yapmak, ileride yaşanabilecek uyuşmazlıkların önüne geçmenin en sağlam yoludur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Miras ve mal devrinde muvazaa konusuna dair benzer bir değerlendirme için <a href="https://kizildaghukuk.com/olunceye-kadar-bakma-muvazaa/">ölünceye kadar bakma sözleşmesi ve muvazaaya ilişkin yazımıza</a> göz atabilirsiniz.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Karar künyesi: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, T. 31.03.2026, E. 2025/5308, K. 2026/1834. Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır, somut uyuşmazlığınız için hukuki danışmanlık almanız önerilir.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Şirketler hukukuna dair diğer yazılarımız için:</strong> <a href="https://kizildaghukuk.com/makaleler/sirketler-hukuku/">Şirketler Hukuku makaleleri</a></p>
<p><a href="https://kizildaghukuk.com/hisse-devri-muvazaa-mal-kacirma/">Şirket Hissesini Bir Mirasçıya Devretmek Mal Kaçırma mı? Muvazaa (2026 Yargıtay Kararı)</a> yazısı ilk önce <a href="https://kizildaghukuk.com">KIZILDAĞ HUKUK B&Uuml;ROSU</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ölen Yakınımın Borçları Bana Kalır mı? Mirasın Hükmen Reddi (2026 Yargıtay Kararı)</title>
		<link>https://kizildaghukuk.com/mirasin-hukmen-reddi-borca-batik-tereke/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 14 Aug 2026 19:42:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Miras Hukuku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kizildaghukuk.com/?p=1045</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir yakınınız vefat ettiğinde geriye sadece mal varlığı değil, borçları da kalabilir. Peki miras bırakanın borçları, mirasçı olarak sizin sırtınıza [&#8230;]</p>
<p><a href="https://kizildaghukuk.com/mirasin-hukmen-reddi-borca-batik-tereke/">Ölen Yakınımın Borçları Bana Kalır mı? Mirasın Hükmen Reddi (2026 Yargıtay Kararı)</a> yazısı ilk önce <a href="https://kizildaghukuk.com">KIZILDAĞ HUKUK B&Uuml;ROSU</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Bir yakınınız vefat ettiğinde geriye sadece mal varlığı değil, borçları da kalabilir. Peki miras bırakanın borçları, mirasçı olarak sizin sırtınıza yıkılır mı? Özellikle terekenin, yani geride kalan mal varlığının borçları karşılamaya yetmediği durumlarda ne yapılır? Yargıtay 7. Hukuk Dairesi&#8217;nin 15 Haziran 2026 tarihli, 2025/5035 E., 2026/3201 K. kararı, bu soruların cevabını mirasın hükmen reddi kurumu üzerinden veriyor.</p>



<h2 class="wp-block-heading">1. Karara Konu Olan Olay</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Bir kişi 4 Mart 2020 tarihinde vefat etti ve geride borca batık bir tereke bıraktı, yani borçları mal varlığından fazlaydı. Miras bırakanın dört mirasçısı vardı. Bu mirasçılardan yetişkin olanlar mirası süresi içinde reddetti. Ancak o tarihte henüz 12 yaşında olan küçük mirasçı adına ret talebinde bulunulmadı, çünkü buna gerek olmadığı düşünülmüştü. Aradan zaman geçti ve 23 Ocak 2024 tarihinde, küçük mirasçı adına miras bırakanın borçları için ödeme emirleri tebliğ edildi. Bunun üzerine küçük adına, terekenin borca batık olduğu ileri sürülerek mirasın hükmen reddedildiğinin tespiti için dava açıldı.</p>



<h2 class="wp-block-heading">2. Tarafların İddia ve Savunmaları</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Davacı taraf, miras bırakanın terekesinin ölüm tarihi itibarıyla borca batık olduğunu, borçların mal varlığını aştığını ve bu nedenle küçük mirasçının da mirası reddetmiş sayılması gerektiğini ileri sürdü. Davalı alacaklılar ise savunmalarında, terekenin borca batık olup olmadığının objektif biçimde tespit edilmesi gerektiğini, alacaklarının devam ettiğini belirterek davanın reddini istedi. Uyuşmazlığın özü şuydu: süresi içinde açık bir ret beyanında bulunmayan mirasçı, terekenin borca batık olması halinde yine de mirası reddetmiş sayılır mı?</p>



