Malınızı, teminat göstermek ya da güven duyduğunuz için geçici olarak bir başkasına devrettiyseniz ve şartlar gerçekleştiği halde geri verilmiyorsa, inançlı işleme dayalı tapu iptali ve tescil davası açarak malınızı geri alabilirsiniz. Ancak en kritik nokta ispattır: inançlı işlem, kural olarak yalnızca yazılı delille kanıtlanır, tanık tek başına yeterli değildir.
Günlük hayatta insanlar bazen mallarını, gerçekte tam mülkiyetini devretmek istemedikleri halde, belli bir amaç için bir başkasının üzerine geçirir. Örneğin bir kişi, kredi çekebilmek ya da malını korumak amacıyla taşınmazını güvendiği birine devreder ve amaç gerçekleşince geri alacağı konusunda anlaşır. Buna hukukta inançlı işlem ya da inanç sözleşmesi denir. Peki devrettiğiniz kişi malı geri vermezse ne olur? Bu yazıda inançlı işlemin ne olduğunu, tapu iptali davasını ve bu davalardaki en kritik konu olan ispatı güncel bir Yargıtay kararı ışığında ele alıyoruz.
İnançlı İşlem (İnanç Sözleşmesi) Nedir?
İnançlı işlem, bir kişinin, malının mülkiyetini belirli bir amaçla ve geri alma şartıyla bir başkasına devretmesidir. İşlemin iki tarafı vardır. Malını devreden kişiye inanan, malı devralan kişiye ise inanılan denir. İnanan, malını inanılana devreder, ancak amaç malı ona tam ve kalıcı olarak vermek değildir. Amaç, bir teminat oluşturmak ya da malın belirli bir süre yönetilmesini sağlamak gibi sınırlı bir hedeftir. Amaç gerçekleştiğinde ya da kararlaştırılan süre dolduğunda, inanılan malı inanana geri vermekle yükümlüdür. En tipik örnek, bir kişinin kredi çekebilmek için taşınmazını güvendiği birine devretmesi ve borç ödendikten sonra geri almasıdır. İnançlı işlem hukukumuzda ayrı bir kanun maddesiyle düzenlenmemiştir, ancak sözleşme özgürlüğü ilkesi gereği geçerli kabul edilir. Dayanağını 05.02.1947 tarihli ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile yerleşik içtihat oluşturur.
Mal Geri Verilmezse: Tapu İptali ve Tescil Davası
İnanılan, yani malı devralan kişi, kararlaştırılan şart gerçekleştiği halde malı geri vermeye yanaşmazsa, inanç sözleşmesine aykırı davranmış olur. Bu durumda inanan, tapu iptali ve tescil davası açarak malının kendisine geri verilmesini isteyebilir. Bu dava, taşınmazın aynına ilişkin yolsuz tescile değil, inanç sözleşmesinden doğan kişisel hakka dayanır. Yani inanan, aramızda bir inanç sözleşmesi vardı, mal bana iade edilmeliydi diyerek talepte bulunur. Davanın kabul edilmesi halinde inanılan adına olan tapu kaydı iptal edilir ve taşınmaz yeniden inanan adına tescil edilir. Ancak bu sonuca ulaşmanın önündeki en büyük engel, çoğu zaman ispat meselesidir.
En Kritik Konu: Yazılı Delil Şartı
İnançlı işlem davalarının kaderini belirleyen en önemli kural, ispata ilişkindir. 05.02.1947 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca, inançlı işlem iddiası kural olarak yazılı delille ispatlanmalıdır. Yani taşınmaz güven ilişkisine dayanarak devredilmiş olsa bile, bunu yalnızca tanık dinleterek ispatlamak mümkün değildir. İspat için, tarafların imzasını taşıyan ve inanç ilişkisini gösteren yazılı bir belge gerekir. Bu belgenin devir anında düzenlenmiş olması şart değildir, devirden sonra düzenlenmiş olsa bile tarafların imzasını taşıyorsa ve karşı tarafça kabul ediliyorsa yeterli sayılır. Yazılı bir inanç sözleşmesi yoksa, yazılı delil başlangıcı niteliğindeki belgeler devreye girer. Karşı tarafça verilmiş ya da gönderilmiş, iddiayı olası gösteren bir mektup, banka dekontu ya da benzeri bir belge yazılı delil başlangıcı sayılabilir ve bu durumda tanık dinlenmesi de mümkün olur. Ne yazılı delil ne de delil başlangıcı varsa, son çare olarak karşı tarafa yemin teklif edilebilir.
