<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Miras Hukuku arşivleri - KIZILDAĞ HUKUK B&Uuml;ROSU</title>
	<atom:link href="https://kizildaghukuk.com/makaleler/miras-hukuku/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://kizildaghukuk.com/makaleler/miras-hukuku/</link>
	<description>LL.M. Av. &#220;mit KIZILDAĞ</description>
	<lastBuildDate>Thu, 27 Aug 2026 16:24:14 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1</generator>

<image>
	<url>https://kizildaghukuk.com/wp-content/uploads/2026/08/muhur-site-simgesi-512-150x150.png</url>
	<title>Miras Hukuku arşivleri - KIZILDAĞ HUKUK B&Uuml;ROSU</title>
	<link>https://kizildaghukuk.com/makaleler/miras-hukuku/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Şirket Hissesini Bir Mirasçıya Devretmek Mal Kaçırma mı? Muvazaa (2026 Yargıtay Kararı)</title>
		<link>https://kizildaghukuk.com/hisse-devri-muvazaa-mal-kacirma/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Aug 2026 16:15:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Miras Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Şirketler Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Ticaret Hukuku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kizildaghukuk.com/?p=1060</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir kişi sağlığında, sahibi olduğu şirket hisselerini çocuklarından birine ya da damadına devrederse, diğer mirasçılar bu devri sonradan iptal ettirebilir [&#8230;]</p>
<p><a href="https://kizildaghukuk.com/hisse-devri-muvazaa-mal-kacirma/">Şirket Hissesini Bir Mirasçıya Devretmek Mal Kaçırma mı? Muvazaa (2026 Yargıtay Kararı)</a> yazısı ilk önce <a href="https://kizildaghukuk.com">KIZILDAĞ HUKUK B&Uuml;ROSU</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Bir kişi sağlığında, sahibi olduğu şirket hisselerini çocuklarından birine ya da damadına devrederse, diğer mirasçılar bu devri sonradan iptal ettirebilir mi? Bu devir, mirastan mal kaçırmak sayılır mı? Yargıtay 11. Hukuk Dairesi&#8217;nin 31 Mart 2026 tarihli, 2025/5308 E., 2026/1834 K. kararı, aile şirketlerinde çok sık yaşanan bu soruya dengeli ve net bir cevap veriyor.</p>



<h2 class="wp-block-heading">1. Karara Konu Olan Olay</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Bir kişi, sahibi olduğu anonim şirket hisselerini üç ayrı tarihte, 2006, 2009 ve 2010 yıllarında damadına devretti. Bu kişinin vefatının ardından diğer mirasçıları dava açtı. İddiaları şuydu: bu hisse devirleri diğer mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla yapılmıştı, yani gerçekte bir satış değil, gizli bir bağıştı ve bu nedenle muvazaalı, yani danışıklıydı. Ayrıca miras bırakanın okuma yazma bilmediğini, dolayısıyla işlemlerin şeklen de geçersiz olduğunu ileri sürdüler. Devredilen hisselerin, miras payları oranında iptal edilerek kendilerine verilmesini, olmazsa tenkisini talep ettiler.</p>



<h2 class="wp-block-heading">2. Tarafların İddia ve Savunmaları</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Davalı damat, savunmasında devirlerin tamamen yasalara uygun ve gerçek bedel üzerinden yapıldığını belirtti. Miras bırakanın nakit ihtiyacı nedeniyle hisseleri sattığını, satış bedellerinin kendisine banka kanalıyla ödendiğini, bedellerin düşük gösterilmesinin söz konusu olmadığını ve miras bırakanın okuma yazma bildiğini ileri sürdü. Böylece uyuşmazlığın merkezinde şu soru yer aldı: bir mirasçıya yapılan hisse devri, tek başına mal kaçırma sayılır mı, yoksa bunun için başka koşullar mı aranır?</p>