<h2 class="wp-block-heading">3. Yargıtay&#8217;ın Kararı ve Gerekçesi</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Mahkeme davayı kabul etti ve Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 15 Haziran 2026 tarihli kararıyla bu kararı onadı. Dairenin dayandığı ilke şudur: miras bırakanın ölümü anında terekesi açıkça borca batık durumdaysa, miras kanun gereği reddedilmiş sayılır. Bu durumda mirasçının ayrıca süresi içinde açık bir ret beyanında bulunmasına gerek yoktur. Mirasçı, terekenin borca batık olduğunu her zaman, hatta kendisine karşı borç için takip başlatıldığında bir defi olarak ileri sürebilir ve mahkemeden mirasın hükmen reddedilmiş olduğunun tespitini isteyebilir. Somut olayda terekenin ölüm tarihinde borca batık olduğu sabit görüldüğü için, küçük mirasçının da mirası reddetmiş sayılacağına karar verildi.</p>



<h2 class="wp-block-heading">4. İlgili Hukuki İlke: Mirasın Gerçek Reddi ve Hükmen Reddi</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Türk Medeni Kanunu mirasın reddini iki şekilde düzenler. Birincisi gerçek reddir. Mirasçı, miras bırakanın ölümünü öğrendiği tarihten itibaren üç ay içinde sulh hukuk mahkemesine başvurarak mirası reddedebilir. Bu süre hak düşürücüdür. İkincisi hükmen reddir. Miras bırakanın ölümü anında terekesi borca batık ise, yani borçları mal varlığından fazlaysa, miras herhangi bir başvuruya gerek olmaksızın kendiliğinden reddedilmiş sayılır. Bu durumda mirasçı üç aylık süreyi kaçırmış olsa bile korunur. Terekenin borca batıklığı, alacaklıların açtığı takip veya davada bir defi olarak ileri sürülebileceği gibi, mirasçı tarafından tespit davası yoluyla da mahkemeye taşınabilir. Önemli olan, borca batıklığın ölüm anı itibarıyla ve objektif biçimde ortaya konmasıdır.</p>



<h2 class="wp-block-heading">5. Yapılan En Yaygın Hata</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Mirasçıların en sık yaptığı hata, borçlu bir yakının ölümünden sonra hiçbir işlem yapmadan beklemektir. Üç aylık ret süresi kaçırıldığında birçok kişi artık yapacak bir şey olmadığını düşünür. Oysa tereke borca batıksa, mirasın hükmen reddi her zaman ileri sürülebilir. İkinci yaygın hata, özellikle küçük çocuklar adına gerekli adımların atılmamasıdır. Bu karardaki gibi, küçük mirasçı adına zamanında işlem yapılmasa bile, borca batıklık ispatlanarak hükmen ret sağlanabilir. Bir diğer hata, terekeye ait mallara sahip çıkmak ya da onları kullanmaktır. Mirasçı terekeyi benimseyen davranışlarda bulunursa, ret hakkını kaybedebilir. Bu nedenle borçlu bir mirasta terekeye dokunmadan önce hukuki değerlendirme almak önemlidir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">6. Pratik Tavsiyeler</h2>



<ul class="wp-block-list">
<li>Borçlu olduğunu düşündüğünüz bir yakınınız vefat ettiğinde, üç aylık ret süresini bekletmeden değerlendirin. Süreyi kaçırmamak en güvenli yoldur.</li>
<li>Üç aylık süre geçmiş olsa bile, tereke borca batıksa mirasın hükmen reddini ileri sürebileceğinizi unutmayın.</li>
<li>Küçük çocuklar adına da gerekli adımların atılması gerekir. Onlar adına işlem yapılmaması ileride sorun doğurabilir, ancak borca batıklık halinde hükmen ret yolu açıktır.</li>
<li>Terekeye ait mallara sahip çıkmaktan ve onları kullanmaktan kaçının. Bu tür davranışlar mirası kabul anlamına gelip ret hakkınızı ortadan kaldırabilir.</li>
<li>Size miras bırakanın borcu için bir ödeme emri ya da takip gelirse, hemen hukuki değerlendirme alın. Hükmen ret bir defi olarak ileri sürülebilir.</li>
</ul>



