İki kişi bir börekçi dükkânında el sıkışır: biri hâlihazırda işleyen dükkânını, fırınını ve müşteri çevresini ortaya koyar; diğeri banka havaleleriyle toplam 107.500 TL gönderir. Noterde bir adi ortaklık sözleşmesi de imzalanır. Aradan bir yıl geçmeden ilişki bozulur: para gönderen ortak işyerine alınmadığını, kâr payı ödenmediğini ileri sürer; ihtar ve arabuluculuk sonuç vermez. İş, ortaklığın feshi ve tasfiyesi davasına döner. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 21.05.2026 tarihli güncel kararıyla kesinleşen bu uyuşmazlık, el sıkışarak kurulan ortaklıklar için ders niteliğinde üç ilke barındırıyor.
Mahkemeler ne dedi?
İlk derece mahkemesi, taraflar arasındaki güvenin sarsıldığını tespit ederek ortaklığın feshine ve tasfiyesine karar verdi. Tasfiye hesabında dikkat çeken nokta şuydu: para gönderen ortak, ödemelerini banka dekontlarıyla belge belge ispatladı. Buna karşılık diğer ortak, aldığı bu tutar karşılığında ortaklığa bir katkı sağladığını ya da demirbaş aldığını, mahkemece verilen kesin sürelere rağmen somut hiçbir delille ortaya koyamadı. Sonuç: ortaklığın 2022 yılı zararından düşen pay (yaklaşık 3.700 TL) mahsup edildikten sonra kalan yaklaşık 103.800 TL’nin iadesine hükmedildi. İstinaf başvurusu esastan reddedildi; Yargıtay da tasfiye raporunu denetime elverişli bularak kararı oybirliğiyle onadı.
Karardan çıkan üç pratik ders
Birincisi, dekont en güçlü delildir. Ortaklığa gönderilen her tutarın banka üzerinden ve açıklama satırı doldurularak gönderilmesi, yıllar sonra açılacak bir tasfiye davasının kaderini belirleyebilir. Bu dosyada davayı kazandıran şey büyük sözler değil, havale kayıtlarıydı.
İkincisi, ayni sermaye de yazıya bağlanmalıdır. “Ben işletmeyi, tabelayı, makineleri koydum” savunması, sözleşmede kalem kalem yazılmamış ve belgelenmemişse tasfiye hesabında görünmez kalır. Emeğini ve işletmesini ortaya koyan taraf, bu katkının değerini sözleşme aşamasında tespit ettirmelidir.
Üçüncüsü, ortaklıktan çıkışın güvenli hukuki yolu fesih ve tasfiye davasıdır. Bu dosyada temyiz aşamasında “ortaklık devam ederken konulan sermaye icra takibiyle geri istenemez” itirazı da gündeme geldi; mahkeme somut olayda takibi hukuki yarara uygun bulmakla birlikte, alacağın mükerrer tahsilini önleyecek kayıtla tasfiye hükmü kurdu. Uygulamadaki sağlam zemin, alacağı tasfiye davası içinde talep etmektir.
Adi ortaklık, kuruluşu en kolay, çözülmesi en çetrefilli ortaklık türüdür. Sözleşmeyi noterde imzalamak iyi bir başlangıçtır; ancak sermaye kalemlerinin, kâr paylaşımının ve çıkış senaryosunun açıkça yazılması, bu karardaki gibi yıllar süren yargılamaların en baştan önüne geçebilir.
Karar künyesi: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, T. 21.05.2026, E. 2026/69, K. 2026/3262. Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut uyuşmazlığınız için hukuki danışmanlık almanız önerilir.

Geri bildirim: Şirket Kâr Dağıtmıyorsa Azınlık Ortak Ne Yapabilir? Haklı Sebeple Fesih (2026 Yargıtay Kararı) - KIZILDAĞ HUKUK BÜROSU