<h2 class="wp-block-heading">3. Yargıtay&#8217;ın Kararı ve Gerekçesi</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Mahkeme davayı reddetti ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 31 Mart 2026 tarihli kararıyla bu kararı onadı. Mahkemenin ayrıntılı incelemesi, davacıların iddiasını doğrulamadı. Öncelikle, damadın her devir tarihinde hisseleri satın alabilecek alım gücüne sahip olduğu belirlendi. İkincisi, hisse devirleri karşılığında banka kanalıyla gerçek ödemeler yapıldığı, yani devirlerin bedelsiz olmadığı tespit edildi. Ödenen bedeller büyük ölçüde hisselerin değerini karşılıyordu. Damadın miras bırakanla olan yakın ilişkisi, eşinin miras bırakanın kızı olması ve devirlerin farklı tarihlerde ve bedel karşılığında yapılmış olması birlikte değerlendirildiğinde, miras bırakanın gerçek iradesinin mal kaçırmaya yönelik olduğu ispatlanamadı. Bu nedenle muvazaa iddiası kabul edilmedi.</p>



<h2 class="wp-block-heading">4. İlgili Hukuki İlke: Muris Muvazaası ve Hisse Devri</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Muris muvazaası, miras bırakanın mirasçılarından mal kaçırmak amacıyla, gerçekte bağışlamak istediği bir malı satış ya da başka bir işlem gibi göstermesidir. Böyle bir durumda görünürdeki işlem, yani satış, tarafların gerçek iradesini yansıtmadığı için geçersizdir. Ancak bir devrin muvazaalı sayılabilmesi için, bunun somut delillerle ispatlanması gerekir. Yargıtay uygulamasında bu değerlendirme yapılırken birçok ölçüt birlikte incelenir. Devralan kişinin gerçekten ödeme gücü var mıydı, bedel gerçekten ödenmiş miydi, ödeme banka kanalıyla mı yapılmıştı, bedel malın gerçek değerine uygun muydu, taraflar arasındaki ilişki nasıldı. Eğer devir gerçek bir bedelle, ödeme gücü olan bir kişiye ve banka kayıtlarıyla belgelenebilir biçimde yapılmışsa, sırf devralanın da bir mirasçı olması bu işlemi muvazaalı hale getirmez. İspat yükü, muvazaa iddiasında bulunan tarafa aittir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">5. Yapılan En Yaygın Hata</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Mirasçıların en sık yaptığı hata, bir mirasçıya yapılan her devri otomatik olarak mal kaçırma sayıp, elde somut delil olmadan dava açmaktır. Oysa bu karardan görüldüğü gibi, gerçek bedelle ve banka yoluyla yapılan bir devir muvazaa sayılmaz ve dava reddedilir. İkinci yaygın hata, devir sırasında ödeme ve değer kayıtlarının saklanmamasıdır. Hisseyi devralan kişi, ödemeyi banka kanalıyla yapıp belgelerini saklarsa, ileride açılabilecek bir davada güçlü bir konumda olur. Miras bırakan tarafında ise en sık görülen hata, devir işlemini değerine uygun ve belgeli yapmamaktır. Bedelin gerçek değerin çok altında gösterilmesi ya da hiç ödeme yapılmaması, muvazaa şüphesini güçlendirir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">6. Pratik Tavsiyeler</h2>



<ul class="wp-block-list">
<li>Şirket hissesi devrederken, devri gerçek değerine uygun bir bedelle yapın ve ödemeyi banka kanalıyla gerçekleştirin.</li>
<li>Ödeme ve değer belgelerini saklayın. Banka dekontları ve değer tespitleri, ileride muvazaa iddiasına karşı en güçlü delildir.</li>
<li>Mirasçıysanız ve bir devrin mal kaçırma amacı taşıdığını düşünüyorsanız, iddianızı somut delillerle desteklemeye hazır olun. Soyut iddia yeterli değildir.</li>
<li>İspat yükünün muvazaa iddiasında bulunan tarafta olduğunu unutmayın. Dava açmadan önce elinizdeki delilleri değerlendirin.</li>
<li>Hem devreden hem devralan taraf için, hisse devri öncesinde hukuki destek almak ileride açılabilecek davaların sonucunu baştan belirler.</li>
</ul>