<h2 class="wp-block-heading">7. Sonuç ve Miras Avukatı Değerlendirmesi</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Bu karar, miras bırakanın borçlarının mirasçıların kaderini otomatik olarak belirlemediğini gösteriyor. Tereke borca batıksa, yani borçlar mal varlığını aşıyorsa, miras kanun gereği reddedilmiş sayılır ve mirasçı bu durumu her zaman ileri sürebilir. Üç aylık ret süresini kaçırmış olmak dahi, borca batıklık halinde mirasçıyı borçtan kurtaran hükmen ret yolunu kapatmaz. Miras hukukunda doğru adımı atmak, çoğu zaman terekenin gerçek durumunu bilmekten ve zamanında hareket etmekten geçer. Borçlu bir mirasla karşılaşıldığında, terekeye dokunmadan önce alınacak bir hukuki değerlendirme, mirasçıyı büyük bir yükün altına girmekten koruyabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Miras hukukunda hak ve sürelerin önemine dair benzer bir değerlendirme için <a href="https://kizildaghukuk.com/olunceye-kadar-bakma-muvazaa/">ölünceye kadar bakma sözleşmesi ve muvazaaya ilişkin yazımıza</a> göz atabilirsiniz.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Karar künyesi: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, T. 15.06.2026, E. 2025/5035, K. 2026/3201. Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır, somut uyuşmazlığınız için hukuki danışmanlık almanız önerilir.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Miras hukukuna dair diğer yazılarımız için:</strong> <a href="https://kizildaghukuk.com/makaleler/miras-hukuku/">Miras Hukuku makaleleri</a></p>
<p><a href="https://kizildaghukuk.com/mirasin-hukmen-reddi-borca-batik-tereke/">Ölen Yakınımın Borçları Bana Kalır mı? Mirasın Hükmen Reddi (2026 Yargıtay Kararı)</a> yazısı ilk önce <a href="https://kizildaghukuk.com">KIZILDAĞ HUKUK B&Uuml;ROSU</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesiyle Yapılan Mal Devri Ne Zaman İptal Olur? (2026 Yargıtay Kararı)</title>
		<link>https://kizildaghukuk.com/olunceye-kadar-bakma-muvazaa/</link>
					<comments>https://kizildaghukuk.com/olunceye-kadar-bakma-muvazaa/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 09 Aug 2026 10:23:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Miras Hukuku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kizildaghukuk.com/?p=1028</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yaşlı bir kişinin, kendisine bakması karşılığında malını bir yakınına devretmesi hayatta sık görülür. Buna hukukta ölünceye kadar bakma sözleşmesi denir. [&#8230;]</p>
<p><a href="https://kizildaghukuk.com/olunceye-kadar-bakma-muvazaa/">Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesiyle Yapılan Mal Devri Ne Zaman İptal Olur? (2026 Yargıtay Kararı)</a> yazısı ilk önce <a href="https://kizildaghukuk.com">KIZILDAĞ HUKUK B&Uuml;ROSU</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Yaşlı bir kişinin, kendisine bakması karşılığında malını bir yakınına devretmesi hayatta sık görülür. Buna hukukta ölünceye kadar bakma sözleşmesi denir. Peki bu sözleşme her zaman geçerli midir, yoksa diğer mirasçılar sonradan iptalini isteyebilir mi? Yargıtay 1. Hukuk Dairesi&#8217;nin 12 Mayıs 2026 tarihli, 2025/5842 E., 2026/3896 K. kararı bu soruya çok net bir cevap veriyor.</p>



