Bir konutu kiracısıyla birlikte, kendi oturma ihtiyacı için satın alan yeni malik düşünün: elinde kiracının imzaladığı bir tahliye taahhütnamesi var, üstelik açtığı ihtiyaç nedeniyle tahliye davasını da kazanıyor. Buna rağmen kiracının itiraz, istinaf ve icranın geri bırakılması yollarına başvurmasıyla süreç yıllarca uzuyor; ev ancak cebri icra yoluyla, yaklaşık üç yıl sonra boşaltılıyor — iddiaya göre yıpranmış ve bazı eşyaları sökülmüş hâlde. Ev sahibi bu kez 100.000 TL’lik bir tazminat davası açıyor: fazladan ödediği kiralar, taşınma masrafları ve hor kullanma zararı. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 21.05.2026 tarihli kararıyla kesinleşen sonuç, birçok ev sahibini şaşırtacak nitelikte: her iki talep de reddedildi.
Mahkemeler neden reddetti?
Hor kullanma talebinin düşme sebebi bir usul inceliği: Türk Borçlar Kanunu’nun 335. maddesine göre kiraya veren, kiralananı teslim aldığında durumu gözden geçirmeli ve kiracının sorumlu olduğu eksiklikleri ona hemen, yazılı olarak bildirmelidir. Bu dosyada ev sahibi teslimden yaklaşık üç buçuk ay sonra doğrudan dava açmış, yazılı hasar bildirimi hiç yapılmamıştı. İstinaf mahkemesinin eklediği nüans da dikkat çekici: arabuluculuk başvurusu ve mesaj kayıtları, yazılı hasar bildiriminin yerine geçmez. Geç tahliye talebi ise daha temel bir ilkeye takıldı: kiracının itiraz etmesi, istinafa başvurması ve icranın geri bırakılmasını istemesi, anayasal güvence altındaki savunma hakkının kullanımıdır. Yasal yolların işletilmesi — süreç yıllara yayılsa bile — kira bedeli dışında bir tazminat borcu doğurmaz. Yargıtay bu gerekçelerle kararı oybirliğiyle onadı.
Ev sahipleri ve kiracılar için pratik sonuçlar
Ev sahipleri için birinci ders, teslim gününün bir ritüeli olduğudur: anahtar alınır alınmaz taşınmazın durumu tutanakla ve fotoğrafla kayıt altına alınmalı, kiracının sorumlu olduğu hasarlar gecikmeden yazılı olarak — tercihen noter ihtarıyla — bildirilmeli, gerekirse mahkemeden delil tespiti istenmelidir. Aradan geçen her hafta, en haklı hor kullanma talebini bile eritir. İkinci ders beklenti yönetimidir: tahliye taahhüdü ve kazanılmış bir ihtiyaç davası bile sürecin yarın biteceği anlamına gelmez; kiracının hukuki yollara başvurması tazminat sebebi olmadığından, konut planlaması bu gerçekçi takvime göre yapılmalıdır. Kiracılar açısından ise madalyonun iki yüzü birlikte okunmalı: yasal itiraz ve istinaf hakları meşrudur ve kullanılması yaptırıma bağlanamaz; ancak kiralananı özenle kullanma ve teslim etme borcu bakidir — bu dosyada talebi düşüren şey kiracının kusursuzluğu değil, ev sahibinin bildirim yükümlülüğünü kaçırmasıydı.
Karar künyesi: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, T. 21.05.2026, E. 2025/6254, K. 2026/3320. Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut uyuşmazlığınız için hukuki danışmanlık almanız önerilir.

Geri bildirim: Tahliye Taahhüdünden Sonra Yeni Kira Sözleşmesi Yapılırsa Taahhüt Geçerli mi? (2026 Yargıtay Kararı) - KIZILDAĞ HUKUK BÜROSU
Geri bildirim: Komşu Binanın Ortak Alanını İşgal Ederse Ne Yapılır? Eski Hale Getirme ve Ecrimisil (2026 Yargıtay Kararı) - KIZILDAĞ HUKUK BÜROSU