<h2 class="wp-block-heading">7. Sonuç ve Şirketler Hukuku Avukatı Değerlendirmesi</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Bu karar, aile şirketlerinde hisse devirlerinin her zaman mal kaçırma anlamına gelmediğini gösteriyor. Bir mirasçıya yapılan devir, gerçek bir bedelle, ödeme gücü olan bir kişiye ve banka kayıtlarıyla belgelenebilir biçimde yapılmışsa geçerlidir ve muvazaa sayılmaz. Diğer mirasçıların bu devri iptal ettirebilmesi için, mal kaçırma amacını somut delillerle ispatlaması gerekir. Şirket hisselerinin devri, hem devreden hem devralan hem de diğer mirasçılar açısından ciddi sonuçlar doğurur. Bu nedenle devir işlemini baştan doğru, belgeli ve değerine uygun yapmak, ileride yaşanabilecek uyuşmazlıkların önüne geçmenin en sağlam yoludur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Miras ve mal devrinde muvazaa konusuna dair benzer bir değerlendirme için <a href="https://kizildaghukuk.com/olunceye-kadar-bakma-muvazaa/">ölünceye kadar bakma sözleşmesi ve muvazaaya ilişkin yazımıza</a> göz atabilirsiniz.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Karar künyesi: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, T. 31.03.2026, E. 2025/5308, K. 2026/1834. Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır, somut uyuşmazlığınız için hukuki danışmanlık almanız önerilir.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Şirketler hukukuna dair diğer yazılarımız için:</strong> <a href="https://kizildaghukuk.com/makaleler/sirketler-hukuku/">Şirketler Hukuku makaleleri</a></p>
<p><a href="https://kizildaghukuk.com/hisse-devri-muvazaa-mal-kacirma/">Şirket Hissesini Bir Mirasçıya Devretmek Mal Kaçırma mı? Muvazaa (2026 Yargıtay Kararı)</a> yazısı ilk önce <a href="https://kizildaghukuk.com">KIZILDAĞ HUKUK B&Uuml;ROSU</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ölen Yakınımın Borçları Bana Kalır mı? Mirasın Hükmen Reddi (2026 Yargıtay Kararı)</title>
		<link>https://kizildaghukuk.com/mirasin-hukmen-reddi-borca-batik-tereke/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 14 Aug 2026 19:42:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Miras Hukuku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kizildaghukuk.com/?p=1045</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir yakınınız vefat ettiğinde geriye sadece mal varlığı değil, borçları da kalabilir. Peki miras bırakanın borçları, mirasçı olarak sizin sırtınıza [&#8230;]</p>
<p><a href="https://kizildaghukuk.com/mirasin-hukmen-reddi-borca-batik-tereke/">Ölen Yakınımın Borçları Bana Kalır mı? Mirasın Hükmen Reddi (2026 Yargıtay Kararı)</a> yazısı ilk önce <a href="https://kizildaghukuk.com">KIZILDAĞ HUKUK B&Uuml;ROSU</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Bir yakınınız vefat ettiğinde geriye sadece mal varlığı değil, borçları da kalabilir. Peki miras bırakanın borçları, mirasçı olarak sizin sırtınıza yıkılır mı? Özellikle terekenin, yani geride kalan mal varlığının borçları karşılamaya yetmediği durumlarda ne yapılır? Yargıtay 7. Hukuk Dairesi&#8217;nin 15 Haziran 2026 tarihli, 2025/5035 E., 2026/3201 K. kararı, bu soruların cevabını mirasın hükmen reddi kurumu üzerinden veriyor.</p>



<h2 class="wp-block-heading">1. Karara Konu Olan Olay</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Bir kişi 4 Mart 2020 tarihinde vefat etti ve geride borca batık bir tereke bıraktı, yani borçları mal varlığından fazlaydı. Miras bırakanın dört mirasçısı vardı. Bu mirasçılardan yetişkin olanlar mirası süresi içinde reddetti. Ancak o tarihte henüz 12 yaşında olan küçük mirasçı adına ret talebinde bulunulmadı, çünkü buna gerek olmadığı düşünülmüştü. Aradan zaman geçti ve 23 Ocak 2024 tarihinde, küçük mirasçı adına miras bırakanın borçları için ödeme emirleri tebliğ edildi. Bunun üzerine küçük adına, terekenin borca batık olduğu ileri sürülerek mirasın hükmen reddedildiğinin tespiti için dava açıldı.</p>