<h2 class="wp-block-heading">1. Karara Konu Olan Olay</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Dört kardeşten biri olan kişi, 2018 yılında çocuğu olmadan vefat ediyor. Ölümünden önce, 2017 yılında sahip olduğu üç taşınmazın tamamını, yani iki tarla ile bir avlulu ev ve ahırı, ölünceye kadar bakma sözleşmesiyle kardeşlerinden birine devretmişti. Vefatın ardından diğer kardeşler dava açtı. İddiaları şuydu: bu sözleşme gerçek bir bakım ilişkisine dayanmıyordu, amaç malı diğer mirasçılardan kaçırmaktı, yani işlem muvazaalıydı. Dosyadan anlaşıldığına göre muris devir tarihinde 68 yaşındaydı, kendi emekli maaşı ve başka geliri vardı, üstelik devrettiği taşınmazlar traktörü dışındaki tüm malvarlığını oluşturuyordu.</p>



<h2 class="wp-block-heading">2. İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemesi Süreci</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Yerel mahkeme dosyayı ayrıntılı biçimde inceledi. Murisin yaşı, sağlık durumu, gelir kaynakları ve aile ilişkileri birlikte değerlendirildi. Mahkemeye göre eğer amaç gerçekten bakılıp gözetilmek olsaydı, muris malvarlığının yalnızca bir kısmını devrederek de bu ihtiyacını karşılayabilirdi. Oysa neredeyse tüm taşınmazlarını tek bir kardeşine bırakmıştı. Bu tablo, sözleşmenin arkasında bakım amacının değil, diğer mirasçılardan mal kaçırma düşüncesinin bulunduğunu gösteriyordu. Bölge Adliye Mahkemesi de aynı gerekçeyle davalının başvurusunu reddetti.</p>



<h2 class="wp-block-heading">3. Yargıtay&#8217;ın Kararı ve Gerekçesi</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, 12 Mayıs 2026 tarihli kararıyla yerel mahkemenin değerlendirmesini onadı. Dairenin benimsediği ölçüt şu oldu: ölünceye kadar bakma sözleşmesi tek başına geçersiz bir işlem değildir, ancak devredilen malın değeri bakım borcunun karşılığını açıkça aşıyorsa ve kişinin gerçekte bakıma ihtiyacı yoksa, bu durum işlemin muvazaalı olduğunu gösterebilir. Somut olayda murisin kendi geliri bulunması, bakım borcunun yerine getirilmediği yönünde bir iddianın olmaması ve malvarlığının tamamının devredilmiş olması bir arada değerlendirildi. Sonuçta devrin makul sınırların dışına çıktığı, gerçek amacın mal kaçırmak olduğu kabul edildi ve tapunun iptaline karar verildi.</p>



<h2 class="wp-block-heading">4. İlgili Hukuki İlke: Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi ve Muris Muvazaası</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Ölünceye kadar bakma sözleşmesi, bir kişinin kendisine ölene kadar bakılması karşılığında bir malını karşı tarafa devretmesini sağlayan, kanunda düzenlenmiş geçerli bir sözleşmedir. Muris muvazaası ise mirasbırakanın, mirasçılarından mal kaçırmak amacıyla gerçekte bağış olan bir işlemi satış ya da bakım sözleşmesi gibi göstermesidir. Bu iki kurum uygulamada sıklıkla karşı karşıya gelir. Mahkemeler bir devrin gerçek bir bakım ilişkisine mi dayandığını, yoksa mal kaçırma amacı mı taşıdığını belirlerken şu ölçütlere bakar: murisin bakıma gerçekten ihtiyacı var mıydı, devredilen malın değeri bakım borcuyla orantılı mıydı, muris malvarlığının ne kadarını devretmişti, taraflar arasında gerçek bir bakım ilişkisi kurulmuş muydu. Bu ölçütler bir arada değerlendirilir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">5. Yapılan En Yaygın Hata</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Uygulamada en sık yapılan hata, ölünceye kadar bakma sözleşmesinin her koşulda dokunulmaz olduğunun sanılmasıdır. Malını devreden kişi de, devralan kişi de bu sözleşmenin sonradan iptal edilemeyeceğini düşünür. Oysa bu karardan görüldüğü gibi, kişinin bakıma ihtiyacı yoksa ve malvarlığının tamamını ya da çok büyük kısmını devrediyorsa, sözleşme muvazaa nedeniyle iptal edilebilir. Bir diğer hata, gerçek bir bakım ilişkisinin belgelenmemesidir. Bakımın fiilen yapıldığını gösteren tanık, harcama kaydı ve benzeri deliller, ileride açılacak bir davada devralan kişiyi korur. Diğer mirasçılar açısından ise unutulmaması gereken nokta şudur: muvazaa iddiası ciddi ve somut delillerle desteklenmelidir, kuru bir iddia yeterli olmaz.</p>



