Yaşlı bir kişinin, kendisine bakması karşılığında malını bir yakınına devretmesi hayatta sık görülür. Buna hukukta ölünceye kadar bakma sözleşmesi denir. Peki bu sözleşme her zaman geçerli midir, yoksa diğer mirasçılar sonradan iptalini isteyebilir mi? Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin 12 Mayıs 2026 tarihli, 2025/5842 E., 2026/3896 K. kararı bu soruya çok net bir cevap veriyor.
1. Karara Konu Olan Olay
Dört kardeşten biri olan kişi, 2018 yılında çocuğu olmadan vefat ediyor. Ölümünden önce, 2017 yılında sahip olduğu üç taşınmazın tamamını, yani iki tarla ile bir avlulu ev ve ahırı, ölünceye kadar bakma sözleşmesiyle kardeşlerinden birine devretmişti. Vefatın ardından diğer kardeşler dava açtı. İddiaları şuydu: bu sözleşme gerçek bir bakım ilişkisine dayanmıyordu, amaç malı diğer mirasçılardan kaçırmaktı, yani işlem muvazaalıydı. Dosyadan anlaşıldığına göre muris devir tarihinde 68 yaşındaydı, kendi emekli maaşı ve başka geliri vardı, üstelik devrettiği taşınmazlar traktörü dışındaki tüm malvarlığını oluşturuyordu.
2. İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemesi Süreci
Yerel mahkeme dosyayı ayrıntılı biçimde inceledi. Murisin yaşı, sağlık durumu, gelir kaynakları ve aile ilişkileri birlikte değerlendirildi. Mahkemeye göre eğer amaç gerçekten bakılıp gözetilmek olsaydı, muris malvarlığının yalnızca bir kısmını devrederek de bu ihtiyacını karşılayabilirdi. Oysa neredeyse tüm taşınmazlarını tek bir kardeşine bırakmıştı. Bu tablo, sözleşmenin arkasında bakım amacının değil, diğer mirasçılardan mal kaçırma düşüncesinin bulunduğunu gösteriyordu. Bölge Adliye Mahkemesi de aynı gerekçeyle davalının başvurusunu reddetti.
3. Yargıtay’ın Kararı ve Gerekçesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, 12 Mayıs 2026 tarihli kararıyla yerel mahkemenin değerlendirmesini onadı. Dairenin benimsediği ölçüt şu oldu: ölünceye kadar bakma sözleşmesi tek başına geçersiz bir işlem değildir, ancak devredilen malın değeri bakım borcunun karşılığını açıkça aşıyorsa ve kişinin gerçekte bakıma ihtiyacı yoksa, bu durum işlemin muvazaalı olduğunu gösterebilir. Somut olayda murisin kendi geliri bulunması, bakım borcunun yerine getirilmediği yönünde bir iddianın olmaması ve malvarlığının tamamının devredilmiş olması bir arada değerlendirildi. Sonuçta devrin makul sınırların dışına çıktığı, gerçek amacın mal kaçırmak olduğu kabul edildi ve tapunun iptaline karar verildi.
4. İlgili Hukuki İlke: Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi ve Muris Muvazaası
Ölünceye kadar bakma sözleşmesi, bir kişinin kendisine ölene kadar bakılması karşılığında bir malını karşı tarafa devretmesini sağlayan, kanunda düzenlenmiş geçerli bir sözleşmedir. Muris muvazaası ise mirasbırakanın, mirasçılarından mal kaçırmak amacıyla gerçekte bağış olan bir işlemi satış ya da bakım sözleşmesi gibi göstermesidir. Bu iki kurum uygulamada sıklıkla karşı karşıya gelir. Mahkemeler bir devrin gerçek bir bakım ilişkisine mi dayandığını, yoksa mal kaçırma amacı mı taşıdığını belirlerken şu ölçütlere bakar: murisin bakıma gerçekten ihtiyacı var mıydı, devredilen malın değeri bakım borcuyla orantılı mıydı, muris malvarlığının ne kadarını devretmişti, taraflar arasında gerçek bir bakım ilişkisi kurulmuş muydu. Bu ölçütler bir arada değerlendirilir.