<h2 class="wp-block-heading">2. Tarafların İddia ve Savunmaları</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Davacı taraf, miras bırakanın terekesinin ölüm tarihi itibarıyla borca batık olduğunu, borçların mal varlığını aştığını ve bu nedenle küçük mirasçının da mirası reddetmiş sayılması gerektiğini ileri sürdü. Davalı alacaklılar ise savunmalarında, terekenin borca batık olup olmadığının objektif biçimde tespit edilmesi gerektiğini, alacaklarının devam ettiğini belirterek davanın reddini istedi. Uyuşmazlığın özü şuydu: süresi içinde açık bir ret beyanında bulunmayan mirasçı, terekenin borca batık olması halinde yine de mirası reddetmiş sayılır mı?</p>



<h2 class="wp-block-heading">3. Yargıtay&#8217;ın Kararı ve Gerekçesi</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Mahkeme davayı kabul etti ve Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 15 Haziran 2026 tarihli kararıyla bu kararı onadı. Dairenin dayandığı ilke şudur: miras bırakanın ölümü anında terekesi açıkça borca batık durumdaysa, miras kanun gereği reddedilmiş sayılır. Bu durumda mirasçının ayrıca süresi içinde açık bir ret beyanında bulunmasına gerek yoktur. Mirasçı, terekenin borca batık olduğunu her zaman, hatta kendisine karşı borç için takip başlatıldığında bir defi olarak ileri sürebilir ve mahkemeden mirasın hükmen reddedilmiş olduğunun tespitini isteyebilir. Somut olayda terekenin ölüm tarihinde borca batık olduğu sabit görüldüğü için, küçük mirasçının da mirası reddetmiş sayılacağına karar verildi.</p>



<h2 class="wp-block-heading">4. İlgili Hukuki İlke: Mirasın Gerçek Reddi ve Hükmen Reddi</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Türk Medeni Kanunu mirasın reddini iki şekilde düzenler. Birincisi gerçek reddir. Mirasçı, miras bırakanın ölümünü öğrendiği tarihten itibaren üç ay içinde sulh hukuk mahkemesine başvurarak mirası reddedebilir. Bu süre hak düşürücüdür. İkincisi hükmen reddir. Miras bırakanın ölümü anında terekesi borca batık ise, yani borçları mal varlığından fazlaysa, miras herhangi bir başvuruya gerek olmaksızın kendiliğinden reddedilmiş sayılır. Bu durumda mirasçı üç aylık süreyi kaçırmış olsa bile korunur. Terekenin borca batıklığı, alacaklıların açtığı takip veya davada bir defi olarak ileri sürülebileceği gibi, mirasçı tarafından tespit davası yoluyla da mahkemeye taşınabilir. Önemli olan, borca batıklığın ölüm anı itibarıyla ve objektif biçimde ortaya konmasıdır.</p>



<h2 class="wp-block-heading">5. Yapılan En Yaygın Hata</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Mirasçıların en sık yaptığı hata, borçlu bir yakının ölümünden sonra hiçbir işlem yapmadan beklemektir. Üç aylık ret süresi kaçırıldığında birçok kişi artık yapacak bir şey olmadığını düşünür. Oysa tereke borca batıksa, mirasın hükmen reddi her zaman ileri sürülebilir. İkinci yaygın hata, özellikle küçük çocuklar adına gerekli adımların atılmamasıdır. Bu karardaki gibi, küçük mirasçı adına zamanında işlem yapılmasa bile, borca batıklık ispatlanarak hükmen ret sağlanabilir. Bir diğer hata, terekeye ait mallara sahip çıkmak ya da onları kullanmaktır. Mirasçı terekeyi benimseyen davranışlarda bulunursa, ret hakkını kaybedebilir. Bu nedenle borçlu bir mirasta terekeye dokunmadan önce hukuki değerlendirme almak önemlidir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">6. Pratik Tavsiyeler</h2>