Güncel Yargıtay Kararı ve Zamanaşımı
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin 11 Haziran 2025 tarihli, 2024/2762 E., 2025/2939 K. sayılı kararı bu ilkeleri güncel biçimde teyit etmektedir. Kararda, inanç sözleşmesinin inanan ile inanılan arasında yapılan, hak ve borçları belirleyen, devredilen hakkın geri verilme şartlarını içeren borçlandırıcı bir işlem olduğu ve 05.02.1947 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca inançlı işleme dayalı iddianın yazılı delille kanıtlanması gerektiği vurgulanmıştır. Zamanaşımı konusunda ise şu husus önemlidir. İnanç sözleşmesinden doğan iade talebi kişisel hakka dayandığı için, kural olarak on yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Bu süre, malın iade edilmesi gereken tarihten itibaren işlemeye başlar. Bu nedenle inanılanın iadeden kaçındığı andan itibaren süreyi takip etmek ve vakit kaybetmemek büyük önem taşır.
Sık Yapılan Hatalar ve Pratik Tavsiyeler
En sık ve en ağır sonuç doğuran hata, inanç ilişkisini hiçbir yazılı belgeye dayandırmadan, yalnızca güvene ve söze dayanarak kurmaktır. Yazılı bir belge olmadığında, mal fiilen sizin olsa bile davayı ispatlamak çok zorlaşır. İkinci hata, elde bulunan yazılı belgelerin, dekontların ve yazışmaların saklanmamasıdır. Banka dekontları, mesajlar ve mektuplar delil başlangıcı olarak davanın seyrini değiştirebilir. Üçüncü hata, on yıllık zamanaşımı süresinin göz ardı edilmesidir. Pratik öneriler şöyle sıralanabilir. Malınızı geçici olarak devredecekseniz, aranızdaki inanç ilişkisini mutlaka tarafların imzasını taşıyan yazılı bir belgeyle kayıt altına alın. Devir amacını, geri verme şartını ve süreyi bu belgede açıkça belirtin. Devirle ilgili tüm ödeme ve yazışma kayıtlarını saklayın. İade talebiniz reddedildiğinde süreyi kaçırmadan harekete geçin. Sürecin başında hukuki destek alın.
Sıkça Sorulan Sorular
İnançlı işlem nedir?
İnançlı işlem, bir kişinin malını belirli bir amaçla ve geri alma şartıyla bir başkasına devretmesidir. Malı devreden inanan, devralan inanılandır. Amaç gerçekleşince ya da süre dolunca inanılan malı geri vermekle yükümlüdür. En tipik örnek kredi için taşınmazı geçici devretmektir.
İnançlı işlem nasıl ispatlanır?
Kural olarak yazılı delille ispatlanır. Tanık tek başına yeterli değildir. Tarafların imzasını taşıyan bir inanç sözleşmesi gerekir. Yazılı belge yoksa, banka dekontu veya mektup gibi yazılı delil başlangıcı varsa tanık da dinlenebilir; o da yoksa yemin teklif edilebilir.
İnançlı işlemde geri verme davası zamanaşımına tabi mi?
Evet. İnanç sözleşmesinden doğan iade talebi kişisel hakka dayandığı için kural olarak on yıllık zamanaşımına tabidir. Süre, malın iade edilmesi gereken tarihten itibaren işler.
Sadece tanıkla inançlı işlemi ispatlayabilir miyim?
Kural olarak hayır. Yazılı delil ya da en azından yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir belge olmadan, tek başına tanık beyanıyla inançlı işlemi ispatlamak mümkün değildir. Bu nedenle yazılı belge büyük önem taşır.
Taşınmaz devri ve tapu iptaline dair bir başka değerlendirme için vekaletin kötüye kullanılmasına ilişkin yazımıza göz atabilirsiniz.
Karar künyesi: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, T. 11.06.2025, E. 2024/2762, K. 2025/2939. İlgili içtihat: 05.02.1947 tarihli ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı. Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır, somut uyuşmazlığınız için hukuki danışmanlık almanız önerilir.
Gayrimenkul hukukuna dair diğer yazılarımız için: Gayrimenkul Hukuku makaleleri
Bu hukuki makale, İstanbul Barosu’na 42717 sicil numarasıyla kayıtlı Avukat Ümit Kızıldağ tarafından güncel mevzuata uygun olarak incelenmiş ve kaleme alınmıştır.