<h2 class="wp-block-heading">6. Pratik Tavsiyeler</h2>



<ul class="wp-block-list">
<li>Ölünceye kadar bakma sözleşmesi yaparken, kişinin gerçekten bakıma ihtiyacı olup olmadığını göz önünde bulundurun. Bakım ihtiyacı yoksa işlem tartışmaya açık hale gelir.</li>
<li>Devredilen malın değerinin bakım borcuyla orantılı olmasına dikkat edin. Kişinin tüm malvarlığını devretmesi, muvazaa şüphesini güçlendirir.</li>
<li>Bakımın fiilen yapıldığını gösteren delilleri saklayın. Sağlık harcamaları, ortak yaşam, tanık beyanları ileride önem taşır.</li>
<li>Mirasçıysanız ve bir devrin mal kaçırma amacı taşıdığını düşünüyorsanız, iddianızı somut delillerle desteklemeye hazır olun.</li>
<li>Hem devreden hem devralan taraf için, sözleşme öncesinde hukuki değerlendirme almak ileride yaşanabilecek uyuşmazlıkları baştan önler.</li>
</ul>



<h2 class="wp-block-heading">7. Sonuç ve Miras Avukatı Değerlendirmesi</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Bu karar, ölünceye kadar bakma sözleşmesinin geçerli ama sınırsız bir yol olmadığını gösteriyor. Sözleşme, gerçek bir bakım ilişkisine dayandığı ve devredilen malın değeri bakım borcuyla orantılı olduğu sürece korunur. Ancak kişinin bakıma ihtiyacı yoksa ve malvarlığının tamamı bir mirasçıya bırakılıyorsa, diğer mirasçılar muvazaa nedeniyle iptal davası açabilir. Miras uyuşmazlıklarında sonuç, çoğu zaman işlemin gerçek amacının doğru okunmasına bağlıdır. Böyle bir devir söz konusu olduğunda, hem malını devretmek isteyen kişi hem de hakkını arayan mirasçılar için erken bir hukuki değerlendirme, ileride yıllar sürecek davaların önüne geçebilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Miras ve aile ilişkilerinde belgelerin ve sürelerin önemine dair benzer bir değerlendirme için <a href="https://kizildaghukuk.com/vasiyetin-iptali-hak-dusurucu-sure/">vasiyetin iptali ve hak düşürücü süreye ilişkin yazımıza</a> göz atabilirsiniz.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Karar künyesi: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, T. 12.05.2026, E. 2025/5842, K. 2026/3896. Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır, somut uyuşmazlığınız için hukuki danışmanlık almanız önerilir.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Miras hukukuna dair diğer yazılarımız için:</strong> <a href="https://kizildaghukuk.com/makaleler/miras-hukuku/">Miras Hukuku makaleleri</a></p>
<p><a href="https://kizildaghukuk.com/olunceye-kadar-bakma-muvazaa/">Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesiyle Yapılan Mal Devri Ne Zaman İptal Olur? (2026 Yargıtay Kararı)</a> yazısı ilk önce <a href="https://kizildaghukuk.com">KIZILDAĞ HUKUK B&Uuml;ROSU</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://kizildaghukuk.com/olunceye-kadar-bakma-muvazaa/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