<ul class="wp-block-list">
<li>Borçlu olduğunu düşündüğünüz bir yakınınız vefat ettiğinde, üç aylık ret süresini bekletmeden değerlendirin. Süreyi kaçırmamak en güvenli yoldur.</li>
<li>Üç aylık süre geçmiş olsa bile, tereke borca batıksa mirasın hükmen reddini ileri sürebileceğinizi unutmayın.</li>
<li>Küçük çocuklar adına da gerekli adımların atılması gerekir. Onlar adına işlem yapılmaması ileride sorun doğurabilir, ancak borca batıklık halinde hükmen ret yolu açıktır.</li>
<li>Terekeye ait mallara sahip çıkmaktan ve onları kullanmaktan kaçının. Bu tür davranışlar mirası kabul anlamına gelip ret hakkınızı ortadan kaldırabilir.</li>
<li>Size miras bırakanın borcu için bir ödeme emri ya da takip gelirse, hemen hukuki değerlendirme alın. Hükmen ret bir defi olarak ileri sürülebilir.</li>
</ul>



<h2 class="wp-block-heading">7. Sonuç ve Miras Avukatı Değerlendirmesi</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Bu karar, miras bırakanın borçlarının mirasçıların kaderini otomatik olarak belirlemediğini gösteriyor. Tereke borca batıksa, yani borçlar mal varlığını aşıyorsa, miras kanun gereği reddedilmiş sayılır ve mirasçı bu durumu her zaman ileri sürebilir. Üç aylık ret süresini kaçırmış olmak dahi, borca batıklık halinde mirasçıyı borçtan kurtaran hükmen ret yolunu kapatmaz. Miras hukukunda doğru adımı atmak, çoğu zaman terekenin gerçek durumunu bilmekten ve zamanında hareket etmekten geçer. Borçlu bir mirasla karşılaşıldığında, terekeye dokunmadan önce alınacak bir hukuki değerlendirme, mirasçıyı büyük bir yükün altına girmekten koruyabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Miras hukukunda hak ve sürelerin önemine dair benzer bir değerlendirme için <a href="https://kizildaghukuk.com/olunceye-kadar-bakma-muvazaa/">ölünceye kadar bakma sözleşmesi ve muvazaaya ilişkin yazımıza</a> göz atabilirsiniz.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Karar künyesi: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, T. 15.06.2026, E. 2025/5035, K. 2026/3201. Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır, somut uyuşmazlığınız için hukuki danışmanlık almanız önerilir.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Miras hukukuna dair diğer yazılarımız için:</strong> <a href="https://kizildaghukuk.com/makaleler/miras-hukuku/">Miras Hukuku makaleleri</a></p>
<p><a href="https://kizildaghukuk.com/mirasin-hukmen-reddi-borca-batik-tereke/">Ölen Yakınımın Borçları Bana Kalır mı? Mirasın Hükmen Reddi (2026 Yargıtay Kararı)</a> yazısı ilk önce <a href="https://kizildaghukuk.com">KIZILDAĞ HUKUK B&Uuml;ROSU</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesiyle Yapılan Mal Devri Ne Zaman İptal Olur? (2026 Yargıtay Kararı)</title>
		<link>https://kizildaghukuk.com/olunceye-kadar-bakma-muvazaa/</link>
					<comments>https://kizildaghukuk.com/olunceye-kadar-bakma-muvazaa/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 09 Aug 2026 10:23:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Miras Hukuku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kizildaghukuk.com/?p=1028</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yaşlı bir kişinin, kendisine bakması karşılığında malını bir yakınına devretmesi hayatta sık görülür. Buna hukukta ölünceye kadar bakma sözleşmesi denir. [&#8230;]</p>
<p><a href="https://kizildaghukuk.com/olunceye-kadar-bakma-muvazaa/">Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesiyle Yapılan Mal Devri Ne Zaman İptal Olur? (2026 Yargıtay Kararı)</a> yazısı ilk önce <a href="https://kizildaghukuk.com">KIZILDAĞ HUKUK B&Uuml;ROSU</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Yaşlı bir kişinin, kendisine bakması karşılığında malını bir yakınına devretmesi hayatta sık görülür. Buna hukukta ölünceye kadar bakma sözleşmesi denir. Peki bu sözleşme her zaman geçerli midir, yoksa diğer mirasçılar sonradan iptalini isteyebilir mi? Yargıtay 1. Hukuk Dairesi&#8217;nin 12 Mayıs 2026 tarihli, 2025/5842 E., 2026/3896 K. kararı bu soruya çok net bir cevap veriyor.</p>



