Sözleşmenin karşı tarafı borcunu yerine getirmiyorsa, borçluya uygun bir süre verdikten sonra üç seçeneğiniz olur: birincisi, sözleşmeyi ayakta tutup aynen ifayı ve gecikme tazminatını istemek; ikincisi, ifadan vazgeçip ifa yerine tazminat (müspet zarar) istemek; üçüncüsü, sözleşmeden dönerek menfi zararı istemek. En önemlisi, ikinci ya da üçüncü yolu seçtiğinizi karşı tarafa gecikmeden bildirmeniz gerekir. Sözleşmeden dönme ise çoğu zaman en dezavantajlı yoldur.
Bir sözleşme yaptınız, ama karşı taraf üzerine düşeni yapmıyor. Malı teslim etmiyor, işi bitirmiyor ya da parayı ödemiyor. Böyle bir durumda ne yapabileceğinizi bilmek, hem haklarınızı korumak hem de en avantajlı yolu seçmek açısından çok önemlidir. Türk Borçlar Kanunu, borçlu temerrüde düştüğünde, yani borcunu zamanında yerine getirmediğinde, alacaklıya üç seçimlik hak tanır. Ancak bu hakların hangisinin seçileceği ve nasıl kullanılacağı, sonucu tamamen değiştirir. Bu yazıda sözleşmeye uymayan tarafa karşı alacaklının seçimlik haklarını ve en sık yapılan hatayı ele alıyoruz.
Önce Temerrüt ve Süre Verme
Seçimlik hakları kullanabilmek için önce borçlunun temerrüde düşmüş olması gerekir. Temerrüt, borcun vadesi geldiği halde ödenmemesi ve kural olarak alacaklının ihtar göndermesiyle ortaya çıkar. Borç belirli bir günde ifa edilecekse, o günün geçmesiyle temerrüt kendiliğinden oluşur ve ayrıca ihtara gerek kalmaz. Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde, borçlu temerrüde düştükten sonra alacaklı, kural olarak borçluya borcunu yerine getirmesi için uygun bir süre verir. Bu süre içinde borç yine ifa edilmezse ya da baştan süre verilmesini gerektirmeyen bir durum varsa, alacaklının üç seçimlik hakkı devreye girer. Bazı hallerde süre vermeye gerek yoktur, örneğin borçlu borcu ifa etmeyeceğini açıkça bildirmişse ya da ifa artık alacaklı için yararsız hale gelmişse.
Birinci Yol: Aynen İfa ve Gecikme Tazminatı
İlk ve çoğu zaman en avantajlı yol, sözleşmeyi ayakta tutarak borcun aynen yerine getirilmesini istemektir. Bu durumda alacaklı, borçludan asıl edimin ifasını, yani malı teslim etmesini ya da işi bitirmesini talep eder. Bunun yanında, gecikme yüzünden uğradığı zararın da giderilmesini, yani gecikme tazminatını ister. Bu yolun önemli bir avantajı vardır. Sözleşme ayakta kaldığı için, sözleşmedeki cezai şart, kefalet, rehin gibi güvenceler de geçerliliğini korur ve alacaklı bunlara başvurabilir. Ayrıca alacaklı, başka bir seçim yapmadığı sürece kural olarak bu yolda kabul edilir. Yani bir tercih bildirmezseniz, hukuken aynen ifayı istediğiniz varsayılır.
İkinci Yol: İfa Yerine Tazminat (Müspet Zarar)
İkinci yol, alacaklının aynen ifadan vazgeçip, sözleşmenin hiç ya da gereği gibi yerine getirilmemesinden doğan zararının giderilmesini istemesidir. Buna müspet zarar ya da olumlu zarar denir. Burada alacaklı, sözleşme yerine getirilseydi elde edeceği menfaatin karşılığını ister. Bu yolun da önemli bir avantajı vardır. Sözleşme hukuken ayakta kaldığı için, cezai şart ve diğer güvenceler yine talep edilebilir. Ancak dikkat edilmesi gereken kritik bir nokta vardır. Alacaklı, aynen ifadan vazgeçip bu yola geçtiğini borçluya gecikmeden, derhal bildirmek zorundadır. Bu bildirim yapılmazsa, alacaklının hâlâ aynen ifayı beklediği kabul edilebilir.
Üçüncü Yol: Sözleşmeden Dönme (Neden Son Çare?)
