Sözleşmelere çoğu zaman, tarafların yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde ödenecek bir cezai şart konulur. Peki bu ceza çok yüksekse, yani fahiş ise, mahkemeden indirim istenebilir mi? Cevap, tarafın tacir olup olmamasına göre değişiyor. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 23 Mart 2026 tarihli, 2026/852 E., 2026/1534 K. kararı, hem bu konuyu hem de işverenin çalışanının eyleminden sorumluluğunu birlikte ele alıyor.
1. Karara Konu Olan Olay
Bir eczacı, Sosyal Güvenlik Kurumu ile imzaladığı eczane protokolü kapsamında çalışıyordu. Eczanede kalfa olarak çalışan bir kişi, eczacının bilgisi dışında sahte reçeteler düzenledi ve bu reçetelerdeki ilaçları üçüncü kişilere satarak menfaat sağladı. Sahte reçetelerin Kuruma fatura edilmesi üzerine, Kurum protokole dayanarak eczacının sözleşmesini feshetti ve yaklaşık 397.768 TL cezai şart uygulanacağını bildirdi. Eczacı buna karşı dava açtı. İddiası şuydu: bu eylemleri kalfası yapmıştı, kendisinin kusuru yoktu, cezaların şahsiliği ilkesi gözetilmeliydi ve bu ceza kendisini ekonomik olarak çökertecek boyuttaydı. Bu nedenle cezanın iptalini, olmazsa indirilmesini talep etti.
2. Tarafların İddia ve Savunmaları
Eczacı, sahte reçeteleri düzenleyenin kendisi olmadığını, çalışanının bilgisi dışında hareket ettiğini ve reçete bedelini Kuruma ödeyerek zararı zaten giderdiğini ileri sürdü. Kurum ise işleminde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığını, protokolün açık olduğunu savunarak davanın reddini istedi. Uyuşmazlığın iki temel sorusu vardı: Birincisi, eczacı çalışanının eyleminden sorumlu tutulabilir mi? İkincisi, tacir olan eczacı bu cezai şartın fahiş olduğunu ileri sürerek indirim isteyebilir mi?
3. Yargıtay’ın Kararı ve Gerekçesi
Yargıtay, iki temel ilkeyi ortaya koydu. Birincisi, adam çalıştıranın sorumluluğudur. Eczacı, çalıştırdığı kalfanın eczanedeki eylemlerinden sorumludur. Sahte reçeteleri bizzat düzenlememiş olması onu kurtarmaz, çünkü Kurumla imzalanan sözleşmenin tarafı kendisidir ve çalışanının işyerindeki fiillerinden sorumlu tutulur. İkincisi, cezai şartta indirim konusudur. Tacir olan bir kişi, kural olarak sözleşmedeki cezai şartın fahiş olduğu gerekçesiyle indirim isteyemez. Çünkü tacir, ticari hayatında basiretli davranmak zorundadır ve imzaladığı sözleşmenin sonuçlarını önceden öngörmesi beklenir. Bu nedenle mahkeme, kural olarak cezadan indirim yapılamayacağını belirtti. Ancak Yargıtay, sonradan eczacı lehine değişen protokol hükümlerinin de değerlendirilmesi gerektiğini belirterek kararı bu yönden bozdu ve dosyanın yeni düzenlemeler ışığında yeniden ele alınmasını istedi.