<h2 class="wp-block-heading">1. Karara Konu Olan Olay</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Dört kardeşten biri olan kişi, 2018 yılında çocuğu olmadan vefat ediyor. Ölümünden önce, 2017 yılında sahip olduğu üç taşınmazın tamamını, yani iki tarla ile bir avlulu ev ve ahırı, ölünceye kadar bakma sözleşmesiyle kardeşlerinden birine devretmişti. Vefatın ardından diğer kardeşler dava açtı. İddiaları şuydu: bu sözleşme gerçek bir bakım ilişkisine dayanmıyordu, amaç malı diğer mirasçılardan kaçırmaktı, yani işlem muvazaalıydı. Dosyadan anlaşıldığına göre muris devir tarihinde 68 yaşındaydı, kendi emekli maaşı ve başka geliri vardı, üstelik devrettiği taşınmazlar traktörü dışındaki tüm malvarlığını oluşturuyordu.</p>



<h2 class="wp-block-heading">2. İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemesi Süreci</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Yerel mahkeme dosyayı ayrıntılı biçimde inceledi. Murisin yaşı, sağlık durumu, gelir kaynakları ve aile ilişkileri birlikte değerlendirildi. Mahkemeye göre eğer amaç gerçekten bakılıp gözetilmek olsaydı, muris malvarlığının yalnızca bir kısmını devrederek de bu ihtiyacını karşılayabilirdi. Oysa neredeyse tüm taşınmazlarını tek bir kardeşine bırakmıştı. Bu tablo, sözleşmenin arkasında bakım amacının değil, diğer mirasçılardan mal kaçırma düşüncesinin bulunduğunu gösteriyordu. Bölge Adliye Mahkemesi de aynı gerekçeyle davalının başvurusunu reddetti.</p>



<h2 class="wp-block-heading">3. Yargıtay&#8217;ın Kararı ve Gerekçesi</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, 12 Mayıs 2026 tarihli kararıyla yerel mahkemenin değerlendirmesini onadı. Dairenin benimsediği ölçüt şu oldu: ölünceye kadar bakma sözleşmesi tek başına geçersiz bir işlem değildir, ancak devredilen malın değeri bakım borcunun karşılığını açıkça aşıyorsa ve kişinin gerçekte bakıma ihtiyacı yoksa, bu durum işlemin muvazaalı olduğunu gösterebilir. Somut olayda murisin kendi geliri bulunması, bakım borcunun yerine getirilmediği yönünde bir iddianın olmaması ve malvarlığının tamamının devredilmiş olması bir arada değerlendirildi. Sonuçta devrin makul sınırların dışına çıktığı, gerçek amacın mal kaçırmak olduğu kabul edildi ve tapunun iptaline karar verildi.</p>



<h2 class="wp-block-heading">4. İlgili Hukuki İlke: Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi ve Muris Muvazaası</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Ölünceye kadar bakma sözleşmesi, bir kişinin kendisine ölene kadar bakılması karşılığında bir malını karşı tarafa devretmesini sağlayan, kanunda düzenlenmiş geçerli bir sözleşmedir. Muris muvazaası ise mirasbırakanın, mirasçılarından mal kaçırmak amacıyla gerçekte bağış olan bir işlemi satış ya da bakım sözleşmesi gibi göstermesidir. Bu iki kurum uygulamada sıklıkla karşı karşıya gelir. Mahkemeler bir devrin gerçek bir bakım ilişkisine mi dayandığını, yoksa mal kaçırma amacı mı taşıdığını belirlerken şu ölçütlere bakar: murisin bakıma gerçekten ihtiyacı var mıydı, devredilen malın değeri bakım borcuyla orantılı mıydı, muris malvarlığının ne kadarını devretmişti, taraflar arasında gerçek bir bakım ilişkisi kurulmuş muydu. Bu ölçütler bir arada değerlendirilir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">5. Yapılan En Yaygın Hata</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Uygulamada en sık yapılan hata, ölünceye kadar bakma sözleşmesinin her koşulda dokunulmaz olduğunun sanılmasıdır. Malını devreden kişi de, devralan kişi de bu sözleşmenin sonradan iptal edilemeyeceğini düşünür. Oysa bu karardan görüldüğü gibi, kişinin bakıma ihtiyacı yoksa ve malvarlığının tamamını ya da çok büyük kısmını devrediyorsa, sözleşme muvazaa nedeniyle iptal edilebilir. Bir diğer hata, gerçek bir bakım ilişkisinin belgelenmemesidir. Bakımın fiilen yapıldığını gösteren tanık, harcama kaydı ve benzeri deliller, ileride açılacak bir davada devralan kişiyi korur. Diğer mirasçılar açısından ise unutulmaması gereken nokta şudur: muvazaa iddiası ciddi ve somut delillerle desteklenmelidir, kuru bir iddia yeterli olmaz.</p>