Üçüncü yol, sözleşmeden dönmektir. Bu halde sözleşme geriye etkili olarak, yani kurulduğu andan itibaren ortadan kalkar. Taraflar birbirlerine verdiklerini geri isterler ve alacaklı, sözleşmenin hükümsüz kalması yüzünden uğradığı menfi zararını, yani olumsuz zararını talep edebilir. Menfi zarar, sözleşmeyi yapmasaydı uğramayacağı zarardır, örneğin sözleşme için yaptığı masraflar ya da başka biriyle sözleşme yapma fırsatını kaçırması. İşte burada çok önemli bir uyarı vardır. Sözleşmeden dönme çoğu zaman en dezavantajlı yoldur. Çünkü sözleşme ortadan kalktığı için, ona bağlı cezai şart, kefalet, rehin gibi tüm güvenceler de sona erer ve alacaklı bu haklarını kaybeder. Ayrıca müspet zarar genellikle menfi zarardan daha yüksek olur. Örneğin bir taşınmaz satış vaadinde, sözleşmeden dönerseniz taşınmazın güncel değerini isteyemezsiniz, sadece ödediğiniz paranın iadesini alırsınız. Oysa sözleşmeyi ayakta tutup müspet zarar isteseydiniz, taşınmazın rayiç değerini talep edebilirdiniz. Bu nedenle sözleşmeden dönme, ancak diğer yolların işe yaramayacağı durumlarda başvurulacak son çare olarak değerlendirilmelidir.
Sık Yapılan Hatalar ve Pratik Tavsiyeler
En sık ve en ağır sonuç doğuran hata, seçimlik hakkın geç ve karışık kullanılmasıdır. Alacaklı hangi yolu seçtiğini net biçimde ortaya koymalı ve özellikle ifadan vazgeçiyorsa bunu derhal bildirmelidir. İkinci yaygın hata, düşünmeden sözleşmeden dönmektir. Bu, hem cezai şart gibi güvenceleri kaybettirir hem de çoğu zaman daha düşük bir tazminatla sonuçlanır. Üçüncü hata, temerrüt ve süre verme adımlarının usulüne uygun yapılmamasıdır. Pratik öneriler şöyle sıralanabilir. Karşı taraf sözleşmeye uymuyorsa, önce durumu ve haklarınızı doğru tespit ettirin. Aceleyle sözleşmeden dönmeyin, çoğu zaman sözleşmeyi ayakta tutmak daha avantajlıdır. Hangi yolu seçerseniz seçin, tercihinizi yazılı ve açık biçimde, gecikmeden karşı tarafa bildirin. İhtar ve bildirimleri belgeleyin. Hangi yolun sizin için en avantajlı olduğunu belirlemek için sürecin başında hukuki destek alın.
Sıkça Sorulan Sorular
Karşı taraf sözleşmeye uymazsa hangi haklarım var?
Üç seçimlik hakkınız vardır: sözleşmeyi ayakta tutup aynen ifa ve gecikme tazminatı istemek, ifadan vazgeçip ifa yerine tazminat (müspet zarar) istemek ya da sözleşmeden dönerek menfi zararı istemek. Bu haklardan birini seçersiniz.
Sözleşmeden dönmek neden dezavantajlı olabilir?
Sözleşmeden dönünce sözleşme geriye etkili sona erer ve ona bağlı cezai şart, kefalet, rehin gibi güvenceler de düşer. Ayrıca müspet zarar genellikle menfi zarardan yüksek olduğu için, dönmek çoğu zaman daha az tazminatla sonuçlanır.
Seçimlik hakkı ne zaman bildirmeliyim?
Aynen ifadan vazgeçip ifa yerine tazminat ya da sözleşmeden dönme yoluna geçecekseniz, bu tercihinizi karşı tarafa gecikmeden, derhal bildirmeniz gerekir. Geç bildirim, sizin hâlâ aynen ifayı beklediğinizin kabulüne yol açabilir.
Tazminat için karşı tarafın kusuru gerekir mi?
Evet. Müspet ya da menfi zarar tazminatı için borçlunun kusuru aranır. Ancak borçlu, temerrüde düşmekte kusuru olmadığını ispat ederse tazminat ödemekten kurtulabilir. Gecikme tazminatı da kusura bağlıdır.
Ticari ilişkilerde alacak ve sözleşme ihlaline dair bir başka değerlendirme için fatura alacağının tahsiline ilişkin yazımıza göz atabilirsiniz.
İlgili mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 123, 124, 125. Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır, somut uyuşmazlığınız için hukuki danışmanlık almanız önerilir.
Sözleşme hukukuna dair diğer yazılarımız için: Sözleşme Hukuku makaleleri
Bu hukuki makale, İstanbul Barosu’na 42717 sicil numarasıyla kayıtlı Avukat Ümit Kızıldağ tarafından güncel mevzuata uygun olarak incelenmiş ve kaleme alınmıştır.