5. Yapılan En Yaygın Hata
Uygulamada en sık yapılan hata, ölünceye kadar bakma sözleşmesinin her koşulda dokunulmaz olduğunun sanılmasıdır. Malını devreden kişi de, devralan kişi de bu sözleşmenin sonradan iptal edilemeyeceğini düşünür. Oysa bu karardan görüldüğü gibi, kişinin bakıma ihtiyacı yoksa ve malvarlığının tamamını ya da çok büyük kısmını devrediyorsa, sözleşme muvazaa nedeniyle iptal edilebilir. Bir diğer hata, gerçek bir bakım ilişkisinin belgelenmemesidir. Bakımın fiilen yapıldığını gösteren tanık, harcama kaydı ve benzeri deliller, ileride açılacak bir davada devralan kişiyi korur. Diğer mirasçılar açısından ise unutulmaması gereken nokta şudur: muvazaa iddiası ciddi ve somut delillerle desteklenmelidir, kuru bir iddia yeterli olmaz.
6. Pratik Tavsiyeler
- Ölünceye kadar bakma sözleşmesi yaparken, kişinin gerçekten bakıma ihtiyacı olup olmadığını göz önünde bulundurun. Bakım ihtiyacı yoksa işlem tartışmaya açık hale gelir.
- Devredilen malın değerinin bakım borcuyla orantılı olmasına dikkat edin. Kişinin tüm malvarlığını devretmesi, muvazaa şüphesini güçlendirir.
- Bakımın fiilen yapıldığını gösteren delilleri saklayın. Sağlık harcamaları, ortak yaşam, tanık beyanları ileride önem taşır.
- Mirasçıysanız ve bir devrin mal kaçırma amacı taşıdığını düşünüyorsanız, iddianızı somut delillerle desteklemeye hazır olun.
- Hem devreden hem devralan taraf için, sözleşme öncesinde hukuki değerlendirme almak ileride yaşanabilecek uyuşmazlıkları baştan önler.
7. Sonuç ve Miras Avukatı Değerlendirmesi
Bu karar, ölünceye kadar bakma sözleşmesinin geçerli ama sınırsız bir yol olmadığını gösteriyor. Sözleşme, gerçek bir bakım ilişkisine dayandığı ve devredilen malın değeri bakım borcuyla orantılı olduğu sürece korunur. Ancak kişinin bakıma ihtiyacı yoksa ve malvarlığının tamamı bir mirasçıya bırakılıyorsa, diğer mirasçılar muvazaa nedeniyle iptal davası açabilir. Miras uyuşmazlıklarında sonuç, çoğu zaman işlemin gerçek amacının doğru okunmasına bağlıdır. Böyle bir devir söz konusu olduğunda, hem malını devretmek isteyen kişi hem de hakkını arayan mirasçılar için erken bir hukuki değerlendirme, ileride yıllar sürecek davaların önüne geçebilir.
Miras ve aile ilişkilerinde belgelerin ve sürelerin önemine dair benzer bir değerlendirme için vasiyetin iptali ve hak düşürücü süreye ilişkin yazımıza göz atabilirsiniz.
Karar künyesi: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, T. 12.05.2026, E. 2025/5842, K. 2026/3896. Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır, somut uyuşmazlığınız için hukuki danışmanlık almanız önerilir.
Miras hukukuna dair diğer yazılarımız için: Miras Hukuku makaleleri

Geri bildirim: Ölen Yakınımın Borçları Bana Kalır mı? Mirasın Hükmen Reddi (2026 Yargıtay Kararı) - KIZILDAĞ HUKUK BÜROSU
Geri bildirim: Şirket Hissesini Bir Mirasçıya Devretmek Mal Kaçırma mı? Muvazaa (2026 Yargıtay Kararı) - KIZILDAĞ HUKUK BÜROSU