4. İlgili Hukuki İlke: Cezai Şart, Tacir ve Adam Çalıştıranın Sorumluluğu
Cezai şart, bir borcun hiç ya da gereği gibi yerine getirilmemesi halinde ödenmesi kararlaştırılan bir bedeldir. Türk Borçlar Kanunu, aşırı yüksek cezai şartların hakim tarafından indirilebileceğini kabul eder. Ancak burada önemli bir istisna vardır. Türk Ticaret Kanunu’nun 22. maddesine göre, tacir sıfatını taşıyan borçlu, cezai şartın fahiş olduğunu ileri sürerek indirim talep edemez. Bunun nedeni, tacirin ticari faaliyetinde basiretli bir iş adamı gibi davranma yükümlülüğüdür. Yani tacir, imzaladığı sözleşmedeki cezanın ağırlığını baştan hesaba katmış sayılır. Adam çalıştıranın sorumluluğu ise, bir kişinin çalıştırdığı kişilerin işlerini görürken üçüncü kişilere ya da sözleşmenin karşı tarafına verdiği zararlardan sorumlu olması ilkesidir. İşveren, çalışanının işyerindeki eylemlerinden doğan sonuçlara katlanmak zorundadır.
5. Yapılan En Yaygın Hata
Tacirlerin en sık yaptığı hata, sözleşmedeki cezai şartı önemsememek ve “nasıl olsa fahiş olursa mahkeme indirir” diye düşünmektir. Oysa tacir için bu yol kural olarak kapalıdır. İmzalanan her sözleşmedeki ceza koşulu, olduğu gibi uygulanabilir. İkinci yaygın hata, işletme sahiplerinin çalışanlarının eylemlerinden sorumlu olmayacaklarını sanmalarıdır. Çalışanın işyerinde yaptığı hukuka aykırı bir işlem, çoğu zaman işvereni de bağlar ve maddi sonuç doğurur. Bu nedenle işe alım, denetim ve iç kontrol süreçleri işletmeler için sadece idari değil, hukuki bir korumadır. Sözleşme imzalarken cezai şart maddelerini dikkatle okumak ve müzakere etmek, sonradan telafisi güç sonuçların önüne geçer.
6. Pratik Tavsiyeler
- Tacirseniz, sözleşmedeki cezai şart maddelerini imzalamadan önce dikkatle değerlendirin. Fahiş olduğu gerekçesiyle indirim isteme yolunuz kural olarak kapalıdır.
- Cezai şartın miktarını ve hangi durumlarda uygulanacağını sözleşme aşamasında müzakere edin.
- İşletme sahibiyseniz, çalışanlarınızın eylemlerinden sorumlu olabileceğinizi unutmayın. İç denetim ve kontrol süreçlerine önem verin.
- Çalışanınızın hukuka aykırı bir eylemi ortaya çıktığında, zararı gidermek kadar durumu belgelemek de önemlidir.
- Uzun vadeli ya da yüksek bedelli sözleşmelerde, cezai şart ve sorumluluk maddeleri için önceden hukuki değerlendirme almak ileride büyük kayıpları önler.
7. Sonuç ve Sözleşme Hukuku Avukatı Değerlendirmesi
Bu karar, sözleşme imzalamanın özellikle tacirler için ne kadar dikkat gerektirdiğini gösteriyor. Sözleşmedeki cezai şart, tacir açısından fahiş olsa dahi kural olarak indirilmez, çünkü tacirin basiretli davranması beklenir. Ayrıca işletme sahibi, çalışanının işyerinde yaptığı hukuka aykırı eylemlerden de sorumlu tutulabilir. Bu iki ilke bir arada düşünüldüğünde, sözleşme aşamasında atılacak dikkatli adımların ve iç denetim süreçlerinin önemi ortaya çıkıyor. Ticari ilişkilerde sonradan yaşanacak ağır sonuçların önüne geçmenin yolu, sözleşmeyi imzalamadan önce her maddesini doğru değerlendirmekten geçer.
Ticari ilişkilerde sorumluluk ve yükümlülüklere dair benzer bir değerlendirme için şirket müdürünün sorumluluğuna ilişkin yazımıza göz atabilirsiniz.
Karar künyesi: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, T. 23.03.2026, E. 2026/852, K. 2026/1534. Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır, somut uyuşmazlığınız için hukuki danışmanlık almanız önerilir.
Sözleşme hukukuna dair diğer yazılarımız için: Sözleşme Hukuku makaleleri