<h2 class="wp-block-heading">6. Pratik Tavsiyeler</h2>



<ul class="wp-block-list">
<li>Ölünceye kadar bakma sözleşmesi yaparken, kişinin gerçekten bakıma ihtiyacı olup olmadığını göz önünde bulundurun. Bakım ihtiyacı yoksa işlem tartışmaya açık hale gelir.</li>
<li>Devredilen malın değerinin bakım borcuyla orantılı olmasına dikkat edin. Kişinin tüm malvarlığını devretmesi, muvazaa şüphesini güçlendirir.</li>
<li>Bakımın fiilen yapıldığını gösteren delilleri saklayın. Sağlık harcamaları, ortak yaşam, tanık beyanları ileride önem taşır.</li>
<li>Mirasçıysanız ve bir devrin mal kaçırma amacı taşıdığını düşünüyorsanız, iddianızı somut delillerle desteklemeye hazır olun.</li>
<li>Hem devreden hem devralan taraf için, sözleşme öncesinde hukuki değerlendirme almak ileride yaşanabilecek uyuşmazlıkları baştan önler.</li>
</ul>



<h2 class="wp-block-heading">7. Sonuç ve Miras Avukatı Değerlendirmesi</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Bu karar, ölünceye kadar bakma sözleşmesinin geçerli ama sınırsız bir yol olmadığını gösteriyor. Sözleşme, gerçek bir bakım ilişkisine dayandığı ve devredilen malın değeri bakım borcuyla orantılı olduğu sürece korunur. Ancak kişinin bakıma ihtiyacı yoksa ve malvarlığının tamamı bir mirasçıya bırakılıyorsa, diğer mirasçılar muvazaa nedeniyle iptal davası açabilir. Miras uyuşmazlıklarında sonuç, çoğu zaman işlemin gerçek amacının doğru okunmasına bağlıdır. Böyle bir devir söz konusu olduğunda, hem malını devretmek isteyen kişi hem de hakkını arayan mirasçılar için erken bir hukuki değerlendirme, ileride yıllar sürecek davaların önüne geçebilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Miras ve aile ilişkilerinde belgelerin ve sürelerin önemine dair benzer bir değerlendirme için <a href="https://kizildaghukuk.com/vasiyetin-iptali-hak-dusurucu-sure/">vasiyetin iptali ve hak düşürücü süreye ilişkin yazımıza</a> göz atabilirsiniz.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Karar künyesi: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, T. 12.05.2026, E. 2025/5842, K. 2026/3896. Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır, somut uyuşmazlığınız için hukuki danışmanlık almanız önerilir.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Miras hukukuna dair diğer yazılarımız için:</strong> <a href="https://kizildaghukuk.com/makaleler/miras-hukuku/">Miras Hukuku makaleleri</a></p>
<p><a href="https://kizildaghukuk.com/olunceye-kadar-bakma-muvazaa/">Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesiyle Yapılan Mal Devri Ne Zaman İptal Olur? (2026 Yargıtay Kararı)</a> yazısı ilk önce <a href="https://kizildaghukuk.com">KIZILDAĞ HUKUK B&Uuml;ROSU</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://kizildaghukuk.com/olunceye-kadar-bakma-muvazaa/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
